(2942 S. K. m. 13, 14, 15)
Dava: Taraflar arasındaki "kamulaştırma bedelinin artırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Afyon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.06.1997 tarih ve 1996/309 E., 1997/298 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 20.10.1997 tarih ve 1997/8488-9421 sayılı ilamı ile; ( ... Belediye başkanlığından gelen yazılarda dava konusu taşınmazın hem 1/5000 ölçekli nazım imar planında, hem de 1/1000 ölçekli uygulamalı imar planı içinde olduğu, belediye hizmetlerinden yararlanmadığı belirtilmiştir.
Bir taşınmazın aynı anda hem nazım imar planında, hem de uygulamalı imar planında yer almasına olanak yoktur. Çünkü taşınmaz uygulamalı imar planına alındığında artık nazım imar planından çıkarılmış demektir. O nedenle taşınmazın gerçekten değerlendirme tarihi olan 13.09.1995 tarihi itibariyle uygulamalı imar planı içerisinde olup olmadığı saptanmalı; uygulamalı imar planı içerisinde değilse belediye hizmetlerinden yararlanmayan ve etrafı meskûn olmayan yerin sırf nazım imar planında olması nedeniyle arsa sayılamayacağı dikkate alınmalıdır. Değerlendirmenin buna göre yapılması gerekirken, eksik inceleme ile ve çelişik beyanlara rağmen taşınmazın arsa olarak değerlendirilmiş olması doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, kamulaştırma bedelinin artırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, 1/1000'lık uygulama imar planı bulunması nedeniyle, taşınmazın arsa niteliğinde olduğu gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Özel Daire'ce belediye başkanlığının cevaplarında taşınmazın hem 1/5000 ölçekli nazım imar planı, hem de 1/1000 ölçekli uygulama imar planı içinde kaldığının belirtildiğini bir taşınmazın uygulama imar planına alınması halinde, nazım imar planından çıkarılmış olması gerektiğini, bu nedenle dava konusu taşınmazın uygulama imar planı içinde kalıp kalmadığının araştırılarak sonucuna göre niteliğinin saptanması gereğine işaretle mahkeme kararı bozulmuştur.
Hemen belirtelim ki "belediyelerce yapılıp usulünce onaylanarak yürürlüğe konulan nazım imar planı kapsamındaki taşınmazlar, kamulaştırma hukuku yönünden arsa sayılabilir ise de, bu nitelendirmede; nazım imar planının ait olduğu idari birim ( büyükşehir, il, ilçe, köy ) belediye ve mücavir alan sınırları içinde yerleşim ve nüfus yoğunluğu, ulaşım ve altyapı hizmetleri, yerleşim merkezine olan mesafe ile taşınmazın plandaki konumu ve kullanım biçimi gibi unsurlar da göz önünde bulundurulabileceği." 17.04.1998 tarih ve 1996/3 Esas, 1998/1 sayılı İnançları Birleştirme kararı gereğidir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Özel Daire bozma kararına ve yukarıda açıklanan Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı'na uygun işlem ve araştırma yapılarak hüküm kurulmak üzere yerel mahkemenin direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 03.06.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy