(3402 S. K. m. 46, 14)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 29/12/1997 gün ve 1996/339 E. 1997/261 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 5/5/1998 gün ve 1998/1578-1950 sayılı ilamı ile; (... Kadastro sırasında 6592, 6098, 7911, 8179 parsel sayılı sırasıyla 11651, 13391, 48, 12271 ve 8101 m2, yüzölçümlerindeki taşınmazlar ayrı tapu kayıtlarına dayanılarak Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı K. Çakır kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak askı ilan süresi içinde dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazların davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların 4753 sayılı Kanuna göre Hazine adına oluşturulan tapu kaydının kapsamında kaldığı, ancak kaydın oluşturulduğu günde davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunun 46/1. ve 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarını gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de toplanan deliller yetersizdir. Hazineye ait tapu kaydının dayanağı belirtmelik tutanağında dava konusu taşınmazlar üzerinde zilyetliğin 1949 yılında başladığı, bu tarihte A. Çakır, O. Çoban, H. Şahin isimli kişilerin tapuya esas oluşturan toprak tevzi komisyonunun 5655, 5763, 7848, 1866 sayılı parsellerine zilyet olduğu açıklanmıştır. Davacı ile bu kişiler arasındaki miras ya da akit ilişkisi yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulup saptanmamıştır. Belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin ölü ya da sağ olup olmadığı Nüfus Müdürlüğünden sorulmuş, mahkemece belirtmelik bilirkişisi olarak sorulan Y. Atay'ın sağ olduğu belirtilerek Hasan oğlu 11.3.1930 Y. Altay'ın nüfus kaydının gönderildiği görülmüştür. Belirtmelik tutanağında bilirkişi olarak ismi geçen Y. Atay ile Nüfus Müdürlüğünce kaydı gönderilen Hasan oğlu 1930 doğumlu Y. Altay'ın aynı kişi olup olmadığı yönü üzerinde durulmamış, durum açıklığa kavuşturulmamıştır. Yerel bilirkişi olarak dinlenen Hasan oğlu Y. Altay aynı kişi olup olmadığı yönü de adı geçenden sorulup saptanmamıştır. Davacı tarafın gösterdiği tanıklar ile mahkemece dinlenen yerel bilirkişiler ve tutanak bilirkişilerine belirtmelik tutanağın içeriği okunup zilyetliğin başlangıcı ve taşınmazların niteliği okunmamış, belirtmelik tutanağında işgalci olarak gösterilen kişiler ile davacı arasındaki miras ya da akit ilişkisi sorulup saptanmamıştır. Diğer yandan 7911 sayılı parselin kuzeyinde mera parseli vardır. Bu nedenle taşınmazın meradan kazanılıp kazanılmadığının da araştırılması gerekmektedir. Böylesine yetersiz araştırmaya inceleme ile hüküm kurulmaz. O halde yukarıda açıklandığı biçimde yeniden araştırma, inceleme ve uygulama yapılmalı, sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı Hazine vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve kayıtlarının getirtilerek yerinde uygulama yapılması gerekmesine göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.02.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy