(3402 S. K. m. 13, 16) (6831 S. K. m. 1)
Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Akçaabat Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 26.9.2002 gün ve 1996/4 E. 2002/77 K. sayılı kararın incelenmesi davacı Hazinesi temsilcisi vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 23.6.2003 gün ve 4603-5288 sayılı ilamı ile; (...Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1995/3956-12818 E.K. sayılı bozma kararında özetle: "Hükme dayanak yapılan bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsellerin dayanakları ile denetlenmediği, taşınmazın sınırında orman olduğu bilirkişi krokisinde gösterildiği halde orman olup olmadığı yolunda yöntemince araştırma yapılmadığından, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulamayacağı" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu Cevizlik Köyü 173 ada 2 numaralı parselin davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman kadastrosunun 3402 Sayılı Yasaya göre yapılan genel arazi kadastrosu ile birlikte ilan edildiği ve eldeki dava nedeniyle kesinleşmediği anlaşılmış olup, karara dayanak alınan bilirkişi raporu çekişmeli taşınmazın öncesinin orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmadığından, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; memleket haritası ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenip biri biri üzerine aplike edilerek çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı Hazine temsilcisi
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava kadastro tespitinin iptali istemine ilişkindir.
Davacı Hazine Temsilcisi ;davalı adına tespit edilen 173 Ada 2 Parselin Hazineye ait olup zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını ileri sürerek davalı adına yapılan tespitin iptalini, dava konusu taşınmazın Hazine adına tespit ve tescilini istemiştir.
Davalı;dava konusu taşınmazın tapuda babası adına kayıtlı iken babasının sağlığında yapmış olduğu taksim sonucu kendisine kaldığını savunarak davanın reddini ve taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin;dava konusu parselin tarım arazisi niteliğinde olup davalının babası adına kayıtlı 10.12.1943 tarih 709 sayılı tapu kapsamında ve kesinleşmiş orman tahdit hattı dışında kaldığı ,davacı Hazinenin iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği karar,Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuş,mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık,orman kadastrosunun kesinleşip kesinleşmediği noktasındadır.
Trabzon Orman İşletme Müdürlüğü'nün 20.12.1993 tarihli yazısından ve dosya kapsamından,dava konusu parselde orman tahdit çalışmalarının 21.03.1989 tarihinde tamamlandığı, 21.09.1989 tarihinde kesinleştiği anlaşılmış olup,yerel mahkemece verilen direnme kararı usul ve yasaya uygundur .
Ne var ki Özel Dairece işin esası incelenmeksizin karar verildiğinden, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
Sonuç:Yukarıda açıklanan nedenlerle, direnme uygun bulunduğundan dosyanın işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için 20.Hukuk Dairesine gönderilmesine, 12.5.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy