(1475 S. K. m. 33, 99) (506 S. K. m. 26)
Dava: Taraflar arasındaki "rücuan tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kocaeli 1.İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 26.2.1997 gün ve 1996/44 E., 1997/81 K. sayılı kararın incelenmesi davalılardan S. Ç. vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 10.Hukuk Dairesi'nin 7.4.1997 gün ve 1997/2753-2618 sayılı ilamı;
(.....Dairemizin bozma kararında 1.9.1995 tarihinde yürürlüğe giren asgari ücretin tavan hesabında esas alınmasına işaret edildiği halde, mahkemece yanlış anlama sonucu ayrıca daha sonra yürürlüğe giren asgari ücretinde tavan hesabında nazara alınması Usul ve Yasa'ya aykırı olup bozma nedenidir.
Kuşkusuz diğer davalı M. Ö. hükmü temyiz etmediğine göre, davacı Kurumun bu davalı yönünden kazanılmış haklarının gözönünde bulundurulacağıda hukuksal bir gerçektir.
O halde, davalı S.'in bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının tazminatının hesaplanmasında hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretin esas alınması gerektiğine, en önemlisi işçinin taban ücretini tespit eden asgari ücretin işçilerin yaptıkları işe uygun ve insanlık haysiyetine yaraşır bir yaşam seviyesi sağlamalarına elverişli, adaletli bir ücret elde edilmesini amaçlamasına, böylece işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarının düzeltilmesini sağlamaya yönelik bulunmasına, şu durum karşısında asgari ücretin kamu düzeniyle ilgili olduğunun belirlenmesine, dahası 1475 sayılı iş Kanunun 33 ve 99 ncu maddelerinin özü ve sözlerinden elde edilen hukuki verilerin de bu hukuki gerçeği doğrulamasına, o nedenle kamu düzeni ile ilgili hususlarda kazanılmış usuli haktan söz edilemeyeceği gibi yargılamanın her aşamasında Hakim tarafından doğrudan gözetileceğinde kuşku ve duraksama bulunmamasına göre, Usul ve Yasa'ya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalılardan S. Ç. vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 17.09.1997 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy