(3402 S. K. m. 14, 46)
Dava: Taraflar arasındaki "Kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 3/12/1997 gün ve 1996/464 E. 1997/234 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 30/3/1998 gün ve 1998/638 E. 1998/1438 K. sayılı ilamı ile; (... Kadastro sırasında 6646 parsel sayılı 2811/92 m2 6/46 parsel sayılı 14269,96 m2 6/49 parsel sayılı 3919,21 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar 4753 sayılı yasaya göre oluşturulan ve dava dışı parsellere de uygulanan hazine tapu kayıtlarına dayanılarak hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Ahmet Işık kazandırıcı zamanaşımı ziliyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazların davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava konusu 6646 ve 6746 parsel sayılı taşınmazlar 4768 ve 5618 sayılı kanunlar gereğince oluşturulan tapu kaydına dayanılarak hazine adına tespit edilmiştir. Hazineye ait tapu kaydının haritalarının nizalı taşınmazlara ait olduğu çekişme konusu değildir. 3402 sayılı kadastro kanununun 46/1 maddesi hükmünce koşulların varlığı halinde bu nitelikteki taşınmazların Hazineye ait tapu kayıtlarının kapsamı içinde kaldığı, ancak tapu kayıtlarının oluşturulduğu güne kadar taşınmazlarda zilyet davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı ziliyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama, dinlenen yerel bilirkişi anlatımı, tanık düşünceleri ve toplanıp değerlendirilen diğer delillerle saptanmıştır. Bu nedenlerle hazinenin 6646 ve 6746 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA ilam harcı alınmasına yer olmadığından,
2- Hazinenin 6749 parsel sayılı taşınmaz hakkında oluşturulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince: Mahkemece hazineye ait tapu kaydının oluşturulduğu günde davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Nizalı taşınmaza revizyon gören hazineye ait tapu kaydının dayanağı olan toprak komisyonunca düzenlenen belirtmelik tutanağında; nizalı taşınmaza ait davacı veya miras bırakanlarının dayandıkları herhangi bir belge bulunmadığı, davacının 1949 yılından beri taşınmazda zilyet olduğu açıklanmıştır. Belirtme tutanağında gösterilen 1949 yılı zilyetlik başlangıcı olarak dikkate alındığında hazinenin dayandığı tapu kaydının oluşturulduğu tarihe kadar 20 yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan dinlenen bilirkişi ve tanıklar zilyetliğin başlangıcını 1940 yılı olarak haber vermişlerdir. Bu durumda belirtmelik tutanağı içeriği ile duruşma sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında çelişki meydana gelmiştir. Mahkemece bu çelişki üzerinde durulmamış, giderilmemiştir. O halde taşınmazın türünün ne olduğu devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan mera olup olmadığı konusunda başka köyden dinlenen yerel bilirkişi aracılığı ile araştırma yapılmalı, bundan sonra taşınmazın ilk malikinin kim olduğu ne biçimde tarım toprağı haline getirildiği, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kaldığı mirasçılar arasında paylaşma olup olmadığı ve ayrıca davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, 3402 sayılı kadastro kanununun 14/2 maddesi hükmünde öngörülen araştırma yapılmalı, bu konuda bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, belirtmelik tutanağı bilirkişileri çağırılıp dinlenmeli, anlatımlar konusunda çelişki bulunduğu takdirde bu çelişki giderilmeli, ayrıca bilirkişi ve tanık beyanlarının denetlenmesi yönünden tüm komşu taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ve dayanağı belgeler getirtilmek suretiyle taşınmaz başında uygulanmalı, teknik bilirkişiden keşifi izleme olanağı sağlayan kroki tanzim ettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre hüküm kurulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uygulamak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 27/1/1999 gününde, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy