(818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 29. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.7.1997 gün ve 1996/496 E. 1997/520 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16.2.1998 gün ve E. 1997/8629-K. 1998/490 sayılı ilamı ile; ( ... 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre öteki temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Dava, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili müvekkilinin Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalında Sosyolog olarak çalışmakta iken 1982 yılında 1402 sayılı yasa uyarınca görevine son verildiğini, yargı kararı ile eski görevine iadesine karar verildiği halde sosyolog kadrosu ile değil genel idare hizmetleri sınıfında memur olarak atandığını, bu işleme karşı da iptal davası açtıklarını, iptal davasının kabul edilerek sosyolog olarak atanması gerektiğine karar verildiğini, bu kararın uygulanması isteminin davalı rektöre noter kanalı ile bildirilmesine rağmen uygulanmadığını ileri sürmüştür.
Davalı vekili ise müvekkilinin kusuru ve kasda dayalı bir eylemi bulunmadığını, idare aleyhine dava açılması gerektiğini, olayda Borçlar Kanununun 49. madde koşullarının oluşmadığını savunmuştur.
Ankara İkinci İdare Mahkemesinin davacının sosyolog olarak atanması işleminin iptali ile ilgili 996/805 esas sayılı davasında verdiği 19.9.1996 günlü iptal kararı davalı rektöre tebliğ edildiği halde otuz gün içinde uygulanmamış bulunduğundan davacının manevi tazminat isteme hakkı doğmuştur. Ne var ki, davalının, dava konusu olayların son aşamasında rektörlük görevine seçilmiş olması ve bu göreve geldikten sonra konuya iyi niyetle yaklaşarak çözüm arama yoluna gitmiş bulunması, dosya kapsamı ve olayın özelliği gibi yönler gözetildiğinde, mahkemece hüküm altına alınan 350.000.000 TL. fazladır. Bu nedenle daha ılımlı bir miktara hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA 10.02.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy