(3621 S. K. m. 5, 9) (YİBK. 28.11.1997 T. 1996/5 E. 1997/3 K.)
Dava: Asuman Özen ile Hazine ve Karaman Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Kurucaşile / Bartın Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.09.2003 gün ve 71/45 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 26.08.2002 havale tarihli dava dilekçesinde mevki ve sınırları yazılı tahmini 7.000 m2'lik tapusuz taşınmazı önceki zilyedi Mehmet Ali'den satın aldığını ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak içerisindeki muhtesatla birlikte vekil edeni adına tescilini talep etmiştir.
Davalı köy tüzel kişiliği, tebligata rağmen oturumlara katılmamış ve yanıt vermemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, çekişmeli yerin Devlet'in hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne 2418.98 m2'lik taşınmazın içersindeki tek katlı evle birlikte davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden; davalı Hazine temsilcisinin sair temyiz itirazları yerinde değildir, REDDİNE,
Ancak, dosya içerisinde bulunan Bartın Valiliği Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü'nün 25.10.2000 tarih ve 2061 sayılı yazılarından, çekişmeli taşınmazın olduğu Karamanlı Köyü sahil şeridinde idare (yönetim) tarafından yapılmış herhangi bir kıyı kenar çizgisi haritasının olmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, son kez yürürlüğe giren 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun kıyı kenar çizgisini belirleme yöntemine ilişkin 5. ve 9. maddeleri, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı kapsamı dışında bırakılmış; anılan yasa maddesinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekte olan uyuşmazlıklarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.11.1997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararında ...kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin adli yargıya ait olduğuna, ancak 3621 sayılı Kıyı Kanununun 9. maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine... işaret edilmiştir.
Hal böyle olunca, 3621 sayılı Kanunun 5. ve 9. maddeleri, 28.11.1997 tarih ve 5/3 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı gözönünde tutularak: Tescili talep edilen taşınmazın bulunduğu yerde üç jeolog bilirkişi huzuruyla keşif yapılması, bilirkişilerden uygulamalı ve bilimsel verilere uygun kapsamlı ve açıklamalı rapor alınması (taşınmaz üzerinde ayrı ayrı yerlerden sondaj usulüyle örnek alınarak laboratuvar ortamında analiz ettirilmesi) tüm bu bulgu ve saptamaların keşfi izlemeye ve infazı sağlamaya elverişli tapu fen memuru yetki ve yeteneğine sahip uzman bir bilirkişiye düzenlettirilecek ölçekli kroki ve rapora yansıttırılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; açıklanan biçimde araştırma ve incelemeyi içermeyen ve bir jeolog bilirkişiden alınan rapora itibar edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin buna ilişkin temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy