(6762 S. K. m. 1334, 1336) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kastamonu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.12.1997 tarih ve 1996/506 E., 1997/650 K. sayılı kararın incelenmesi, davalı sigorta ve diğer davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 9.10.1998 tarih ve 1998/3862-5914 sayılı ilamı ile; (... 1- Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına ve özellikle süresinden sonra yapılan yetki itirazının reddine bir isabetsizlik bulunmaması nedeniyle, davalı H.S. vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün anılan bu davalı yönünden onanması gerekmiştir.
2- H. Sigorta A.Ş. vekilinin temyizine gelince;
Hükmün taraflara yönelik olarak kurulması gerekir. H. Sigorta A.Ş. davanın ve hükmün tarafı olmadığı gibi, düzenlenen harçsız "dahili dava" dilekçesi de adı geçen sigorta şirketine taraf sıfatı vermez. Bu durumda H. Sigorta A.Ş. davada ihbar olunan durumundadır. Mahkemece açıklanan bu yönler gözetilmeden H. Sigorta A.Ş.'nin de sorumluluğunu gerektirecek şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: H. Sigorta A.Ş. vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, trafik kazasından kaynaklanan zararın tazmini isteğine ilişkindir.
Dava dilekçesinin başlığında H. Sigorta A.Ş. ismi ve adresi davalı olarak gösterilmemiş, sadece araç maliki ile sürücüsü davalı olarak gösterilmiştir.
Ne var ki; dava dilekçesinin "Olaylar" başlıklı kısmının 3. paragrafında aynen; "Ayrıca sigorta limiti dahilinde (50.000.000) H. Sigorta A.Ş.'nin de sorumluluğu söz konusudur. Bu nedenle sigorta limiti dahilinde H. Sigorta Şirketi'ne karşı da dava açma zorunluluğu hasıl olmuştur" denilmiş, yine deliller bölümünde "H. Sigorta Poliçesi", sonuç bölümünde de; "Toplam 650.000.000 TL maddi tazminatın davalılardan H. Sigorta A.Ş.'den sigorta poliçesi limiti dahilinde diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline" denilmiştir. Şu durum karşısında dava dilekçesinin başlığında yazılmasa dahi belirtilen dilekçedeki sözlerle H. Sigorta A.Ş.'nin de davalı sıfatı ile sorumlu olduğu ve davalı sıfatı kazandığının amaçlandığı açıktır.
O nedenle daha sonra 5.6.1997 tarihinde davacı vekilleri imzasıyla verilen dilekçenin, adres bildirilerek anılan davalıya dava dilekçesinin tebliğinin yapılmasını sağlamaya yönelik tavzih dilekçesi olduğunda kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Bu durumda; yerel mahkemenin direnme kararı yerindedir. Ne var ki, işin esasına yönelik temyiz itirazları özel dairesince incelenmediğinden, temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya özel dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı direnme kararı uygun olup, işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 19. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 29.09.1999 tarihinde, OY ÇOKLUĞU ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy