(818 S. K. m. 18, 511, 514)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kahramanmaraş Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 29.12.1997 gün ve 1996/513 E. 1997/629 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 27.10.1998 gün ve 1998/10347-11746 sayılı ilamı;
(... Ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, tarafların karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir kâğıttır. (B.K. m. 511) Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir.
Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (B.K. m. 514) Hemen belirtmek gerekirki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir.
Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikinde muvaaza ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir.
Böyle bir iddia karşısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (B.K. m. 18) Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır.
Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1874 gün ve 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan malvarlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
Somut olayda, davacılar, miras bırakan annelerinin 239 parsel sayılı taşınmazı, 13.12.1995 tarihinde ölünceye kadar bakma koşuluyla davalılara temlik ettiğini, işlemin muvazaa hukuksal nedeniyle illetli olduğunu ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, dosya içeriğinden ve özellikle tanık anlatımlarında, miras bırakanın oğlu Arif ve davalı torunları ile birlikte kaldığı davalıların miras bırakana baktıkları tarihte murisin 78 yaşında bakıma muhtaç durumda olduğu ayrıca miras bırakanın başka taşınmazlarının da bulunduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, (ölünceye kadar bakma koşullu olarak yapılan temlikin muvazaa hukuksal nedeniyle illetli sayılmaması için) mutlaka bakım alacaklısının özel bir bakıma muhtaç bulunmasının gerekmeyeceği gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda benimsenen bir görüştür.
Hal böyle olunca, davanın reddedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibarıyla HUMK'nun 2494 sayılı yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 27.10.1998 gün ve 1998/10347-11746 sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için özellikle yakın akrabalara yapılan temlik işlemlerinde sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunmasının zorunlu olmamasına bu ihtiyacın sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş olmasının sözleşmenin geçerliliğine etkili bulunmamasına göre Hukuk Genel Kurulu'nca benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA 01.12.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy