(743 S. K. m. 658, 659)
Dava: Taraflar arasındaki "şuf"a davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Silivri Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 12.2.1996 tarih ve 1996/552 E., 1996/24 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 17.9.1996 tarih ve 1996/5790-7189 sayılı ilamı ile; (... Dava, şufalı payın iptali ile adına tescili isteğine ilişkindir. Mahkeme davayı reddetmiş karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık şuf'alı payın davacıya ödenmesi gereken bedelinin ne olduğu noktasındadır. Şuf'alı pay davalıya 19.4.1994 tarihinde 34 milyon lira bedel ile satılmıştır. Davalı o tarihteki gerçek bedelin 34 milyon lira olmadığını, bu payı daha yüksek bedel ile satın aldığını, tapuda gerçek satış bedelinin gösterilmeyip düşük gösterildiğini keşfen saptanarak gerçek bedelin kendisine ödenmesini savunmuştur. Davalı tapuda yapılan resmi akdin tarafı olduğundan satış bedelinde muvazaa olduğu iddiasını ileri sürmez. Bu bakımdan davalının bedele ilişkin savunmasının kabul edilmesi olanaksızdır. Tapuda yapılan pay satışından uzun süre haberdar olunmadığını iddiası ile geç açılan davalarda satış tarihi ile dava tarihi arasındaki enflasyon gibi objektif ekonomik değişiklikler sebebiyle şuf'alı payın dava tarihindeki değerinin şuf'a bedeli olarak kabulü gerektiğine ilişkin görüşün 19.4.1994 tarihinden sonra yapılan satıştan uzun süre geçmeden 4.7.1994 tarihinde açılan bu davada uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda yukarıda açıklanan nedenlerle tapudaki satış bedeli ile tapu harç ve masrafları üzerinden şuf'a hakkı tanınmasına karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile red kararı verilmesu usûl ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesu usûl ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü lie, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 11.03.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy