(818 S. K. m. 41, 49) (1136 S. K. m. 164) (YİBK 22.06.1966 T. 1996/7 E. 1966/7 K.)
Dava: Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Olayın oluş şekline, müterafik kusur oranlarına, husule gelen elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, paranın alım gücüne, özellikle 26.06.1966 gün ve 1966/07-07 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine, hak ve nesafet kurallarına göre, davacı eş ve çocuklar için ayrı ayrı hükmedilen 5.000.000.000. TL manevi tazminatın az olduğu açıkça belli olmaktadır.
3- Öte yandan, maddi tazminatın kısmen ve tamamen reddi, davacılara ödenen gelirlerin peşin sermaye değerlerinde yargılama sırasında meydana gelen artışlardan kaynaklandığından, mahkemece, reddedilen maddi tazminat miktarları için davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru ise de, davacıların ayrı ayrı manevi tazminat istekleri bulunduğu gözetilmeden ayrı ayrı dava konusu yapılabilecek tazminat isteklerinin aynı dosyada sonuçlanması halinde de tüm davalar için vekil ile temsil edilen davalı yararına red edilen manevi tazminat miktarları üzerinden, 04.12.2003 tarih ve 25306 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesinde öngörülen manevi tazminatın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına hükmedilecek vekalet ücretinin davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği hükmü de dikkate alınarak, ayrı ayrı nisbi vekalet ücretine hükmetmek gerekirken, yazılı şekilde davalı yararına vekalet ücretinin birleştirilerek ve maktu şekilde hükmolunması da isabetsizdir.
Mahkemenin, belirtilen maddi ve hukuksal olguları dikkate almadan hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy