(743 S. K. m. 639) (766 S. K. m. 31) (3402 S. K. m. 12) (1086 S. K. m. 76) (HGK 11.05.1997 T. 1997/8-685 E. 1997/900 K.)
Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Terme Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 11.3.1997 gün ve 1996/71 E. 1997/69 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 28.5.1998 gün ve 1998/750 E. 1998/6133 K.sayılı ilamı ile;
(... Davacı, 99 parselin tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava konusu parseli 1966 yılında kayıt maliki Hüseyin'den satın ve devraldığını daha sonra yapılan kadastro çalışmaları sırasında bu yerin satıcı Hüseyin adına tesbit ve tescil edildiğini, tesbitten önce ve sonra taşınmaza zilyed olduğunu ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece davacının, bir kısım davalılar hakkında davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dava konusu 99 parsel 6.6.1970 yılında tapu kaydına dayanılarak davalı Hüseyin Çakır adına tesbit edilmiştir. Mirasçılık belgesine göre kayıt maliki Hüseyin tesbit tarihinden önce 22.12.1966 tarihinde vefatı ile mirasçı olarak davalı Yaşar ve Dürsiye'yi mirasçı olarak bıraktığı açıklanmıştır. Dayanılan sebep ve tutanağın kesinleşme tarihine göre olayda hak düşürücü süre gerçekleşmiştir. Ne var ki davacı tesbitten sonraki zilyedliğe dayanarak da iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Bu durumda uyuşmazlığa MK. nun 639/2. maddesi çerçevesinde bakılması gerekir. Mahkemece bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Yerel mahkeme dava konusu taşınmazın 17.9.1966 tarihli gayrimenkul satış vaadi senedi ile davalıların murisi tarafından davacıya satıldığını, 1970 yılında tapulama geçtiğini ve tutanağın 10.10.1970 tarihinde kesinleştiğini, Tapulama Kanunun 31/2. maddesine göre sicillerde belirtilen haklara tescilleri tarihinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra tapulamaya tekaddüm eden sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağını ve dava açılamayacağını öngördüğünden hakkın türü ne olursa olsun 10 yıllık süre geçtikten sonra dava açılamaz gerekçesi ile açılan davanın davalılardan Ferda, Zekeriya ve Naci Çakır yönünden feragat, Yaşar Çakır ve Dürsiye Köse yönünden de hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine karar vermiştir. Özel Daire, davacı taşınmaza tespitten önce ve sonra zilyet olduğunu ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Tespitten önceki zilyetlik yönünden olayda hak düşürücü süre gerçekleşmiştir. Ne var ki, davacı tespitten sonraki zilyetliğe de dayanarak tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuştur. Bu durumda uyuşmazlığa MK. nun 639/2. maddesi çerçevesinde bakılması gerekir. Mahkemece bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır, gerekçesiyle kararı bozmuştur.
Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık davacının dava dilekçesinde dayandığı hukuki nedeni açıklamaması karşısında aynı zamanda tespitten sonraki zilyetliğe dayanıp dayanmadığı ve olaya MK. nun 639/2. maddesi açısından bakılıp bakılamayacağı üzerinde toplanmaktadır.
Davacı; tespit tarihinden önce ve 17.9.1966 tarihli harici senedin düzenlendiği tarihten başlayarak dava tarihine kadar aralıksız devam eden zilyetlik hukuki nedenine dayanmıştır. Uyuşmazlığın çözümü tespit tarihinden önce ve sonra devam eden zilyetlik safhalarından doğan hukuki durumların ayrı ayrı irdelenmesi ile mümkündür. Davacının tespitten önceki nedene dayandığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Tespitin kesinleştiği 10.11.1970 ile davanın açıldığı 14.3.1996 tarihleri ve tespitten önceki zilyetlik nedeni gözönünde tutulduğunda kadastrodan önceki zilyetlik yönünden Mülga 766 sayılı Tapulama Kanunun 31/2 (3402 sayılı Kadastro Kanunun 12/3) maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Mahkemenin bu yöne ilişkin görüş ve kararında isabetsizlik yoktur. Ne var ki, iddiaya ve toplanan delillere göre zilyetlik tespitten sonra da dava tarihine kadar devam etmiştir. Bu durumda iddianın kadastrodan sonraki zilyetlik yönünden de, incelenerek hukuki nedeninin belirlenmesi gerekir. İddia ve delillere göre kadastrodan sonraki zilyetlik yönünden uyuşmazlık MK. nun 639/2. maddesinde ifadesini bulan tapu sicilinden maliki 20 sene evvel vefat etmiş bir kimsenin üzerinde kayıtlı olan bir gayrimenkulü aynı şartlar altında yedinde bulunduran kimse o gayrimenkulün mülkü olmak üzere tescilini talep edebilir hükmüne ve tapu kaydının açıklanan yasa hükmü uyarınca hukuki değerini yitirme nedenine dayanmaktadır. Davacı her ne kadar dava dilekçesinde ve yargılama safhasında iddiasının MK. nun 639/2. maddesine dayandığını açıklamamış ise de, bir davada öne sürülen maddi olguların hukuki nitelendirmesini yapmak uygulanacak Yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir. (HUMK. md. 76)
Davacı kadastrodan önce başlayan zilyedliğin dava tarihine kadar devam ettiğini ileri sürdüğüne ve kadastro sonucu oluşan tapularla ilgili olan ve kadastro sonrası hukuki nedenlere dayanan uyuşmazlıkların çözümü MK. nun da yazılı hükümlere tabi olacağına göre, kadastrodan sonraki zilyetlik süreci yönünden MK. nun 639/2. maddesi hükümleri gözönünde tutularak delillerin değerlendirilmesi gerekir. (HGK. 11.5.1997 T. 1997/8-685-900)
Yukarıda açıklanan nedenlerle Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Yerel mahkemenin direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarda açıklanan nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 01.03.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy