(743 S. K. m. 24, 24/a) (818 S. K. m. 49) (5680 S. K. m. 1, 17) (2709 S. K. m. 28)
Dava: Taraflar arasındaki "manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 11. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 26.11.1997 tarih ve 1996/914 E., 1997/749 K. sayılı kararın incelenmesi, davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2.6.1998 tarih ve 1998/1715-4265 sayılı ilamı ile; (... 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlara yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı M. Y. ile ilgili temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer davalılar M. K., B. Yayıncılık A.Ş., K. Ç. ve M. B.ye yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava, onur ve saldırganlık gibi kişisel değerlere basın yoluyla saldırıda bulunulması iddiasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı Yeni Yüzyıl gazetesinin 9.12.1996 ve 10.12.1996 tarihli nüshalarında yayınlanan M. K.nin açıklamalarına ilişkin haberde kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiası ile 5.000.000.000 (beşmilyar) lira manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı M. K., Susurluk olayı ile ilgili açıklamalarının amacını aşan şekilde ve M. B. yorumun ile yayınlandığını, açıklamalarında hukuka aykırılık bulunmadığını, diğer davalılar ise gazete yayınının M.K.nin açıklamalarına dayanarak hazırlandığı ve kişilik haklarına saldırının söz konusu olmadığını savunmuşlardır. Yerel mahkemece "Susurluk adı ile anılan olayda devlet güçleri dışında yasal olmayan birtakım kişi ve grupların yasalara aykırı davranışlarda bulunduğu kamuoyunun gündemindeki bu olayla ilgili olarak bu olay sırasında Başbakan olan davacının gerek yazılı gerekse görsel basında verdiği beyanatlarla Susurluk olayında adı geçen A.C. için dile getirdiği "Bir millet uğruna, ülke uğruna, kurşun atan da yiyen de her zaman bizim için saygı ile anılır, onlar şereflidir" sözlerini sarfettiği, ölümüne kadar onsekiz yıl kaçtığı için yargılanamayan zanlı A. Ç.nin kesinleşmiş cezası bulunmadığı şeklindeki beyanları ile tahkikatı yapılan ve devam eden bir konuda taraf olucu şekilde davranması karşısında muhalefet partisinin genel başkan yardımcısı sıfatı ile davalı M. K.nin bu tür ithamlarda bulunmasına davacının sebep olduğundan ve davalı gazete sorumlu müdür ve yazarı olan diğer davalıların da siyasetçilerle yapılan görüşmeleri yayınlamaları nedeniyle sorumlulukları bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği gibi, anayasal güvence altında bulunan basın hak ve hürriyetlerinin, yine yasalarca korunan kişilik haklarına üstün tutulabilmesi için bu hürriyetin (haber verme, yorum ve eleştiri hürriyetinin), öğretide ve uygulamada tartışmasız benimsenen gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi ve konu ile ifade arasında düzüncel bağ kuralları çerçevesinde kullanılması gerekir. Bu kurallardan herhangi birinin ihlali halinde kişisel hakkın saldırıya uğradığı kabul edilmek gerekir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu yayanların ve davalı M. K.nin beyanların incelenecek olursa; Susurluk olayında adı geçen çeteye emirlerin Ç. ailesi tarafından verildi ve bu konuda belgeler ve deliller olduğu yolundaki beyan ve yayınların gerçekliği ispatlanamamıştır. Bu nedenle de, kişilik haklarına saldırı bulunduğu kabul edilmek gerekirken, anılan yönler gözetilmeksizin M. Y. dışındaki diğer davalılar yönünden de davanın reddedilmiş olması bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usûl ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 10.02.1999 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy