(818 S. K. m. 47)
Dava: Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 17. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.10.1997 gün ve 1996/921 E., 1997/652 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28.5.1998 gün ve 1998/319-4065 sayılı ilamıyla; ... Davacı, 14.10.1996 tarihli bir yazıda, kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, yazılan yazıda saldırı bulunmadığı gerekçesi ile istem reddedilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki delillere göre dava, davacının üniversitedeki görev süresinin uzatılmaması üzerine, idari yargı yerinde açılan dava ve delil olarak sunulan belge nedeniyle açılmıştır. Anılan belge davacı ile ilgili olup, 14.10.1996 tarihini taşımakta ve davalı tarafından, Anabilim Dalı Başkanlığına yazılmıştır. Yazıda, davacının yönlendirici, ileriye ışık tutucu, gençlere çalışma gücü aşılayacak niteliklerden yoksun bulunduğu, duyarsız olduğu, bu nedenle de Üniversite dışında çalışmasının daha uygun olacağı ifade edilmiştir. Bir kişi için yapılan bu niteliklendirmelerin, o kişinin mesleki kişilik haklarına, hatta sosyal kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği açıktır. Davalı Üniversite çatısı altında daha nitelikli elemanların bulunmasını arzu etmiş olabilir. Ancak bu arzu ve temenni, davacının kişilik haklarına saldırıyı haklı kılmaz. Kaldı ki, davalı tarafından davacı için yapılan nitelendirmeler son derece soyut kavramlardır. Nitekim hiçbir açık kayda dayanmamaktadırlar. Yani, davacının bilinmesi gerektiğinden çok ve yeni davranış biçimi ile ilgili olup, bu tür nitelendirmelerde herkese göre değişen ve objektifliği belirli olmayan değerlerdir. Kaldı ki, davacı için, anılan yazının yazılmasını da içeren ve idari yargı yerinde görülen dava da lehine sonuçlanmıştır.
Açıklanan şu duruma göre, davaya konu edilen yazının amacı aştığı, davacının sosyal kişilik değerlerine saldırı teşkil ettiği anlaşılmış olduğundan, takdir edilecek miktarda manevi tazminat hükmedilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması, bozmayı gerektirmiştir... gerekçesiyle kararda ilk karar yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkeme önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, kişilik haklarına saldırı nedenine dayanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Özel Dairesince yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuştur.
Yerel mahkeme, davalı tarafından bildirilen görüşün davacının kişilik haklarına tecavüz teşkil etmediğini gerekçe göstererek direnme kararı vermiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 20.10.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy