(2004 S. K. m. 72) (4389 S. K. m. 11)
Taraflar arasındaki "teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti ve muarazanın men'i" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 14.2.1997 tarih ve 1997/103 E., 1998/200 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar ve davalı S. Ş. A.ş. vekilinin tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay II. Hukuk Dairesi'nin 18.5.1999 tarih ve 1999/2159 E., 4122 K. sayılı ilamı ile; (... Davacı E. E. Bankası TAŞ vekili ve birleşen davada da T. Emlak Bankası TAŞ vekili, davalılardan L. A. T. Ltd. Şti.'nin 15 Ekim 1993 tarihli sözleşme ile Rusya Savunma Bakanlığı'na 601 adet apartman dairesi yapma taahhüdünde bulunduğunu, bilahare 6 Nisan 1994 tarihli taşeronluk sözleşmesi ile bu işlerin 52.000.000 DM bedel ile ve 30.12.1994 tarihine kadar yapılmasının diğer davalı tarafından üstlenildiğini, taşeronluk sözleşmesi hükümlerine göre, S. Ş. A.Ş. istihkaklarından kesilmek üzere L. A T. tarafından % 20 avans ödeyeceğini, bunun için müvekkilleri banka tarafından lehdarı S. Ş. AŞ. muhatabı L. A T. olan toplam 7.048.125 DM tutarlı avans teminat mektupları düzenlendiğini, taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan ihtilafların Viyana Hakem Heyeti'nce karara bağlandığını, ancak, davalılardan L. A. T.nin avans teminat mektupları ile garanti olunan avansın önemli bir kısmını geri aldığını, bir kısmını ise alabilme imkanı olmasına rağmen almadığını, bu itibarla garanti olunan riskin doğumuna bilerek ve isteyerek kötü niyetli davranışlarıyla sebep olduğunu, Rusya Savunma Bakanlığı'na karşı inşaatları Ağustos 1994 yılında teslim etmeyi taahhüt ettiği halde, diğer davalı taşeron ile imzaladığı sözleşmeye göre yüklenilen işlerin Ekim-Aralık 1994 tarihlerinde bitirilmesinin öngörüldüğünü, taşerona ait işçilerin L. A T. tarafından ülkelerine gönderilerek ifanın engellendiğini, bir toplantıda diğer davalıya şartları doğmadığı halde teminat mektuplarının nakde çevrilmesini ve sermaye olarak kullanmayı teklif ettiğini, bu nedenlerle kötü niyetli muhatabın avans teminat mektuplarını nakde çevirmeyi isteyemeyeceğini, davalılar arasındaki hakem kararının da kamu düzenine aykırı olduğundan, Türkiye'de tenfizinin istenemeyeceğini ileri sürerek, avans teminat mektuplarının hükümsüzlüğünün tespiti ile iptaline, davalılar tarafından çıkarılan muarazanın giderilmesine, taşeronluk sözleşmesinden doğan ihtilaflara ilişkin Viyana Hakem Heyeti'nin kararının Türkiye'de tenfiz şartlarının bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı L. A T. Ltd. vekili cevabında, davacı tarafından garanti edilen hususun teminat mektubunun lehdarı ile muhatabı arasındaki ilişkiden bağımsız olduğunu, riskin doğumuna müvekkilinin sebebiyet vermediğini, hakem kararına taraf olmayan davacının böyle bir istemde bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı S. Ş. 1. San. ve Tic. AŞ. vekili de cevabında, edimlerini yerine getirmeyen diğer davalının kötü niyetli olduğunu, mevcut hakem kararının Türkiye'de tenfisinin mümkün olmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran dava konusu teminat mektupları ile avansın iadesi ve yüklenicinin sözleşmenin getirdiği yükümlülüklerini tam olarak yerine getirilmesinin garanti edilmiş olup, ödemenin, muhatabın sözleşme gereklerinin yerine getirilmediğinden bahisle ilk yazılı talebe bağlı tutulduğu, ilk talepte kayıtsız şartsız ödeme yükümlülüğü taşıyan teminat mektuplarında, riskin doğmadığı veya sona erdiği, hakkın kötüye kullanıldığı iddialarının garanti veren banka tarafından kanıtlanması gerektiği,yine işin ifasının da garanti edildiği teminat mektuplarında kısmi ifa halinde dahi teminat mektubunun tamamının nakde çevrilmesinin istenebileceği, muhatabın hakkını kötüye kullandığını ileri süren bankanın kesin delil-likit kanıt getirmek zorunda olduğu avansların hak edişlerden kesilmesi yönünde bankaya karşı bir taahhüdün bulunmadığı, yine taşeron firma davalı S. Ş. A.ş. ile sözleşmenin fesih tarihi ve oluşa göre muhatabın kendi kusuru ile riskin doğumuna sebebiyet verdiğinin kesin delil-likit kanıt ilkeleri içinde kanıt1anamadığı, davalılar arasındaki taşeronluk sözleşmesinden doğan ihtilafa ilişkin verilen hakem kararının taraflar için bağlayıcı olup, ancak tenfizinin kararın tarafları tarafından talep edilebileceği, davacının hakem kararına taraf olmadığından, hakem kararı ile ilgili talebinde aktif dava ehliyeti bulunmadığı gibi, hakem kararı tanınıp ilgililerce tenfiz de ettirilmediğinden, bu davada dahi kesin-likit delil olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile, hakem kararının tenfiz edilemeyeceği yönündeki talep ve davaların husumetten, sair talep ve davaların esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekilleri ve davalı S. Ş. 1. San. A.ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usül ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Türkiye'de tenfiz şartlarının bulunmadığının tespiti talep edilen Viyana Hakem Heyeti kararında davacıların taraf olmadığının anlaşılmasına nazaran, bu yöne ilişen temyiz itirazlarının reddi ile, Viyana Hakem Heyeti kararının Türkiye'de tenfizinin mümkün olmadığının tespiti talebi ile ilgili isteğin reddine dair kısımla ilgili mahkeme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, kat'i teminat mektupları sözleşmenin icrasını temin için verildiği halde, avans teminat mektuplarının nitelikleri itibariyle sözleşmenin icrasını değil, borç olarak verilen bir miktar paranın iadesini temin için verildiği hususunda gerek öğreti (bkz. Prof. Dr. Seza Reisoğlu, Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, Ankara, 1997, s.119-211) ve gerekse Yargıtay uygulamasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Avans teminat mektuplarında, avansın geri ödenmesi garanti edilmekte ve uygulamada da, dava konusu olayda olduğu gibi, yükleniciye ödenen avanslar genellikle yüklenicinin işleri yaptıkça hak edişlerini belirleyen istihkak1arından kesilmek suretiyle geri alınmakta ve taraflar arasındaki sözleşmelere bu yönde hükümler konulmaktadır.
Davacı bankaların, davalılardan S. Ş. 1. San. A.ş. lehine ve diğer davalı L.-T. Ltd. Şti.ye hitaben verdikleri teminat mektuplarının sayı ve temin ettikleri limitlerde bir uyuşmazlık yoktur. Ancak, dava konusu uyuşmazlıkta sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekli husus, bu teminat mektuplarının kati teminat mektubu mu yoksa avans teminat mektubu mu oldukları hususudur. Dava konusu teminat mektuplarının metnine bakıldığında, "Avans ödeme garantisi" başlığı taşıdığı, içeriğinde de, "S. Ş. AŞ.ye ....DM tutarlarında bir avans ödemesi yapılacağı,.....DM avans miktarlarının S. Ş. AŞ.nin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirten ve ödeme talep eden açıkça imzalanmış yazı alınınca gayrikabili rücu olarak tazmin edileceği" ve yine, "bu garanti koşulları bize de bilgi verilerek taşeronuna avans meblağının ödenmesi ile yürürlüğe girer" ibarelerinin yer alması, lehdar S. Ş. AŞ.ye muhatap L. T. Ltd.ye verilen avans miktarı ile davacı bankaların düzenlediği avans teminat mektubu tutarlarının aynı olması nazara alındığında, davacı bankalar tarafından düzenlenen teminat mektuplarının avans teminat mektubu olarak düzenlendiğinin kabulü gerektiği gibi, davalılar arasındaki taşeronluk sözleşmesinde ayrıca iş bedelinin % 10 ve tutarında kati teminat mektubunun verileceğinin hüküm altına alınmış olması birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu teminat mektuplarının avans teminat mektubu olarak değerlendirilmesi zorunludur.
Bu durumda mahkemece, dava konusu teminat mektuplarının avans teminat mektubu olduklarının kabulü ile, buna göre inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken, kati teminat mektubu olarak değerlendirilmesi doğru olmamıştır.
3- Mahkemenin kabul şekline göre ise, davacı E. AŞ. gerek dava dilekçesi ve gerekse yargılama sırasındaki dilekçelerinde, 11.4.1994 tarih ve 894 sayılı 2.000.000 DM meblağlı avans teminat mektubundaki şartın da gerçekleşmediğini iddia etmesi ve gerçekten de, anılan teminat mektubunun yürürlüğe girmesinin 2.000.000 DM tutarındaki avans ödemesinin bankanın A E. Bank Gmbh, Frankfurt şubesi nezdindeki hesaba ödenmesi şartına bağlı olduğunun anlaşılması karşısında, mahkemece bu iddia üzerinde de yeterince durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olmuştur.
4- Yukarıda açıklanan bozma şekil ve sebeplerine göre davacılar E. AŞ. ve E. Bankası AŞ. vekillerinin diğer, davalı S. Ş. AŞ. vekilinin tüm temyiz' itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacılar vekilleri ve davalılardan S. Ş. AŞ. vekili.
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay II. Hukuk Dairesi'nin 18.5.1999 tarih ve 1999/2159 E., 1999/4122 sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme karan bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilleri ve davalılardan S. Ş. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 23.2.2000 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy