(6762 S. K. m. 442, 443) (743 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki tasfiye memurlarının azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18.02.1999 gün ve 1997/1055 E. 1999/90 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.04.2000 gün ve 2744-2657 sayılı ilamiyle;
(Davacı vekili, tarafların ortağı bulundukları davalı şirketin tasfiye memurluğuna atanan diğer davalılarca şirketin tüm malvarlığının kendileri tarafından kurulan şirkete satıldığını, davacının haberdar edilmediğini, ticari defterlerinin usulünce tutulmadığını, satış fiyatlarının düşük gösterildiğini ileri sürerek, davalıların azlini ve yerine yeni tasfiye memurunun atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, tasfiye memurlarının tüm işlemlerinin yasaya ve şirket menfaatlerine uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, şirkete ait ticari defter ve kayıtlar ile Ticaret Sicil Dosyasına ve bilirkişiler kurulu raporuna dayanılarak, davalı tasfiye memurlarınca yasal görevlerinin gereğince yapılmadığı, davalı şirkete ait malların kendilerince 10.7.1997 tarihide kurulan şirkete toplam satıldığı, şirketin 1994 ve 1995 yılı envanter defterlerinin tutulmadığı gibi, diğer yasal defterlerin de yasal koşulları taşımadığı, şirket tekliflerinin toptan satışının TTK.nun 443. maddesi uyarınca tüm ortaklarca ittifakla kararlaştırılması gerekirken bu yönde karar alınmadığı, basiretli bir iş adamı gibi hareket edilmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile TTK.nun 442/1 md. hükmü gereğince davalı tasfiye memurlarının azline Kaan Azak ve Yılmaz Balcı'nın tasfiye memuru olarak atanmalarına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin tasfiye memuru olan diğer davalıların bu görevden azilleri istemine ilişkindir. Mahkemece, aynı zamanda şirket ortağı olan tasfiye memurlarının davalı şirkete ait malvarlığını yetkilerini aşarak aynı konuda faaliyet gösteren kendi şirketlerine toptan sattıkları ve şirket yasal defterlerinin onay işlemlerini yaptırmadıkları ve envanter defteri tutmadıkları gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın kabulü kararının temel dayanağı, şirket malvarlığının aynı konuda faaliyet göstermek üzere davalı tasfiye memurlarınca kurulan dava dışı şirkete yasaya aykırı olarak toptan satıldığı olgusudur. Oysa, davacının toptan satış yapıldığı savıyla satışın iptali istemi ile satışın tarafları ve tasfiye memurları aleyhine açtığı dava, satışın toptan olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve bu karar Dairemizce değişik gerekçeyle onanmıştır. Ancak, getirtilen dava dosyasının incelenmesinde, karar düzeltme yoluna gidilip gidilmediği ve kararın kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamamaktadır.. Mahkemece, anılan dava sonucunun kesinleşmesinin beklenmesi ve şirket yararlarına aykırı olarak şirket varlığının toptan elden çıkarıldığı kabulü temelsiz kalırsa tasfiye memurluğu görevlerinin ihlaline konu diğer hususların tek başına azil nedeni olamayacağı göz önüne alınarak yeniden karar verilmesi zorunlu bulunduğundan, kararın bozulması gerekmiştir.) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı tasfiye halindeki şirket ortağı vekili; tarafların ortağı bulundukları davalı şirketin zamanında yasal sermaye artırımını yapmayarak feshine neden olan ve ortaklar kurulu kararı ile tasfiye memurluğuna atanan diğer davalılarca şirketin tüm malvarlığının yine bu kişiler tarafından kurulan şirkete satıldığını, davacının bu satıştan haberdar edilmediğini, ticari defterlerinin usulünce tutulmadığını, satış fiyatlarının düşük gösterildiğini ileri sürerek, iyiniyetli olmayan davalıların azlini ve yerine yeni tasfiye memurunun atanmasını istemiştir.
Davalılar vekili, şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, tasfiye memurlarının tüm işlemlerinin yasaya ve şirket menfaatlerine uygun olduğunu davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, şirkete ait ticari defter ve kayıtlar ile Ticaret Sicil Dosyasına ve bilirkişiler kurulu raporuna dayanılarak, davalı tasfiye memurlarınca yasal görevlerinin gereğince yapılmadığı, davalı şirkete ait malların kendilerince 10.7.1997 tarihide kurulan şirkete toplam satıldığı, şirketin 1994 ve 1995 yılı envanter defterlerinin tutulmadığı gibi, diğer yasal defterlerin de yasal koşulları taşımadığı, şirket tekliflerinin toptan satışının TTK.nun 443. maddesi uyarınca tüm ortaklarca ittifakla kararlaştırılması gerekirken bu yönde karar alınmadığı, basiretli bir iş adamı gibi hareket edilmediği, davalıların tüm tutumlarının tasfiye memurluğu görevleriyle bağdaşmadığı, MK. 2 maddesi de nazara alınarak azil için haklı sebeplerin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile TTK.nun 442/1 md. hükmü gereğince davalı tasfiye memurlarının azline belirlenen iki kişinin tasfiye memuru olarak atanmalarına karar verilmiştir.
Davalılar vekilinin temyiz üzerine Yüksek Özel Daire;yukarıda ayrıntısı açıklandığı üzere tasfiye memurlarının yaptığı satış işleminin iptali konusunda davacı tarafça açılan davanın kesinleşmesinin beklenmesi ve şirket yararlarına aykırı olarak şirket malvarlığının toptan elden çıkarıldığı olgusu temelsiz kalırsa diğer hususların tek başına azil nedeni olamayacağı göz önüne alınarak yeniden karar verilmesi gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece; satışın iptaline ilişkin kararın redle sonuçlanıp kesinleşmesine karşın diğer sebeplerin azle yeterli olduğu ifade edilerek daha ilk karardaki gerekçeleri de tekrarla önceki kararda direnilmiştir.
Dava, davalı şirketin tasfiye memuru olan diğer davalıların bu görevden azilleri istemine ilişkindir.
Davacı; diğer sebepler yanında şirket mallarının toptan satışını da azil sebebi olarak göstermiştir. Azil sebebi olarak gösterdiği bu konuyla ilgili olarak davacının İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesinin 1997/1047 esas sayılı dosyasında 15.08.1997 tarihinde açtığı satışın iptali istemli davada verilen red kararı davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.09.1999 gün ve 1999/4896-1999/7088 sayılı ilamıyla; tasfiye memurlarının azline ilişkin dava sonucunun beklenmesine gerek olmadığı, azil kararı verilse bile bunun geriye yürüyemeyeceği, şirket ana sözleşmesi gereğince nisaplar konusunda TTK hükümleri uygulanacağından aktiflerin satılabilmesi için gerekli nisabın oluştuğu, yapılan satışın TTK 443 maddesine aykırı olmadığı, değişik gerekçesiyle onanmıştır. Onama kararı Davacı vekiline 18.11.1999 tarihinde, davalılar vekiline de 18.11.1999 tarihinde tebliğ edilmiştir. Karar düzeltme yoluna başvurulmadığı ve dosyanın bu şekliyle dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
Bozma ilamında anılan kararın kesinleşmesinin beklenmesi yönündeki gerekçe bu yönüyle yerinde değil ise de sonuç itibariyle; Davalı tasfiye memurlarınca yapılan satışların usul ve yasaya uygun olduğu hususu anılan kesinleşmiş karar nedeniyle bellidir ve davacının azil sebebi olarak dayandığı bu olgu açıklanan nedenle temelsiz kalmıştır. Dolayısıyla da bu yönün araştırılmasına da gerek bulunmamaktadır. Ne var ki mahkeme direnme gerekçesini daha çok diğer sebeplere dayandırmıştır.
Diğer taraftan, mahkemece azil sebebi olarak kabul edilen diğer sebepler Özel Daire kararında da vurgulandığı üzere tek başına azil sebebi olarak kabul edilmemiştir.
Açıklanan durum karşısında yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle usul ve yasaya aykırı bulunan direnme kararı bozulmalıdır
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 07.11.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy