(743 S. K. m. 134, 150)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma-nafaka" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.12.1998 gün ve 1997/1084 E. 1998/1078 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 4.5.1999 gün ve 1999/2728-4631 sayılı ilamı;
(... Tanıklar olayların zamanı ve bundan sonra tarafların tutumu, evlilik birliğinin devam edip etmediği konusunda bilgi vermemiştir.
Hakim boşanma için gösterilen olayların varlığına vicdanen inanmadıkça sabit adedemez. İki tarafın bu konudaki kabulleri dahi hakimi bağlamaz. Hakim gösterilen delilleri serbestçe takdir eder. (MK. 150 md)
Boşanma davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden hakime geniş takdir hakkı tanınmıştır. Tarafların bu dava üzerinde serbestçe hareket etme imkânı yoktur. Hakim evlenme sözleşmesiyle oluşan hukuki durumu mümkün olduğu ölçüde korumakla yükümlüdür. Toplumun en küçük birimini oluşturan ailenin korunması ön planda tutulur. Ancak evliliğin devamı toplumun düzenini zedeler hale gelmiş, toplum için sorun oluşturmaya başlamış ve evlilik, sosyal ve ahlaki yönden çökmüş ise, bu durumda evliliğin korunmasında gerek karı-koca ve gerekse çocuklar yönünden bir yarar kalmamış demektir. Hakimin böyle bir evliliği sona erdirmesi en uygun çözüm olacaktır.
Hakim belirtilen ilkeleri irdelemek bunlar hakkında yeterli bilgi toplamak evlilik birliğinin gerçekten onarılmaz şekilde kökünden sarsılıp sarsılmadığı hakkında bilgi ve kanaat sahibi olmak zorundadır. Sağlıklı bir sonuca ulaşılması olayların yeri, zamanı, ne şekilde oluştuğu, kimin davranışının öncelikli olduğu, karşı tarafın söz ve davranışlarının art niyetsiz bir tepki, bir öfke sonucu olup olmadığının bilinmesine bağlıdır.
O halde tanıklardan olaylar hakkında ne şekilde bilgi sahibi olduklarını, taraflarla olan ilişkilerinin derecesini, olayın geçtiği yer ve zamanını, olayların ne şekilde ve nasıl başladığını, bu olaylardan sonra tarafların birbirlerine karşı olan tutum ve davranışlarının ne şekilde geliştiğini, somut olayın karı koca arasında alışkanlık haline gelmiş bir davranışın veya sözün gereği mi, yoksa belirli bir amaca yönelmiş olarak mı söylendiği veya oluştuğu ve benzer konular etraflıca sorulmalıdır.
Bu yönler gözetilmeden ve şahitler yeniden dinlenmeden oluşturulan hüküm doğru bulunmamıştır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuksal nedenine dayalı boşanma isteğine ilişkindir.
Mahkemece, boşanma davasının kabulüne, davalının manevi tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine karar verilmiş, Özel Dairece bu karar boşanma davası yönünden yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Yerel mahkeme, tarafların birbirlerine söyledikleri sözlerin birbirlerine el kaldırmalarının, hakaret etmelerinin sonucunda aile birliğinde S. , saygı ve hoşgörü kalmadığını, incelemesinin yeterli olduğunu, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının anlaşıldığını gerekçe göstererek önceki kararında direnmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir. Ne varki Özel Dairece nafaka ve tazminata ilişkin temyiz itirazları incelenmediğinden bu yönde incelemenin yapılması için dosya Özel Dairesi'ne gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin, boşanma davası yönünden direnmesi yerinde olup, davalı tarafın nafaka ve tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy