(2821 S. K. m. 3, 4, 60) (2822 S. K. m. 3) (4857 S. K. m. 2) (9.HD. 09.07.1997 T. 1997/12370 E. 1997/14286 K.) (9. HD. 01.07.1999 T. 1999/10807 E. 1999/11999 K.) (9. HD. 29.03.2001 T. 2001/5101 E. 2001/5091 K.)
Dava: Davacı açıklanan sebeplerle şirkete ait Ambalaj Fabrikasının İş Kolları Tüzüğünün 09 sıra numaralı Kağıt işkoluna girdiğine dair 26.05.2010 tarih 27592 numaralı Resmi Gazetede yayınlanan davalı Bakanlığın işkolu tespiti kararının iptaliyle şirkete ait ambalaj tesisin İş Kolları Tüzüğünün 12 sıra numaralı Çimento Toprak ve Cam işkoluna girdiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, istemi hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ö. F. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, Gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, Şirket fabrikalarının içinde yer alan ve şirketin satmakta olduğu seramik ve porselen ürünlerin ambalajlarının üretildiği, ambalaj fabrikasının İş Kolları Tüzüğünün 09 sıra numaralı Kağıt işkoluna girdiğine dair 26.05.2010 tarih 27592 numaralı Resmi Gazetede yayınlanan davalı bakanlığın işkolu tespiti kararının iptaliyle şirkete ait ambalaj tesisinin İş Kolları Tüzüğünün 12 sıra numaralı Çimento, Toprak ve Cam İşkoluna girdiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti: a) Davalı Bakanlık, ambalaj fabrikasının K... A.Ş.'nin bünyesinde olup, işyerinde ambalaj kutu, lamine ofset kutu, karton kutu üretimi yapıldığını üretimin şirketin porselen ve seramik fabrikalarına yönelik olduğunu, talep halinde dışarıya da siparişe göre çeşitli ebatlarda işlenmiş mukavva kutu üretimi yapıldığını, bu sebeple işyerinde yapılan işlerin 09 numaralı Kağıt işkoluna girdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Ayrıca söz konusu işkolu tespit kararına karşı Kütahya iş mahkemesinde aynı işyeriyle ilgili olarak açılan davaların olması sebebiyle birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
b) Davalı sendika, davanın tespit edilen işkolunda kurulu olan sendikalara yöneltilmesi gerektiğini bildirerek kendileri açısından sıfat yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesini istemiştir. Ayrıca aynı işkolu tespit kararına karşı kendi sendikalarının açtıkları davanın Kütahya İş Mahkemesi'nin 2010/372 esas sayılı dosyasında görüldüğünü olduğu belirtmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararı Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar, mahallinde yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak şirketin ambalaj fabrikasında yapılan işlerin, asıl iş ve işe yardımcı iş niteliğindeki çalışmaları dikkate alınarak, işin niteliği itibariyle iş kolları tüzüğünün 12 sıra numaralı Çimento, Toprak ve Cam işkoluna girdiği gerekçesiyle davanın kabulüne fabrikada yapılan işlerin İş Kolları Tüzüğünün 12 sıra numaralı Çimento, Toprak ve Cam iş koluna girdiğinin tespitine karar verilmiştir.
D) Temyiz: Kararı davalı sendika ve Bakanlık temyiz etmiştir.
E) Gerekçe: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 2821 Sayılı Sendikalar Kanunun 4 ve 60. maddeleri uyarınca tespite konu işyerinin girdiği işkolunun belirlenmesi ve yapılan tespitin iptalinin gerekip, gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Türk toplu iş hukukundaki normatif düzenlemelerde iş kolu kavramı önemli bir yer tutmaktadır. 2821 Sayılı Sendikalar Kanununa göre, öncelikle işçi ve işveren sendikaları işkolu esasına göre kurulmaktadır (m.3). İşkolunun belirlenmesi konusunda özel bir norm düzenlenmiştir (m.4). Anılan maddeye göre işkolu tespiti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılacaktır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılan tespitle ilgili kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına müteakip bu tespite karşı ilgililerin iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemede onbeş gün içinde dava açabileceği belirtilmiştir. Belirtilen süre hak düşürücüdür.
İşçi ve işveren sendikalarının kurulabilecekleri işkolları Sendikalar Kanununun 60. maddede gösterilmiştir. Anılan maddede, bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işler de, asıl işin dahil olduğu işkolundan sayılacağı ifade edilmiştir. Yine aynı maddede; bir işkoluna giren işlerin neler olacağı, işçi ve işveren konfederasyonlarının görüşü de alınarak ve uluslararası normlarda gözönünde bulundurularak bir tüzükle düzenleneceği belirtilmiştir.
Söz konusu tüzükte işkollarına giren işler, tüzüğe ekli listede belirtilmiştir. Bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işlerde, asıl işin dahil olduğu işkolundan sayılacağı vurgulanmıştır. (Tüz m.3)
2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nun 3. maddesinde bir toplu iş sözleşmesi aynı işkolunda bir veya birden çok işyerini kapsayabilir tümcesiyle esas olarak işyeri toplu iş sözleşmesini esas almıştır.
Anılan maddenin 2. fıkrasına göre, bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurumu ve kuruluşlarına ait aynı iş kolunda birden çok işyerine sahip bir işletmede ancak bir toplu iş sözleşmesi yapılabilir. Bu kanun anlamında yapılan sözleşme tipine işletme toplu iş sözleşmesi denir. Ancak, fıkrada ayrık bir düzenlemeye de yer verilerek, kamu kurum ve kuruluşlar için tek bir işletme toplu iş sözleşme yapılabilmesine olanak tanınmıştır.
İşkolu kavramı sendikaların faaliyet alanlarını belirleyen temel bir öğedir. Birbirine benzer işler bir hukuki kalıp altında toplu iş hukukuna sunulmaktadır.
İş kolu tespitinde birim olarak işyerinin alınacağı normatif düzenlemelerin tartışmasız bir sonucudur. 4857 Sayılı Kanunun 2 nci maddesinin gerekçesinde iş yeri tanımı teknik bir amaca, diğer bir deyişle mal ve hizmet üretimine yönelik ve değişik unsurlardan meydana gelen bir birim olduğu belirtilmiştir. İşyerinin sınırlarının saptanmasında işyerine bağlı yerler ile eklentiler ve araçların bir birim kapsamında oldukları belirtildikten sonra özellikle bir işyerinin mal ve hizmet üretimi için ayrı bir alanı da kullanması halinde bunların tek işyerimi yoksa bir birinden bağımsız işyerleri mi sayılacağı konusunda amaçta birlik, aynı teknik amaca bağlı olarak üretimde bulunma, nitelik yönünden bağlılık ile yönetimde birlik, aynı yönetim altında örgütlenmiş olma koşullarının aranacağı düzenlenmiştir. Öte yandan teknolojik ve ekonomik gelişmeler bir işyeri çerçevesinde mal ve hizmet üretimi, pazarlama ve müşterilere sunulması yönünden çok yönlü bir yapısal değişikliği gerektirmesi sebebiyle bir işyerinin amacının gerçekleşmesinde işlerin görülmesi işyerinin kurulu bulunduğu yerin dışına taşmış, özellikle işveren kurulan iş organizasyonu içerisinde işyeri niteliğinde olmayan irtibat bürolarına veya yurt genelinde veya ilin içinde işlerin yürütüldüğü örgütlenmeye kadar genişletmek gereksinimi duyulmuştur. Bu bağlamda 2 nci maddede iş yeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlarla oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür hükmü getirilmiştir (Bu konuda ayrıntılı bilgi için Bkz. Esener, Turhan: İş Hukuku Bası 3 Ankara 1978 sh 83-84; Ekonomi, Münir: İş Hukuku, Ferdi İş Hukuku C 1, İstanbul 1987 sh 59; Çelik, Nuri: İş Hukuku Dersleri Bası 21, İstanbul 2008 sh 56-57; Narmanlıoğlu, Ünal: İş Hukuku II Ferdi İş İlişkileri Bası 3 İzmir 1998 sh 121; Süzek Sarper; İş Hukuku Bası 4 Ankara 2008 sh 173-178; Mollamahmutoğlu Hamdi İş Hukuku Bası 3 Ankara 2008 sh 191-201; tüm genişliği ve ayrıntılarıyla Yenisey/Doğan, Kübra: İş Hukukunda İşyeri ve İşletme, Yayınlanmış Doçentlik Tezi, İstanbul 2007 sh 23-37).
İşyerinin özelliğini veren temel öğe teknik amaçtır. Mal ve hizmetin kazanç amacıyla yahut başka bir amaçla üretilmesi arasında bir fark bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla hizmet üretimi veya mal üretimi tek başına teknik bir amaç olabilir. Sonuç olarak işyeri teknik bir amacı gerçekleştiren temelde örgütsel bir birlikteliktir. İşyeri sürelikli bir organizasyon içerisinde örgütlenmeyi gerektirir. Organizasyon özünde maddi ve maddi olmayan öğelerin yanında emeğin varlığını da içinde barındırır.
Aynı işverene ait iki üretim birimi aynı teknik amacı elde etmek için örgütlenmişse yahut bu yerlerde aynı teknik amacın farklı üretim amaçları gerçekleşiyorsa amaçta birlik sağlanmıştır.
Farklı üretim birimlerinin tek bir işyeri sayılması için aynı arazi sınırları içinde bulunmaları gerekmemektedir. Fakat birimler arasındaki uzaklık işlerin tek elden yürütümünü engelleyecek boyutta olmamalı çünkü farklı birimler arasında amaçta birlik bulunsa dahi yönetimde birliğin sağlanmasının zorluğu tartışmasızdır.
Toplu İş Hukuku anlamında işyerinin işçilerin dayanışmadan kaynaklanan ortak menfaatleri oluşmasına olanak sağlayan ve faaliyetlerini sürdürebileceği bir sürekliliğe sahip ve işverene de asıl işin girdiği iş kolunda sendikal muhatap yaratacak bir birim olması gerekmektedir. Alman ve Fransız Hukukunda işyerinin neresi olduğu ve sınırlarının belirlenmesi sosyal tarafların özerkliğine terk edilmiştir. Oysa hukukumuzda işyeri mutlak ve tartışmasız olarak kabul edilmektedir. İşyeri kavramı fonksiyonel bir kavramdır (Doğan, Yenisey: sh 443, 447).
İşletme ise genel olarak iktisadi bir amacın gerçekleşmesi için aynı işverene ait birden fazla işyerinin örgütlenmesiyle oluşmuş bir ünite olarak tanımlanmaktadır. İşyerini işletmeden ayıran temel ölçütlerden biri izlenen amaçtır. İşletme mutlaka ekonomik bir amaç gütmesi gerekmez. İşyeri işletmenin genel olarak bağımsız bir bölümü olarak düşünülmesi gerekir. Ticaret Hukukundaki işletmeden farklı bir amaç gütmektedir. Çünkü ticari işletmelerde işçi çalıştırma zorunluluğu bulunmamaktadır.
İşyeri ve işletme ayırtımında organizasyon kavramıyla bir ayrıştırmaya gitmek de mümkün değildir. Çünkü işletmenin de işyerinin de bir organizasyon içerisinde örgütlenmesi mümkündür. Ancak işletmenin işyerine göre büyüklüğü aynı şekilde organizasyondaki büyüklüğünü gerektireceği kaçınılmazdır. Öte yandan işverenin ötesinde işletmenin profesyonel bir yönetim kadrosu oluşturacağı da gerçektir.
Temel sorun 4857 Sayılı Yasadaki işyeri kavramının genişliğinin Toplu İş hukukuna yansımamasıdır. İşletme ve işyeri ayrımının bu bağlamda sorun çıkarması kaçınılmazdır.
Özetleyecek olursak işyerindeki faaliyet hangi teknik amacı taşıyorsa asıl iş odur. İşyeri organizasyonu içerisinde asıl işin gerçekleşmesini sağlayan diğer işler ise yardımcı işlerdir. Mal ve hizmetler için yatırım araçları ve işçi sayısı bu konuda ölçüt olabilir. Ancak bir işyerinde başka bir işverene ait ayrı bir işkolunda faaliyet var ise ayrı iş kolundan söz edilebilir. İşletme iş kolu tespiti için asıl iş ve yardımcı iş kavramına yer verilemez.
Bundan başka, 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu'nun 4 üncü maddesindeki Bir işyerinin girdiği işkolunun tespiti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılır. Çalışma Bakanlığı tespitle ilgili kararını Resmi Gazetede yayınlar. Kararın yayınına müteakip ilgililer iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemede 15 gün içinde dava açabilirler. ifadesinde ilgililer sözcüğünden işveren ve o işkolunda kurulu bulunan sendikaların anlaşılması gerekir. Açılan davayla işyerinin işkolu tespitinin değişmesi söz konusu olduğundan işveren ve işkolunda kurulu sendikalar itiraz hakkını kaybedecektir. Somut olayda olduğu gibi yapılan yargılama sonunda verilen karar aynı işkolunda faaliyet gösteren diğer sendikaları da ilgilendirdiğinden davaya bu sendikalarında dahil edilmesi gerekir. Mahkemece yapılacak iş, tespit kararından etkilenecek işyerinde örgütlenmiş veya işkolu tespit kararında işyerinin girdiği işkolu olarak gösterilen işkolunda faaliyet gösteren sendikaların davaya dahil edilerek gösterecekleri delillerin ve karşı delillerin toplanıp birlikte bir değerlendirme yapılmasıdır. Dairemizin istikrar kazanan görüşü de bu doğrultudadır. (Y.9. HD.'nin 16.06.2005 tarih ve 2005/16985 E., 2005/21462 K., Y.9. HD.'nin 09.07.1997 tarih ve 1997/12370 E., 1997/14286 K.,)
Öte yandan, taraf vekillerinin aynı konuya dair olarak Kütahya İş Mahkemesi'nde davalar açıldığından ve davaların derdest olduğundan bahsetmeleri karşısında, bahsedilen dava dosyaları dosya içerisine getirtilerek aynı konuya dair olduklarının tespiti halinde, çelişkili kararlar verilmesi olasılığı bulunduğundan İş kolu tespitine itiraz davasında açık ve kesin bir sonuca varabilmek için açılmış bulunan davaların birleştirilerek yürütülmesi ve bir kararla sonuçlandırılması zorunluluğu bulunmaktadır. (Y.9. HD.'nin 01.07.1999 tarih ve 1999/10807 E, 1999/11999 K, Y.9. HD.'nin 29.03.2001 tarih ve 2001/5101 E, 2001/5091 K, sayılı kararları bu doğrultudadır.)
Somut olayda, yukarda belirtilen ilkeler doğrultusunda işyerinde uzman bilirkişiler marifetiyle yapılacak keşif sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 13.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy