(3402 S. K. m.11) (6831 S. K. m. 2/B) (2924 S. K. m. 1, 11) (2709 S. K. m.170)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Üsküdar Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 27.4.1998 gün ve 1997/128 E.1998/36 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 25.9.1998 gün ve 1998/3404 - 3938 sayılı ilamı;
(... Kadastro sırasında 70 ada 13 parsel sayılı 219.52 m2 yüzölçümündeki taşınmaz orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğundan söz edilerek Hazine adına tesbit edilmiş; üzerindeki evin kime ait olduğunun belirlenemediği hususu da beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Davacı Esat Kurt, taşınmazda zilyet olduğunun tesbiti istemi ile dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın davacının tasarrufunda bulunduğunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazda davacının zilyet olduğunun kütüğü beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş ise de bu konuda mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Taşınmazdaki zilyedin kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi için 4127 sayılı yasa ile bazı koşullar getirilmiş özellikle zilyedin taşınmazın bulunduğu aynı köy nüfusunda kayıtlı olması ve 5 seneden beri o yerde oturuyor olması öngörülmüştür. Mahkemece bu yön üzerinde durulmamıştır. Yetersiz araştırma ile hüküm verilemez. Öyle ise yukarda açıklandığı gibi araştırma yapılmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu konuda yanılgıya düşülerek yazılı biçimde karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Kanun'un 11. maddesinde öngörülen araştırmanın yöntemine ilişkindir.
Anayasa'nın 170. maddesinde orman köylüsünün korunması öngörülmüş bu nedenle 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Kanun'la düzenleme yapılmıştır. Kanunun amacı 1. maddede (... nakline karar verilen orman içi köyler halkının yerleştirilmesi ve orman sınırları dışına çıkartılmış ve çıkartılacak yererin değerlendirilmesi suretiyle, orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi...) olarak belirtilmiştir. 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2. maddesinde bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş ve tarım arazisi olarak kullanılmasında yarar olduğu tesbit edilen arazilerin orman dışına çıkarılacağı hükmüne yer verilmiştir. 2924 sayılı Kanun'un 11/1. maddesinde orman dışına çıkarılan taşınmazların ... kullanan kişilere rayiç bedelleri... alınmak üzere Orman Bakanlığınca satılacağı öngörülmüştür. Anılan maddenin 3. fıkrası 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na göre bu yerlerin kadastrosu öncelikle yapılır. Kadastro çalışmaları sırasında, fiili kullanım durumuna göre sınırlandırılması ve Hazine adına tesbiti yapılacak bu yerler üzerindeki muhdesat ile tasarruf edenlerin isimleri, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir. 3402 sayılı Kanun'un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç, diğer ilanlar yapılmaz. Kadastro çalışmaları sonucunda belirlenecek kişilerin, bu maddenin 4. fıkrasına göre gerçek hak sahibi olup olmadıkları hususu ayrıca Orman Bakanlığı'nca tesbit edilir. Hak sahiplerinin bu madde hükmünden yararlandırılmasında, sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümlük sınırlamaya uyulur. 4. fıkrası ise yararlanacak kişilerin hak sahibi olabilmesi için, orman köyü nüfusuna kayıtlı olmaları ve bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren geriye yönelik en az 5 yıl müddetle o yerde ikamet etmiş bulunmaları gerekir. şeklindedir.
2924 sayılı Kanun'la orman köylüsünün korunması amaçlanmış, orman dışına çıkarılan yerlerin bu kişilere rayiç fiyatla satılması kuralına yer verilmiştir. Bir başka anlatımla, orman dışına çıkarılan yerlerin yalnızca orman köylüleri halkının nakli ve iyileştirilmesi amacıyla değerlendirilmesi olanaklıdır. Bu düzenleme ile orman köylüsünün ormanı tahrip etmemesi ve geçiminin sağlanması amacıyla değerlendirilmesi olanaklıdır. Bu düzenleme ile orman köylüsünün ormanı tahrip etmemesi ve geçiminin sağlanması amaçlanmıştır. Tasarruf edenlerin kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmesi için üç şarta yer verilmiştir bunlar miktar sınırlaması, yararlanacak kişilerin orman köyü nüfusuna kayıtlı olması ve Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten geriye doğru en az 5 yıl süre ile o yerde ikamet etmesidir. Kadastro hakimi itirazlı parsellerle ilgili olarak doğru ve güvenilir sicil oluşturmakla yükümlüdür. Kanun'da açıklanan şartlar araştırılmaksızın hüküm kurulması kanunun amacına aykırı olduğu gibi, hakimin doğru sicil oluşturmak yükümlülüğüne de aykırı olur. Kanun'un 3. maddesinde öngörülen hak sahiplerinin ayrıca Orman Bakanlığı'nca araştırılmasına ilişkin hükmü mahkemelerin araştırma yetkisini ve doğru sicil oluşturma görevini ortadan kaldırmamaktadır. Ayrıca kelimesini, Orman Bakanlığı'na verilmiş bir yükümlülük olarak değerlendirmemek gerekir. Açıklandığı üzere Hakim hak sahipleri yönünden araştırma yapmak ve sonucuna göre karar vermek zorundadır. Açıklanan nedenlerle Özel Daire kararına uyulması gerekirken, direnilmesi isabetli değildir. Yerel mahkeme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Konu 2924 sayılı orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi hakkında kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkındaki 4127 sayılı kanunun uygulanması ile ilgilidir.
Kanun 2 konuyu düzenlemektedir:
1- Birinci husus muhdesat ve tasarruf ile ilgilidir. Kanunun 1. maddesinin 2. fıkrasında (kadastro çalışmaları sırasında, fiili kullanım durumuna göre sınırlandırması ve hazine adına tesbit yapılacak bu yerler durumuna göre sınırlandırılması ve hazine adına tesbit yapılacak bu yerler üzerindeki muhdesat ile tasarruf edenlerin isimleri, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterileceği) belirtilmiştir.
Bu cümle ile muhdesat ve tasarruf edenlerin (zilyetlerin) belirleneceği öngörülmüştür. Kuşkusuz bu işlemlere karşı açılacak davalar Kadastro Mahkemelerinde görülecektir. Bu tür işlere bakmak Kadastro Mahkemelerinin asıl görevi içerisindedir.
2- İkinci husus fıkranın devamında ve diğer fıkralarda düzenlenmiştir. Aynı fıkranın izleyen cümlesinde aynen (kadastro çalışmaları sonucunda belirlenen kişilerin, bu maddenin 4. fıkrasına göre gerçek hak sahibi olup olmadıkları hususu ayrıca Orman Bakanlığınca tesbit edilir.) ifadesi bulunmaktadır.
Açıkça görüleceği gibi bu cümle ile hak sahiplerini belirleme görevi Orman Bakanlığına verilmiştir. İzleyen 3. fıkrada ise Orman Bakanlığının bu işlemi yaparken hangi koşulları arayacağı belirtilmiştir.
Buna göre hak sahibi olabilmek için orman köyü nüfusunu kayıtlı olmak ve bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren geriye yönelik en az beş yıl müddetle o yerde ikamet etmiş bulunmak gerekir. 4. fıkrada ise hak sahiplerinin taşınmazı tebliğden itibaren bir yıl içinde rayiç bedel üzerinden satın alabilecekleri, satın alınmayan yerlerinde ihale yoluyla 3. kişilere satılacağı öngörülmüştür.
Buna göre muhdesatı ve tasarruf edenleri (zilyetleri) belirleme konusunda çekişme olduğu takdirde bu tür davalar Kadastro Mahkemesinde görülecek mahkeme bu davaları 3402 sayılı kanun ile ilgili diğer kanunlara göre çözümleyecektir.
Ancak, bu aşamadan sonra gerçek hak sahiplerinin belirlenmesi, koşulların aranması ve taşınmazların satılması görevi idari bir işlem olup 4127 sayılı kanunla bu görev Orman Bakanlığına verilmiştir.
Nitekim bu amaçla çıkarılan yönetmelik 31.7.1997 tarihli 23066 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış olup bu yönetmeliğe göre hak sahipleri tesbit komisyonu kurulması öngörülmüş, kuruluş şekli ve görevleri belirlenmiştir. Komisyon belirlendiği hak sahiplerinin listesini ilan edecek, ilan süresinin bitiminden itibaren en geç 30 gün içinde mahkemeye itiraz edilebilecektir. Komisyonunun yapacağı işlem idari nitelikte olduğundan buna karşı açılacak davalarda idare mahkemesinde görülecektir.
Nitekim, uyuşmazlık mahkemesinin 21.6.1999 gün ve 1999/10 - 18 sayılı kararı ile bu konu çözümlenmiş ve (kamu hizmeti kapsamında tesis edilen ve idari nitelik taşıyan hak sahipliğinin tesbitine ilişkin işlemin iptali istemi ile açılan davanın görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu belirlenmiştir.) O halde, 4127 sayılı kanunun açık olan hükümlerinden ve uyuşmazlık mahkemesinin kararından anlaşılacağı gibi muhdesat ve zilyetlikle (tasarruf) ilgili konularda açılacak davalar Adli yargı yerinde görülecek, bunun dışında kalan hak sahiplerinin belirlenmesi koşullarının aranması ve hak sahiplerine taşınmazların satılmasıyla ilgili işlemler idari nitelikte olup bu görevler Orman Bakanlığına ait olduğundan bu hususta açılacak davalar da idari yargı yerinde görülecektir. Kanunun vermediği bir görev ve yetkinin kullanılması mümkün değildir. 4127 Sayılı Kanunun 1. maddesinin 3. fıkrasında belirlenen hak sahiplerinin aranan koşullara sahip olup olmadıklarının araştırılması görevi Orman Bakanlığına verildiğine göre Adliye Mahkemelerinin kendiliğinden bu görevi üstlenmeleri ve yetki tecavüzünde bulunmaları düşünülemez. Mahkemece bu gerekçeler göz önünde tutularak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından hükmün Onanmasına karar verilmesi gerekirken bozulması doğrultusundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy