(1475 S. K. m. 13, 14, 26, 49, 50, 54, 56) (9. HD. 20.11.1997 T. 1997/15366 E. 1997/19470 K.)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, izin ücreti ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2- Davacı işyerinde 1.3.1973 tarihinden itibaren çalıştığını izinlerini kullanmadığını belirterek izin ücreti talebinde bulunmuştur. Mahkemece fesih tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içinde dolan izin ücreti alacağına hükmedilmiştir. İş Kanunun 56. maddesine göre yıllık ücretli izin hakkı hizmet akdinin feshi ile doğar. Bu sebeple 5 yıllık zamanaşımı süresinin hizmet akdinin feshi tarihinden itibaren başlatılması gerekir. Davacı yıllık ücretli izin alacağına ilişkin davasını fesih tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde açtığından alacağın tümünün hüküm altına alınması gerekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.06.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı yıllık ücretli izin alacağının da davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş olup, davalı taraf ise savunmalarında akdin feshinden önceki 5 yıllık süreden daha öncelerine ait olan alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkeme zamanaşımı def'ini kabul ederek izin alacağına hükmetmiş bulunmaktadır.
İş Kanunu'nun 50. maddesinin 4. fıkrasında işçinin her hizmet yılına karşılık hak kazandığı yıllık ücretli iznin gelecek hizmet yılı içinde kullanılacağı belirtilmiştir. Yasa, yıllık iznin, gelecek hizmet yılı dışında başka bir zamanda kullanılmasına izin vermemektedir. Fıkradaki kullanır sözcüğü bu konuda hem emredici hem de yasaklayıcı bir nitelik taşımaktadır. Bu kural cezai yaptırımla da kuvvetlendirilmek istenmiştir.
Bu itibarla işveren, işçisine her hizmet yılına karşılık yıllık ücretli izin hakkını, yıllık ücretli izin yönetmeliği hükümleri uyarınca izin kurulunun hazırlayıp kendisinin de onayladığı izin çizelgesindeki sıraya göre gelecek hizmet yılı içinde vermek zorundadır. Böyle olunca iş kanunun 56/1. hükmünün işçinin hizmet akdi devam etmekte iken hak kazanıp da zamanında kullanamadığı yıllık izin ücretiyle bir ilgisinin olmaması gerekir. Dairenin 20.11.1997 gün ve 1997/15366 esas, 1997/19470 karar sayılı ilamında; kullandırılmayan yıllık ücretli izin alacağı hakkı 1475 sayılı İş Kanunu'nun 56. maddesine göre hizmet sözleşmesinin feshi ile doğacağı belirtilmektedir.
Yıllık ücretli izinle ilgili yasal düzenlemenin bir bütünlük ve bir uygunluk içinde bulunması gerekir. Bu uygunluk ve bütünlük iş yasası 50/4 de öngörüldüğü üzere her hizmet yılına karşılık, yıllık ücretli izin hakkının gelecek hizmet yılı içinde kullanılması şeklinde tezahür eder. Kuşkusuz bu kural 56/1 içinde geçerlidir. 56/1 hükmünün, işçinin hizmet akdinin fesihle sona erdiği tarihe kadar geçen tüm hizmet süresince, her hizmet yılı için hak kazandığı yıllık ücretli iznin, onu izleyen hizmet yılı içinde kullanılagelmiş olduğu öngörülerek düzenlenmiş bulunduğunun kabulü gerekir. Bu madde hükmü sadece hizmet akdinin fesihle sona ermesi halinde artık kullanılması imkansızlaşan son hizmet yılına ait yıllık izin ücretini etkiler.
Ayrıca iş kanununun 54. maddesinde yıllık iznini kullanan işçiye peşin olarak ödenecek ücretin ne şekilde hesaplanacağı gösterilmiş olup, 56/1 de fesih halinde izin ücretinin hangi tarihteki ücret üzerinden hesap edileceği belirtilmiştir. Bu nedenle Daire çoğunluğunun ücretli izin alacağı hakkı 56. maddeye göre hizmet sözleşmesinin feshi ile doğar şeklindeki görüşüne katılmak mümkün değildir.
Yukarıda yaptığımız açıklamalar sonucuna göre, son yıla ait yıllık izin ücreti alacağı hakkı iş kanunun 56/1. maddesi uyarınca fesih tarihinde doğacak son yıla ait yıllık izin ücreti ile ilgili olup 5 yıllık zamanaşımı süresi de bu tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.
İşçinin hizmet akdi devam etmekte iken hak kazanıp da zamanında kullanamadığı yıllık izin ücreti alacağı hakkı ise yıllık iznin kullanılması gereken gelecek hizmet yılının sona erdiği tarihte doğacak 5 yıllık zamanaşımı süresi de bu tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.
Yasanın 50/4. maddesi aynen izin hakkının doğduğu tarihleri vurgulamaktadır. Hakkın doğduğu tarihten itibaren zamanaşımı sürelerinin başlayacağı yasalarda kabul edilmektedir. Bu sürenin hizmet akdi devam ederken kesileceğine ilişkin hiçbir yasa hükmü ve içtihadı birleştirme kararı bulunmamaktadır.
Daire çoğunluk kararlarıyla yasa hükümlerinden uzaklaşılarak izin ücret alacağı hakkının doğduğu tarih olarak fesih tarihi kabul edilmekte ve bu düşünceye gerekçe olarak iş yasasının 56/1 maddesi hükmü getirilmektedir.
Ancak tekrar vurgulanması gerekirse, bu madde hükmü fesih tarihinden önceki son hak kazanılan izin süresi ile ilgilidir. Çünkü son olarak hak kazanılan iznin kullanılması için fesih nedeniyle zaman bırakılmamıştır. Buradaki kullanamadığı şeklindeki sözler fesihten hemen önceki izin hakkı ile ilgili olup ortada akit kalmadığından tabii olarak izin kullanılamayacak ve karşılığı ödenecek olup bu madde ödemenin hangi ücret üzerinden yapılacağını göstermektedir. Bu maddeyi başka türlü ve zamanaşımı başlama tarihini belirttiği şeklinde yorumlamak mümkün değildir.
Bu nedenlerle Daire çoğunluk kararına katılamıyor ve davacının isteğinin bir bölümünün zamanaşımına uğradığını kabul eden mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesindeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy