(2981 S. K. m. 10) (743 S. K. m. 922, 933)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 6.4.1999 gün ve 1997/1610 E. 1999/401 K. sayılı kararın incelenmesi davalı belediye vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 30.9.1999 gün ve 1999/4340-5785 sayılı ilamı ile (... Davacı, 8 sayılı parselde 13338/69690 hissenin sahibi olduğunu, 2981 sayılı yasa uygulaması sonucu oluşan 17 sayılı parselin kendisine verildiğini, ancak 200 m2 bahçesinin tapu harici bırakılıp yola terk edildiğini, bu kısmın tapusuna dahil edilmesini istemiştir. Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
8 sayılı parsel 2981/3290 sayılı Kanunun 10/b maddesi uygulaması sonucu 12-13-14-15-16 ve 17 parsellere ayrılmış ve bir kısmı yola terk edilmiştir. Bu durumda oluşan parsellerin geometrik şeklini bozacak şekilde karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz eden: Davalı belediye vekili.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacının taşınmazı Konya Meram Belediyesi sınırları içindedir. 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasa uyarınca önceden 2613 sayılı kanuna göre kadastrosu yapılmış bölgede islah imar planları düzenlemesi yapılmıştır. Davacının kadastro çapına revizyon gören kaydında nizalı kesim muhdes yol okunmaktadır. 2613 sayılı yasaya göre oluşan kayıt 5.6.1975 yılında askı ilanından indirilmiş 10 yıldan fazla zaman geçmiş 3402 sayılı yasa yürürlüğe girmiş ek sürelerde geçirilmiştir. Kadastro çapına karşı hak düşürücü süre geçirilmiş olduğundan artık eski kayda göre bir hak elde etme olanağı ortadan kalkmıştır. Zilyetlikle mal edinme durumuna gelince; gerek eski tapuda ve eski kadastro kaydında yol olarak belli bir kesime karşı zilyetlik iddiasında bulunulamaz. Zira 27.2.1995 gününde 2981 sayılı yasa uygulaması ile buranın tapulu olması ve sınırında da yol gösterilmesi nedeni ile çapa uyularak bu kesim yol olarak bırakılmıştır. Eski kayıtta ve kadastro kaydında yol olarak işaretli kesim üzerinde, hem içerik hem süre bakımından davacı lehine tescil şartları oluşmamıştır. Diğer yandan burada islah imar planı düzenlenmiş ve de eskiden beri yol olan kesim islah imar planında da yol olarak aynen muhafaza edilmiştir. Farklı anlatımla eski kayıttaki yol ile kadastrodaki yol ve islah imar planındaki yol birbirine çakışmış olarak aynı güzergâhta sapma gösterilmeden geçirilmiş ve korunmuştur. 2613 sayılı yasaya göre oluşan kayıt 5.6.1975 yılında askı ilanından indirilmiş 10 yıldan fazla zaman geçmiş 3402 sayılı yasa yürürlüğe girmiş ek sürelerde geçirilmiştir. Kadastro çapına karşı hak düşürücü süre geçirilmiş olduğundan artık eski kayda göre bir hak elde etme olanağı ortadan kalkmıştır Öte yandan davacı kayden hisseli mahalle müfrez (yerinde ayrılmış) şekilde kullandığı kesime mustakil tapusunu yukarıda yazılı yasa ile alırken uygulamaya itiraz etmemiş, kaydın dışındaki yerin zilyetliği nedeniyle mülk edinme yoluna gitmeyi tercih etmiştir. 2981 sayılı yasa hükümleri devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerin zilyetlerine dağıtılacağına amir değildir. Ancak bu yerlerin bedeli karşılığı ve yapılacak imar planına göre tahsisi ile satışına yöneliktir. Böyle tahsis ve satışların amacı islah imar planlarına karşı çarpık yapılaşmayı önlemektir. Esasen tapulu veya tapusuz zilyet olunan özel mülke yol geçirilmek istenildiğinde bu takdirde 3290-2981 ve de 3194 sayılı imar kanunları ile işlem yapılması söz konusu olur. Şu duruma göre süratle gecekondulaşma ve kaçak yapılaşma istidadı gösteren alanlarda belediye ve valiliklerin yaptıracakları imar islah planı niteliğinde o bölgedeki yapılaşmanın şekil ve şartlarını gösteren planlarına göre uygulama yapılması mümkündür. Bu olgularn tespitine belediye ve valilikler yetkilidir. Ayrıca böyle hallerde 3194 sayılı kanuna göre imar planlarının hemen yapılması da beklenemez. Yetkili olan idare islah imar planı ile yetinebilir. Dahası 3194 sayılı yasanın imar planı yapma zorunluluğuna ilişkin şartları aranmaz. Nizalı yerde belediyenin arzusu ve isteği ile 2981 ve 3290 sayılı yasaya göre Kadastro Müdürlüğü'nce imar islah planı yapıldığına göre yol geçirilen kesim davacının mülkü dahi olsa yol geçirilebilir. Bu durumda ancak taşınmaz bedeinin kamulaştırmasız elatma koşullarına göre tahsili yoluna gidilebilir. Ne var ki parsel içi yol bırakmalarda yol bırakılan kesimlerden ötürü malikler bedel talep edemez. Uyuşmazlık konusu yer parsel dışıdır. Bu kesimin yol olduğu ve yolda kaldığı anlaşıldığına iktisap şartları da davacı lehine oluşmadığına göre mahkemenin taşınmazı yoldan çıkararak davacı yararına mülkiyete olanak tanıması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı belediye vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan ve özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 08.03.2000 gününde yapılan 2. görüşmede oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy