(818 S. K. m. 195)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Edirne Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 28.1.1999 gün veğ 1997/187 E. 1999/17 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 21.9.1999 gün ve 5370-6046 sayılı ilamıyla; (...Davacı, canlı hayvan borsasında davalıya bir adet dana sattığını, borsa teammüllerine göre kantardan geçen hayvanın tüm sorumluluğunun alıcıya ait olduğunu, ancak davalının hayvanın hasta olduğunu öne sürerek satış bedelinden bakiye 150.000.000 liranın ödenmediğini belirterek 150.000.000 liranın faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, davacıdan aldığı hayvanın aynı gün veteriner tarafından muayene edildiğini, tüberküloz hastalığının var olduğunun anlaşılması üzerine de imha edildiğini, davacının hayvanın hasta olduğunu bilerek sattığını savunmuş ve davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; borsada satılan hayvanlarda tartıdan sonra sorumluluğun alıcıya ait olduğu, davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 150.000.000 liranın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi satım tarihinde satılan hayvanın hastalıklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu hastalıklı hayvanın ancak kavurmalık et olarak değerlendirilebileceği de veteriner hekim raporu ile sabittir. Davalı, hayvanı kesip etinin değerlendirilmesi amacıyla satın aldığına göre davalının sağlayacağı yarar ancak kavurmalık et olarak mümkün olduğu miktar kadardır. Mahkemece bu miktar tespit edilerek ona hükmedilmesi gerekirken tüm bedele hükmedilmiş olması usule ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı (4.670.000) lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 6.12.2000 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Satım konusu ineğin etinden yararlanılmayacak şekilde "tüberküloz" hastalığına sahip olduğu, tıbbi tahlil ve muayene dışında görünüm itibarıyla hastalığın bilinmesinin mümkün olmadığı ve satım tarihinde hemen aynı gün mezbahada yapılan kesimde veteriner hekimin tetkiki sonucu ortaya çıktığı ve daha sonra da alınan raporla doğrulanıp, imha edildiği, taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Şu maddi olgu karşısında ve hastalığın niteliği de göz önünde tutulduğunda hayvan davalı satıcı elinde iken kesilmiş olsa idi, alıcının maruz kaldığı zarara satıcının katlanmak zorunda kalacağı kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıktır. Davacının zararla karşılaşması sadece iyi niyetle satım akdine taraf olmasından ileri gelmiştir. Burada hakkaniyet, nasafet ve vicdan duygularını zedeleyen, rahatsız edici bir durumun varlığı gözardı edilmemelidir. Satıcının mal varlığında hukuk ve adalet ilkelerine aykırı olarak haksız bir artış meydana gelmiştir. Davacının zararın doğmasından hiçbir dahli olmamıştır. Bilakis hayvanın davalı satıcının elinde bulunduğu zamanda hasta olduğu kesin olduğuna göre alıcının yararlarına daha üstünlük tanımak ve alıcıyı satıcıya karşı daha ziyade korumak hukukun "zarar ve yararların denkleştirilmesi" kuralına uygun düşecektir. Öyleyse hasta bir hayvanı almanın rizikosunu alıcıya yüklemek mümkün olmadığı gibi, mantıki bir çözüm şekli olarak da kabul edilemez.
Gekçekte de, hayvan alım satımında, satıcı yazılı olarak tekeffülde bulunmuş olmadıkça hayvanın ayıplarından sorumlu olmaz. Ancak alıcının kandırılmış olması hali bunun dışındadır. (BK. mad. 195). Ne var ki, satış akdine konu olayın oluş şekli ve seyrine göre anılan maddenin amaçladığı anlamda bir aıbın varlığından da söz edilmemesi gerekir. Zira, olayımızdaki ayıp niteliği itibarıyla öyle bir ayıptır ki, alıcının her türlü himayeden mahrum kalması gerekmektedir. Böyle bir durumu ise yasa koyucunun amaçladığı düşünülemez. Bütün bunlardan ayrı uyuşmazlığa Medeni Yasa'nın 2. maddesinin gözüyle bakmakta yarar ve zorunluk vardır. Medeni Yasa'nın 2. maddesi hakların kullanılmasının genel sınırını çizen ve hukukun her alanında uygulanabilen bir kuraldır. Böyle bir kuralın konulmasının amacı, temeli, hukukun bütün olayları ayrıntılarıyla düzenlenmesinin mümkün olmamasına dayanır. Hakların amaçlarına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının ve sınırlarının aşılıp aşılmadığının önceden tespit edilmesi olanaksızdır. Hakim her olayda hal ve şartların özelliklerine göre hak sahiplerinin hakkın sınırlarını aşıp aşmadığını bir başka ifadeyle, hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığını tayin eder.
Bu nedenle İsviçre Federal Mahkemesi bir hakkın ne zaman kötüye kullanılıp kullanılmadığını önceden prensiplerle bağlanamayacağını, bunu hakimin her olayın koşullarına göre bizzat tayin edeceğini belirtmiştir. (EGE 78 II 227 90 II 156-158; 93 II, 104-105).
Hukukun her alanında uygulama niteliğine sahip olan hakların kötüye kullanılmaması gerektiği ilkesi, şekle aykırılığı ileri sürme hakkı için de sınır teşkil eder.
Bu açıklananların ışığı altında somut olayın kendisine özgü durumu değerlendirildiğinde, yazılı tekeffül olmadığı için satıcıyı haklı görmek Medeni Yasanın 2. maddesine ayrılığı oluşturur. Burada satıcının yazılı şeklin yokluğunu savunması hakkın sınırlarının aşıldığını ve hakkın kötüye kullanıldığını gösterir; itibar edilmemesi gerekir.
Giger, Hans Berner Kommenrtar, Kommentar zum Schweizerischen Privat recht, Bd. VI., 2. Abt. 1 Teilband, 1. Abschnitt Allgemeine Bestimmungen Der Fahrnis kauf, Art. 184-215 OR, Bern 1979, md. 198 Nr. 24, 28)
Anlatılan gerekçe ile yerel mahkeme kararının bozulması görüşündeyim. Onama kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy