(818 S. K. m. 180, 182, 200) (743 S. K. m. 6)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Akhisar Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 29.4.1998 tarih ve 1997/316 E., 1998/122 K. sayılı kararın incelenmesi, davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 29.9.1998 tarih ve 1998/6482-7148 sayılı ilamı ile; (... Davacı vekili tarlasına ait 1500 balya samanı 300.000.000 liradan davalıya sattığını, davalıdan alım-satımı sonucu 20.000.000 TL peşinat aldığını, daha sonra davalının 1000 balya saman aldığını iddia ederek, paraya sıkıştığı için 180.000.000 lirayı ödeyemeyeceğini ifade ettiğini, oysa davalıdan 280.000.000 lira alacaklı olduğunu ve bunun davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacıdan 1000 balya saman aldığını ve parasını peşin olarak ödediğini ve bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Borçlar Kanunu'nun 182. maddesi hükmüne göre, aksine adet veya mukavele mevcut değilse satıcı ile alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle mükelleftir. Davacı, davalının satılan saman bedelinin 20.000.000 lirasını peşin ödediği, kalan kısmını ödemediğini bildirmek suretiyle, veresiye satışa dayanmışsa da davalı satışın peşin yapıldığını, parasını ödeyip malı aldığını bildirmiştir. Alım-satım da asıl kural yukarıda açıklandığı şekilde satılanın tesliminde bedelinin ödeneceği şeklindedir. Davalı veresiye satışı inkâr ettiğine göre, davacının satışın veresiye olduğunu ispat etmesi gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin ispat yükü ters çevrilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usûle ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece yapılacak iş iddia hakkında davacının ve gerekirse davalının delilleri sorularak incelenmeli ve sonuca uygun bir karar verilmelidir.
2- Taraflar tacir değildir, işte ticari değildir. Reeskont faizine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından usûle ve yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yukarıda 1 ve 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına bozulmasına...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usûl ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 17.3.1999 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
Hakim HUMK 180 ve 200. maddeleri uyarınca tarafların delilleri sorulmuş, gösterdikleri tüm deliller toplanmıştır. Yeniden taraflardan delil sorulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum. Mevcut deliller değerlendirilip, BK 182. maddesi çerçevesinde karar verilmek üzere karar bozulmalıdır.
Full & Egal Universal Law Academy