(818 S. K. m. 61, 96, 106)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 29.6.1998 tarih ve 1997/354 E., 1998/470 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 8.2.1999 tarih ve 1998/9336 E., 1999/579 K. sayılı ilamı ile;
(... Davacı, davalının miras hissesini satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, davalının taşınmazdaki hissesini tapuda dava dışı üçüncü bir kişiye sattığını, bundan sonra taşınmazın izaleyi şuyu ile satıldığını, yapılan sözleşme gereğince, davalının hissesin düşen miktarın kendisine ait olduğunu öne sürerek, 3.000.000.000 liranın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 2.741.971.200 liranın ödetilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında yapılan satış vaadi sözleşmesi ile, davalıya ödenen bedelin, davacının 25.10.1994 tarihinde açmış olduğu dava ile, 10.4.1996 tarihinde tahsiline karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Davacı bu şekilde, satış bedelini geri istemekle, akitten dönmüştür. Artık bu akde dayanarak tazminat isteyemez. Kaldı ki davalının miras payı, 19.10.1994 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye tapuyla satılmış ve artık satış vaadi sözleşmesinin ifası imkânsız hale gelmiştir. Bu itibarla artık satış vaadi sözleşmesine dayanılarak, davada ileri sürülen nedenlerden dolayı tazminat istenemez. Davanın reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Sözleşmeden dönme hakkı sözleşme ilişkisini tek taraflı irade bildirimi ile çözülme ilişkisine dönüştüren bir yenilikle doğurucu haktır. Bir kere kullanıldıktan sonra sözleşmeyi temelli çözücü bir hukuksal kurum yaratır. O nedenle sözleşme ilişkisine doğrudan doğruya etkide bulunan yenilik doğurucu bir hukuksal işlemdir. Dönme sözleşme ilişkisini "çözer" fesih ise sözleşme ilişkisini "sona erdirir" farklı bir anlatımla, dönme yarattığı çözülme ilişkisinde, bu ana dek yerine getirilmiş sözleşme edimlerinin geri verilmesi yükümünü doğurduğu halde fesih geri verilmesi yükümü doğurmaz. Yine sözleşme ilişkisini sadece ileriye etkili (extunç) bir güçle ortadan kaldıran fesih işlemi, ayrıca sözleşmeye aykırılıktan ötürü bir "akti zarar-giderim" istemesine olanak verdiği halde sözleşme ilişkisini hiç kurulmamışçasına, geçmişe etkili bir güçle ortadan kaldıran dönme işlemi, ayrıca bir zarar giderim istenmesine olanak vermez, ancak akdin hükümsüzlüğünden kaynaklanan "menfi zararın tazmini" istenebilir ve verilenlerde haksız iktisap kurallarına göre geri istenir.
Somut olayda davacı Satış Vaadi Sözleşmesi ile davalıya ödediği satış parasını açtığı davada istemiş aldığı karar sonucu tahsil etmiştir. Bu durumda davacı satış bedelini istemiş olmakla sözleşmeden dönmüş olduğu kabul edilmelidir. Hal böyle olunca ve az yukarıda açıklanan hukuki nedenlerle davacı tekrar satış vaadi akdinde kararlaştırılan koşullara dönerek davalıdan ifa menfaatine tekabül eden parayı isteyemez. Yerel mahkemece Özel Daire bozmasına uyulması gerekirken, davanın hukuki tanım ve nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek direnme kararı verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 24.11.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy