(1086 S. K. m. 299)
Taraflar arasındaki "tapu iptali, tescil, birleştirilen sözleşmenin iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Milas Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne dair verilen 13.11.2000 gün ve 1997/398 E. 2000/904 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11.12.2001 gün ve 2001/8460-8674 sayılı ilamı ile; (...Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı cebri tescil isteğine ilişkindir. Birleştirilen dava ise; satış vaadi sözleşmesinin iptali istemine ilişkin bulunmaktadır.
Mahkeme; cebri tescil davasının reddine; satış vaadi sözleşmesinin iptali davasının kabulüne karar vermiş; hükmü, davacı vekili temyize getirmiştir.
Satış vaadi sözleşmesi yasanın aradığı biçim koşullarına uygun olarak düzenlenmiş olup sözleşme içeriğine göre de satış bedeli tamamen ödenmiş bulunmaktadır.
Satış vaadi borçlusu davalı şirket sözleşmenin kredi borcunun teminatı olarak düzenlendiğini savunmuş ve bu savunmasını kanıtlamak bakımından bazı protokoller sunmuş ise de; bu protokollerin adiyen düzenlenmiş olduğu, banka kayıtlarında yer almadığı anlaşılmıştır. Ayrıca müflis Bankanın bu protokoller için Damga Vergisi Kanununa uygun olarak damga vergisini tahsil edip protokolde damga vergisinin alınışı ile ilgili kayıt düşmesi gerekirken bu yasal zorunluluğun da yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Bu hususların Bankanın iç ilişkilerini ilgilendiren dahili işlemler olduğu, protokollerin geçerliliğini etkilemeyeceği savunulmakta ise de; iflas öncesi Banka ile davalı şirket arasındaki çıkar birliği yukarda açıklanan olgularla birlikte değerlendirildiğinde halin icabı ve hayatın olağan akışı karşısında böyle bir savunmaya değer verilmesi mümkün görülmemiştir.
Artık bu protokollerin iflas aşamasında delil yaratmak amacıyla düzenlenmediğini kanıtlamak satış vaadi borçlu su davalıya düşer. Davalı taraf ise bu hususu kanıtlayamamıştır.
Esasen ticari şirket olan davalının basiretli bir tacir gibi hareket etmesi, kredi borcu için teminat vermek istiyorsa bunu taşınmazların üzerine, ipotek tesis ettirmek suretiyle gerçekleştirmesi, taşınmazları için satış vaadinde bulunmaması, en azından satış vaadi sözleşmesinin gerçekte teminat amaçlı düzenlendiğine dair kesin ve inandırıcı delil elde etmesi gerekirdi. Bunları göz önüne almayan davalı şirketin şimdi kendi ihmal ve kusurunun neticelerinden Müflis Bankanın alacaklılarının sorumlu tutulmasını beklemesi haklı kabul edilemez.
Bütün bu hususlar nazara alınmadan delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunduğundan hükmün bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan (...) sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle davalı tarafın dayandığı 19.08.1991 tarihli ve 18.10.1993 tarihli protokollerin Müflis Marmara bank kayıtlarında yer almadıkları, adi yazılı şekilde düzenlendikleri (noterde onaylanmış olmadıkları); bu durumda protokol tarihlerinin HUMK' nun 299. maddesi uyarınca davacı İflas İdaresini bağlamayacak anlaşıldığına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK' nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 27.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy