(1086 S. K. m. 388, 389) (3. HD. 27.05.1997 T. 1997/4836 E. 1997/5344 K.)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki elatmanın önlenmesi istenilmiştir.
Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacılar vekili, dava dilekçesinde; davacıların bahçelerini suladıkları Tepeköy Göletinden davalı köy muhtarlığınca suyun verilmemesi nedeni ile susuz kaldıklarını, bu nedenle suya vaki müdahalenin ve muarazanın önlenmesini, sıradan su hakkı tanınmasını talep ve dava etmiştir.
Mahkemece (03.12.1996 tarihli kararı ile); davanın kabulüne, müdahalenin önlenmesine ve Tepeköy Göletinden dava konusu Merkovan mevkiindeki davacıya ait meyve bahçesinin haftada 221.15 m3/hafta su verilmesine karar verilmiştir.
Hüküm her iki taraf vekillerince temyiz edilmiş ve 3.HD. nin 27.05.1997 tarih ve 1997/4836-5344 sayılı ilamı ile Davacılar vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, davalı vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak, davacı sayısının 33 kişi olmasına rağmen isimlerinin yazılmamış olması ve dava konusu suyun verileceği yerin tek bir taşınmaz olarak gösterilmesi ve ayrıca verilmesi kararlaştırılan 221.15m3 /hafta suyun, söz konusu Tepeköy Göletinin neresinden, ne şekilde ve yılın hangi aylarının hangi haftalarında verileceğinin belirtilmemiş olması (ki, bu yönlerin açıklığa kavuşturulması yolunda teknik bilirkişilerden ek rapor, olmadığı takdirde ise uzman bilirkişiler aracılığı ile yeniden keşif yapılıp, rapor alınması ve sonucuna göre HUMK. nun 388 ve 389 maddelerine uygun hüküm kurulması icabeder) infaz güçlüğü ya da olanaksızlığı yaratacağından usul ve yasaya aykırıdır şeklinde bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece; bozma ilamına uyulmasına karar verilmesinden sonra dava konusu yerde iki defa keşif yapılmış ve 1.bilirkişi (2 kişilik Jeoloji Yüksek Mühendisi) raporuna göre; dava konusu taşınmazların toplam 40 dekar olduğunu ve Tepeköy Göletinden haftada 221m3 su verilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, 2.bilirkişi (Ziraat Mühendisi ve Jeoloji Mühendisi) raporunda ise; davacıların taşınmazlarının 113.5 dekar olduğunu ve 1 günde 268.200 lt/sn suya ihtiyacı bulunduğunu ve davacıların ana kanaldan kendilerinin yapacağı kanal ve borularla taşınmazları sulaması gerektiğini, buna göre; 1.sulamanın 1, 2, 3, 13, 14, 15 Haziranda 29 saat 34 dakika süreyle 6.436.812 lt/sn su verilmesi şeklinde, 2, 3, 4 ve 5 sulamalarında 24 gün arayla, aynı günlerde aynı miktarda su verilmesi gerektiğini belirtmiş, mahkemece; 2. bilirkişi raporunun esas alınması suretiyle karar verilmiştir.
Hükmü davalı Köy Muhtarlığı V. temyiz etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğar. Yani, mahkemenin bozma kararına uyması sonucunda, meydana gelen bozma gereğince muamele yapması ve hüküm vermesi gerekir. Taraflardan birisi lehine, diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuran bu duruma usulü müktesep hak yahut usule ait müktesep hak denilmektedir. Bu durumda, mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması ile, kendisi için bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün, bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması usule uygun sayılmaz ve bozma sebebidir. Başka bir deyişle Yargıtay'ın bozma kararına uymuş olan mahkeme, bu uyma kararı ile bağlıdır ve bozma kararı gereğince inceleme yaparak karar vermek zorundadır.
O halde, dairemizin 27.05.1997 tarih ve 1997/4836-5344 sayılı bozma ilamı gereğince, davacılara verilen 221.15m3/hafta suyun ne şekilde, nereden ve ne zaman verileceği konusunda açıklık bulunmadığından ve bu nedenle infaz güçlüğü yaratacağından bahisle mahkeme kararı bozulmuş olmasına ve mahkemece de bozma ilamına uyulması yönünde karar verilmesine rağmen; artık ilk kararı temyiz eden ve lehine bozma kararı verilen davalı yönünden usulü müktesep hak oluştuğu göz önünde bulundurulmadan, davacıların lehine 221.15m3/hafta sudan daha fazla su verilmesi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy