(213 S. K. m. 220) (1086 S. K. m. 293, 295) (1512 S. K. m. 82, 162) (6183 S. K. m. 35, 54) (6762 S. K. m. 20, 66, 309, 326, 336, 503, 511, 519, 520, 536) (818 S. K. m. 125) (11.HD 25.09.1997 T. 1997/6671 E. 1997/6256 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Tavşanlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.05.2009 tarih ve 2007/413-2009/190 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.06.2011 gününde davacı avukatı ile davalı avukatları gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı şirketin % 50 pay sahibi olduğunu, bu payını 07.06.2006 tarihli noter devir sözleşmesi ile diğer davalıya devir edeceğine dair sözleşme imzalandığını, devrin TTK.'nun 520. maddesindeki koşulları taşımadığını, pay defterine yazılmadığını, davalı şirketin aile şirketi niteliğinde olduğunu, 2006 yılında şirketten ayrılmak istemesi üzerine tüm hak ve alacaklarının verileceği taahhüdü ile diğer davalıya devrin yapıldığını, devir sözleşmesinden bir ay sonra şirkete döndüğünü, davalı devir alanın hiçbir bedel ödemediğini, güveninin kötüye kullanıldığını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, hisse devir sözleşmesinin iptaline, olmadığı takdirde devrin geçerli olmaması nedeniyle müvekkilinin ortaklığının devam ettiğine, bu istemin de kabul edilmemesi halinde hisse devir bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, istemin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirkete husumet düşmeyeceğini, devrin yasal koşulları taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve kısmen benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, davalı şirketteki payını noter devir sözleşmesi ile diğer davalıya devir ettiği, bu devre ortakların tamamının muvafakat ettiği, daha sonra pay defterine yazıldığı, her ne kadar pay defterinin açılış tasdiki bulunmamakta ise de TTK.'nun 66/1. maddesi uyarınca defterin niteliği gereği tasdik mecburiyetinin olmadığı, davacının, devir bedelini aldığı hususunu sözleşmede açıkladığı, ayrıca ibraname verdiği, alacak bakımından yemin deliline de başvurulmadığı, devrin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 825, 00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02, 80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 21.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUYA İLİŞKİN YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
TAVŞANLI
1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
GEREKÇELİ KARAR
Esas Numarası: 2007/413
Karar Numarası: 2009/190
Karar Tarihi: 28.05.2009
İDDİA: Davacı vekili 26.12.2007 tarihli dava dilekçesinde 18.01 2000 yılında Tavşanlı 1. noterliğinin 14915 nolu ile kurulan Ş. Gıda Ltd Şirketinin % 50 hissedarı iken, tavşanlı 2 noterliğinin 07.06.2006 tarih ve 4819 yevmiye nolu devir sözleşmesi ile payını davalıya devir edeceğine dair devir sözleşmesi yaptığını TTK. 520 maddesi. Şirket payın devrini emredici bir hüküm olarak düzenlediğini Ortaklık payının kısmen bir 3. kişiye devredilebilmesi için gerekli usulün yerine getirilmesi gerekli işlemlerin a- şirket pay devri sözleşmesi yapmak b- devirin ortaklığa bildirilmesi c- pay defterine kayıt d- Ortakların muvafakati e- esas sözleşmenin değiştirilmesi gerektiğini devir sözleşmesinin yapıldığını pay defterine kaydedilmediğini pay defterine kayıtla devirin gerçekleşeceğini bu kayıt kurucu nitelik taşıdığını pay defterinin. TTK. 66 ve 326. md gereği tutulması zorunlu olduğunu 2006 yılından beri devir işlemi gerçekleşmediğini belirtmiştir. Aile şirketi olarak M., M.U., Y.Ş. tarafından 1987 yılında kurulduğunu meşrubat bayi olarak çalıştığını sonra ad değişikliği yapıldığını iki şirket olarak işlere devam ettiğini hiç kar dağıtmadığını 2006 yılında davacı müvekkilinin şirketteki payını dava dışı M. Ş.'ü eşi S. Ş.'e devrettiğini davalı S. Ş.'ün %50 devir karşılığı bedeli ödemediğini davalı iyi niyetli olmadığını şirkete ait kar payının Mehmet Ş. tarafından değerlendirildiğini şirket adına gayrimenkuller alarak kendi adına kayıt yaptırdığını şirketin sermayesinin menkul ve gayrimenkul olarak sermayesinin 3 trilyon olduğunu davalı S.Ş.'ün bugüne kadar hiç para ödemediğini sadece şirketin R. aracını kullandığını belirtmiş 16.10.2008 tarihli dilekçesinde davacı şirketin pay defteri olmadığını sonradan düzenlendiğini müvekkiline verilen paraların kar payı olup şirket hissesine ilişkin bedel olmadığını ileri sürmüştür. Tavşanlı 2. Noterliğinin 07.06.2006 tarih ve 4819 yevmiye nolu pay devir sözleşmesinin iptali istenmiştir olmadığı takdirde %50 paya isabet eden şirket mal varlığının bedelinin tahsili istenmiştir.
Davacı vekili son celse bilirkişi raporunun sonuç bölümünde davacının şirket ortaklığının devam ettiğinden sonuç ve istek bölümünün 1 maddesini Tavşanlı 2. Noterliğinin 07.06.2006 tarih ve 4819 yevmiye nolu hisse devrinin iptaline şeklinde ki talebimizden sonra terditli olarak gelecek şekilde bahse konu pay satışı geçerli olmadığından davacı Y.Ş.'ün davalı şirkette ortaklığının devam ettiğine karar verilmesi şeklinde dava dilekçesinin 2. maddesindeki talepten önce gelecek şekilde yukarıdaki taleplerimiz kabul görmediği takdirde şeklinde terditli olarak talebi ıslah ettiklerini beyan etmiştir.
SAVUNMA: Davalılar vekili 14.01.2008 tarihli cevap dilekçesinde harç noksan olduğunu alacağın zaman aşımına uğradığını davalı şirketin davada taraf olmaması gerektiğini davacı TTK. m. 309 ve 336. maddedeki koşullara göre dava açması gerektiğini husumet yokluğu nedeniyle şirket hakkındaki davanın reddini istemiştir. Davalı S.Ş. yönünden ise davacı payını Tavşanlı 2. noterliğinin 07.06.2006 tarih ve 4819 yevmiye nolu pay devir sözleşmesi ile müvekkiline devrettiğini payın bedelini aldığı noter senedinde yazdığını ve şirketten ayrıldığını beyan etmiştir.
2006/2 nolu Ortaklar Kurulu kararında pay devrinin kabul edildiğine dair karar alındığını davacının bu kararda noterden tasdikli imzasının olduğunu Ayrıca 14.06.2006 gün ve 6577 sayılı ticaret sicil gazetesinde pay devrinin yapıldığını dair kararın ilan edilip tescil edildiği bildirilmiştir. Resmi belgelere karşı yapılan itiraz ve beyanların geçerli olmadığını ileri sürmüştür. 26.02.2008 tarihli cevaba cevap dilekçesinde davalı vekili, davacının pay devri ile ilgili açıklamalarının yasal olmadığını resmi belgeler karşısında davacının sunduğu delillerin bir özelliği bulunmadığını noterde tanzim edilen ibraname nedeniyle bir alacağı olmadığını ileri sürmüştür. 12.09.2008 tarihli dilekçesinde davalı vekili davacının 500 nolu sermaye hesabında tescil işlemi iptal edildiği bu hesabın davalı adına tescil gördüğünü noter senedine göre şirket ortaklığının kalmadığını ileri sürerek Yargıtay kararları ibraz etmiştir. Davalı vekili 10.10.2008 tarihli dilekçede davalıya 272.477,00TL ödendiğini ileri sürmüştür. Davanın reddini istemiştir.
Davalı vekilleri ıslah dilekçesini kabul etmediklerini zamanaşımı ve husumet itirazlarını yenilediklerini pay defterinin VUK. ve Ticaret Kanuna göre tasdike tabi defterlerden olmadığını davanın özünün bedelsizliğe dayandığını ibra belgesi sunulduğunu beyan etmişlerdir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Tarafların dayanak belgeleri dosyamız kapsamına sağlanıp, uzman bilirkişi eliyle inceleme yaptırılarak yazılı rapor dosyamız kapsamına sağlanmıştır. Davalı şirketin 2006 yılı envanter defteri, Ortaklar pay defteri, davacının ortaklıktaki payını davalı S.Ş.'e devrettiğine dair noter senedi, Ortaklar Kurulunun devri kabul ettiğine dair. 16.03.2006 tarih ve2006/2 nolu kararı, Davacının payını devrettiğine dair ticaret sicil gazetesi, davacı payını alarak şirkete ortak olan S.Ş.'ün ortak olduğuna dair ticaret sicil gazetesi Y.Ş.'ün M.Ş.'ü ibra ettiğine dair ibraname, dosyaya celp edilmiştir.
Davacı tanıkları noter satışının hile ile olduğunu iddia ettiklerinden davalı tarafın itirazına rağmen HUMK. 293/5. md.'si kapsamında dinlenmişlerdir.
Davalı tarafın zamanaşımı itirazı ilk talep yönünden işlemin iptali kısmına dair Davalıların zamanaşımı itirazının dava dilekçesinin içeriğine göre T.C. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 1997/6671 K. 1997/6256 T. 25.9.1997 TTK. 520'inci maddesine göre devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır. hükmüne ve aynı Yasanın 536/3. maddesine göre ortaklar devre gereken nisapla muvafakat etmemişlerse karar hükümsüzdür, batıldır (Y.11.H.D.27.12.1991 gün E:6889 K.6895). Gerçekten batıl olan bir işler bir karar belli sürenin geçmesi ile geçerli hale gelmeyeceğine göre bu gibi davalarda zamanaşımına dayanmak mümkün değildir şeklindeki içtihatı gereğince zamanaşımı itirazının bu yönünden reddine karar verilmiştir. Yine ıslahla terditli talep haline gelen 2 nolu dava dilekçesindeki talep yönünden zaman aşımı itirazı ise davacı tarafın sözleşmenin geçersizliğini iddia ettiğinden sözleşme geçersiz olduğu kabul edilse dahi pay devri sözleşme olarak kabul edildiğinden sözleşmenin ediminin ifası B.K. 125. md kapsamında olduğundan 10 yıllık zamanaşımı süresi kabul edilerek zamanaşımı itirazı ret edilmiştir.
Davacı tarafa 1512 sayılı Noterler Kanunun 162 md sinde noter senedinin düzenlenmesinde noterin hilesi olup olmadığı kapsamında sorulmuş davacı Notere gitmezden önce vaatler vardır, kandırıldım, abim hisse devrinden önce telefonla beni aradı, ben senin bütün haklarını ödeyeceğim dedi, ben de abime güvendim gittim, noterde düzenleme yapılırken düzenlemenin sahte olduğuna ve noterde tarafıma tehdit yapıldığına dair bir iddiam yoktur ben abime güvenip belgeleri okumadan imzaladım şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu beyan doğrultusunda noterin davaya dahil edilmesine lüzum görülmemiştir.
Davalı şirket vekili şirketin hasım olamayacağını belitmişse de davacı şirket yönetiminin usulsüz pay devri yaptığından bahsedildiğinden hasım olarak kabul edilmiştir.
Mahkememizce dosya üzerinden uzman bilirkişilere bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporunda belirtilen Limited şirkette pay devri, yazılı bir devir sözleşmesi ile yapılır. Devir sözleşmesindeki imzaların notere tasdik ettirilmesi de ayrı bir zorunluluktur. Devir, bu şekil şartlarına uyulmadığı sürece geçerli olmaz. Devir sözleşmesinin şirkete karşı hüküm ifade etmesi için ayrıca şirkete bildirilmesi ve ortaklar kurulu tarafından devre muvafakat edilerek devrin pay defterine işlenmesi gerekir bu şartlar gerçekleştiği takdirde hüküm ifade eder. Devrin pay defterine kaydedilebilmesi için ise, ortaklardan en az 3/4'ünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin 3/4'üne sahip olması şarttır. Dosyaya sunulan, davacının payının davalı S.Ş.'e devrinin kabulüne ilişkin 16.03.2006 tarih ye 2006/2 nolu ortaklar kurulu kararını, ayrılan ortak davalı Y.Ş. devralan ortak S.Ş. ve M.Ş. imzalamıştır. Devir kararı oy birliği ile kabul edilmiştir burada bir usulsüzlük yoktur, devreden ortak devir kararına kadar toplantıya katılabilir, şeklindeki görüş hakimliğimizce kabul görmüştür. Fakat bilirkişi raporunda belirtilen pay devrinde pay defterinin tasdike tabi olması hususu Hakimliğimizce kabul edilmemiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 66/1. maddesinde ikinci kısım defterler düzenlenmiş olup bu maddeye göre tacir, Kanun'da ismi açıkça belirtilmese de işletmesinin nitelik ve öneminin gerektirdiği diğer defterleri de tutmak zorundadır. Bu defterler tutulması zorunlu, ancak ismen belirlenmemiş defterler olarak adlandırılabilir. Bu defterler arasında; pay sahipleri defterleri, genel kurul tutanaklarının yazılmasına mahsus toplantı ve müzakere defteri ve yönetim kurulu karar defteri, senetler defteri, imalat defteri, ambar defteri, gibi defterler örnek olarak yer alabilir. TTK. söz konusu defterler için tasdik mecburiyeti getirmemiştir.
Yine davalı vekillerinden Av. F.O. tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde bilimsel makale olarak Pay defteri ortakların ad ve soyadlarını pay miktarlarını yapılmış olan ödemeleri payların devir ve intikali ile ilgili diğer değişikliklerin kaydedildiği diğer mecburi defterlerin aksine tasdike tabi olmayan defterlerdendir. denmiştir. (Limited şirketlerde ortaklıktan çıkarılma-Sayfa 22-Av.Engin Erdil-Vedat Kitapçılık- 2004 baskı)
Bu konuda bir vatandaşın Konya vergi dairesine yaptığı itiraz üzerine 05.05.2009 tarihinde Konya Vergi Dairesince GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI-Konya Vergi Dairesi Başkanlığı- Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü (Tahsilat Müdürlüğü) Sayı: B.07.1.GİB.4.42.17.03-THS-2/536/337- Konu: Şirket Borçları-İLGİ: 14.04.2009 tarihli dilekçeniz. İlgide kayıtlı dilekçenizde; Başkanlığımız ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi ... Ltd. Şti'nin %10 hisseli ortağı iken 11.02.1999 tarihinde ortaklık hissenizi ...'a devrettiğiniz, ancak hisse devrinizin ticaret sicili gazetesinde yayımlanmadığı için halen şirket ortağı olarak adınızın geçtiğini, vergi dairesince şirkete ait vergi borçları nedeni ile şahsi banka hesaplarınıza bloke konulduğunu, ortaklık payınızın devrine ilişkin noter tasdikli devir sözleşmesi bulunmakla birlikte pay defterinin noter onaylı olmadığını belirterek, hisse devrinin geçerli olabilmesi için pay defterinin noter tarafından tasdik zorunluluğu olup olmadığı hakkında görüş istemektesiniz. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun Tasdike Tabi Defterler başlıklı 220'nci maddesinde, tasdik ettirilmesi mecburi defterler maddeler halinde belirtilmiş olup, pay defterleri bu defterler arasında sayılmamıştır.
Diğer taraftan; 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Pay Defteri ve Ortaklık Listesi başlıklı 519'uncu maddesinde, Paylar hakkında bir defter tutulur. Ortakların ad ve soyadları, pay miktarları, vuku bulan ödemeler, payların devir ve intikali ve bu hususlarla ilgili diğer değişiklikler bu deftere kaydolunur... hükmüne yer verilmiştir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun Seri: A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliği'nin (Seri: A Sıra No:2 Tebliğinin II maddesinde değişen bölüm) VII. Limited Şirketlerin Amme Borçları başlıklı bölümünde; 1. 6183 sayılı Kanunun 4369 sayılı Kanunla değişik 352'inci maddesi 5766 sayılı Kanunla yapılan düzenlemelere göre, Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur, şeklini almıştır. 3. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 503 ve müteakip maddelerinde limited şirketlerin kuruluşu düzenlenmiş, Kanunun 511'inci maddesinde tescil ve ilan edilecek hususlar arasında; ortakların kimliği ve koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarları yer almış, 515'inci maddesinde şirket esas mukavelesinde yapılan her değişikliğin ilk mukavelede olduğu gibi tescil ve ilan edileceği, 519'uncu maddesinde de pay defterinin tutulacağı, bu deftere; ortakların ad ve soyadlarının, pay miktarlarının, vukuu bulan ödemelerin, payların devir ve intikali ve bu hususlarla ilgili değişikliklerin kaydedileceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun 520'nci maddesi hükmüne göre de ortaklık payının devri; tescil ve ilan edilmese de noter tasdikli devir sözleşmesi, ortakların devir işlemine muvafakati ve devrin pay defterine işlenmesi ile hüküm ifade etmektedir. Bu hükümlerin birlikte incelenmesinden de görüleceği gibi, limited şirket ortaklarının kimliği ve şirketteki sermaye hisselerine ilişkin bilgiler; şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilen ana sözleşmesinde, bu sözleşmede yapılan değişikliklerde, pay devrinin tescil ve ilan edilmemiş olduğu hallerde ise pay defterinde yer almaktadır. 4. 6183 sayılı Kanunun 35'inci maddesi uyarınca limited şirket ortakları hakkında takibe geçilebilmesi için, Kanunun 54 ve müteakip maddelerine göre şirket hakkında yapılan takip muameleleri sonucunda amme alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir, açıklamalarına yer verilmiştir... Bu açıklamalar çerçevesinde; ortaklık payının devri, tescil ve ilan edilmese de noter tasdikli devir sözleşmesi, ortakların devir işlemine muvafakati ve devrin pay defterine işlenmesi halinde geçerli olacak olup, ortaklık pay defterinin noter tarafından tasdik edilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ayrıca; ortak olarak şirketteki payınızı 11.02.1999 tarihinde noter tasdikli devir sözleşmesi ile devrettiğiniz ve bu devir işleminin pay defterine işlendiğinden devir işleminizin hüküm ifade ettiği anlaşılmış olup, devir öncesine ait olan ve şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borçlarınızın ödenmesinde, 6183 sayılı Kanunun 35'inci maddesi gereğince, sermaye hisseniz oranında payı devralan şahısla birlikte müteselsilen sorumlu bulunduğunuzdan vergi dairesince yapılan işlemler uygun bulunmuştur şeklinde cevap verilmiştir.
Verilen resmi cevapta pay defterine işlenmesi yeterli görülüp ay rica ortaklık pay defterinin noter tarafından tasdik edilme zorunluluğu bulunmamaktadır denmiştir.
Yargıtay 11. H. Dairesi'nin E. 2001/1607 K. 2001/3872 T. 3.5.2001-ilamında davacı taraf noterde düzenlenen sözleşme ile davalılardan N.'dan diğer davalı şirkete ait bir kısım payların devralınmasına rağmen, davalıların hisse devir işlemini tescil ve ilana yanaşmadıklarını ileri sürerek, hisse devir işleminin tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava ettiği davada mahkemenin pay defterinin ibraz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar vermesi üzerine Mahkemece, iddia ve savunmaya; toplanan delillere nazaran, limited şirket hisse devrinin ortaklardan dörtte üçünün muvafakati ile ve pay defterine kayıt ile hükmü ifade edeceği, oysa, davacıların bu gerekleri yerine getirmedikleri, pay defterinin ibraz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dava, limited şirket ortakları olduğunun tespiti ile pay devir sözleşmesinin Ticaret Sicili'nce tescil ve ilanına ilişkindir. Çoğu isteyenin azı da istemiş sayılacağı ilkesi nazara alındığında, böyle bir istek ile açılmış davada, devralınan payların pay defterine kayıt ve tescil isteğini de içerdiğinin kabulü zorunludur. TTK.'nun 520/1. maddesinde, bir pay devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek suretiyle hüküm ifade eder şeklinde bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddenin diğer fıkralarında belirtilen usul ve esaslara uyulmak kaydıyla gerçekleştirilen pay devrini şirket tanımaya yaklaşmıyorsa, bunun, böyle bir dava ile sağlanması olanaklıdır. Davacılar, TTK.'nun 520/son maddesine uygun şekilde noterde düzenlenen 07.03.1997 tarihli pay devir senedini ibraz etmiş olup, davalı taraf, şirket anasözleşmesine göre, pay devrine engel bir hal olduğunu da savunmamışlardır. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre ise, devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devire muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip olması şart olup, davacı tarafı bu hususun da yerine getirildiğini ileri sürerek, pay devrine muvafakat niteliğindeki 14.04.1997 tarihli ortaklar kurulu kararı ile yine, davacıların da dahil olduğu tüm ortakların imzasını taşıyan, şirketin temsil ve ilzamı ile ilgili 5.5.1999 tarihli ortaklar kurulu kararını ibraz etmiş, davalı taraf ise, bu belgelerin sahteliği veya geçersizliği hususunda bir beyanda bulunmamıştır. Bu durumda mahkemece, yazılı şekilde yapılmış ve noterde düzenlenmiş pay devir sözleşmesi bulunduğuna göre, pay devrine diğer ortakların muvafakatine ilişkin 14.4.1997 ve 5.5.1999 tarihli ortaklar kurulu kararlarının değerlendirilmesi ve elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu belgeler ve davacı delilleri üzerinde durulmadan ve hisse devrinin pay defterine kaydının amaçlandığı halde, bu hususun mutlak geçerlilik şartı gibi değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır şeklinde ilamda belirtilen ve üzerinde önemle durulan husus noterde düzenlenen Ltd. Şti. Pay Devri - Hisse Devrinin Pay Defterine Kaydını da Amaçladığı olgusudur.
Raporun bu bölümü de Yargıtay ilamına uymamaktadır. Mahkememizce pay devrinin 07.06.2006 tarihli noter senediyle Tavşanlı 2. Noterliğinin 07.06.2006 tarihli 4819 nolu hisse devriyle yazılı yapıldığı ve notere onaylattırıldığı devrin pay defterine kaydedildiği esasen noter satışıyla da davacı devrin pay defterine kaydını amaçladığı (Yargıtay 11. H. Dairesi'nin E. 2001/1607 K. 2001/3872 T. 3.5.2001) davacının payının davalı S.Ş.e devrinin kabulüne ilişkin 16.03.2006 tarih ye 2006/2 nolu ortaklar kurulu kararının davacının katılımıyla diğer ortak M.Ş.'te hazır olduğu halde (ortaklardan en az 3/4 ünün) devre olur verildiği TTK.'nun 520. maddesinin emredici hükümlerine tamamen uyulduğundan devrin gerçekleştiği kabul edilmiştir. Dosya da pay defteri mevcuttur. Bilirkişi raporunda mevcut pay defterinin tasdik edilmediğinden geçerli olmadığına ilişkin görüşe katılmak yukarıda belirtilen nedenlerle mümkün değildir.
Talebin işlemin geçersizliği ve Y.Ş.'ün ortaklığının devam ettiğine dair talebinin reddine karar verilmiştir.
Talebin ikinci kısmı yönünden ise 07.06.2006 tarihli noter senedinde devir bedelini nakden ve tamamen aldığını beyan etmiş imzalar ve yazılı sözleşme noter tarafından tasdik edilmiştir.
HUMK.'nun 295 ve Noterlik Kanunu'nun 82/2. maddeleri uyarınca, düzenleme biçimindeki noter senetleri sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil teşkil eder. Ayrıca davacının, TTK.'nun 20. vd maddelerinde öngörülen tacir olmanın hükümlerine tabi olduğundan basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır.
Buna göre devir bedelinin alınmadığı yönündeki talep ise mahkememizin son celsesinde değerlendirilerek Görülen lüzum üzerine dava dilekçesinde dayanağın pay devri karşılığında bedel alınmadığı iddia edildiği fakat gerek noter senedi, gerekse noterde verilen ibranamenin delil teşkil ettiği, davacı tarafın usulen bu iddiasını kanıtlayamadığı anlaşılmakla; dava dilekçesi de ve delil dilekçesinde her türlü delil denildiğinden, davacı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmayacağı şeklinde zapta geçerek sorulmuştur.
Davacı vekili ve davacı bizim 1 nolu talebimiz ıslah dilekçesiyle birlikte değerlendirildiğinde Y.Ş.ün ortaklığı devam etmektedir, bu nedenle ondan sonra gelen taleplerimizin bu aşamada değerlendirilmesine gerek yoktur, davamızın bu şekilde kabulüne karar verilsin, bu aşamada yemin deliline dosya bizim açımızdan sübuta erdiğinden başvurmuyoruz, şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Bu nedenle 2 nolu talep hakkında yemin deliline de dayanmadıklarından HUMK. 295, Noterlik Kanunun 82/2. md.'si gereğince reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ve dosya içeriğine göre;
1- DAVANIN REDDİNE,
2- Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 15, 60.-TL red harcının peşin yatırılan 6750.-TL nispi harçtan mahsubu ile bakiye 6734, 4. -TL'sinin istek halinde hüküm kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3- Karar tarihinde geçerli olan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince 28.400, 00-TL nispi ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4- Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5- Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
Dair karar tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere taraf asiller ve taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28.05.2009 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy