(2859 S. K. m. 1, 4) (1086 S. K. m. 275, 276, 277)
Taraflar arasındaki 2859 sayılı yasanın uygulanmasından kaynaklanan kadastro tesbitinin iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda; Yazıhan Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 12/11/1998 gün ve 1997/86 E. 1998/77 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 18/5/1999 gün ve 1999/1475-2653 sayılı ilamı ile (... Davacılar H. Kurt ve H. Kurt 2859 sayılı yasaya göre yapılan yenileme çalışması sonucunda adına tesbit edilen 81 sayılı parselin zeminde ihtilafsız sınırlarının değiştiğini ileri sürerek 80, parselin zeminde ihtilafsız sınırlarının değiştiğini ileri sürerek 80, 388, 389 ve 82 sayılı parsellere yönelik olarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıların dava ettiği taşınmazlarda bir hakkının bulunmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; delillerin değerlendirilmesi dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Bilirkişi kurulunca düzenlenen haritada gösterildiği üzere davacıları dava ettiği parsellerde bir bölüm yerinin kaldığı açıklandığı halde, raporda önceki yapılan kadastro ile 2859 sayılı yasaya göre yapılan yenileme çalışmalarında düzenlenen haritalardan bir fark bulunmadığı, davacının dava konusu parsellerde bir yerinin kalmadığı açıklanmış olup, harita ile rapor kendi içinde çelişmektedir. Mahkemece bu çelişki üzerinde durulmamış, hüküm yerinde nedenleri gösterilmeden davanın reddedildiği görülmüştür. Çelişkili delillerle hüküm kurulamaz. O halde yeniden ilk kez yapılan kadastro çalışmasında düzenlenen tarafların tapu kayıtlarını dayanağını oluşturan haritaları ile 2859 Sayılı Kanuna göre yenileme çalışmasında düzenlenen haritalar çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, teknik bilirkişiden dava konusu taşınmazlarda davacıların yerinin kalıp kalmadığı araştırılmalı, uzman bilirkişiden açıklamalı rapor alınmalı, teknik bilirkişiye keşfi, uygulamayı gösteren harita düzenlettirilmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir...) gerekçesi ile bozularak dosya yerine çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacılar vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 2859 Sayılı Tapulama ve Kadastro paftalarının yenilenmesi hakkındaki kanunun uygulanmasından kaynaklanmakta, özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık ise bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2859 Sayılı Yasanın yenileme başlıklı birinci maddesinde teknik nedenlerle yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen ve en az bir mevkii ya da ada biriminde zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermediği tesbit edilen tapulama ve kadastro paftaları, bu kanun hükümlerine göre Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün teklifi ve ilgili bakanın onayı ile yenilenir. Buna göre tapu sicilinde gerekli düzeltmeler yapılır hükmü, Yenilemenin esasları başlıklı dördüncü maddesinin birinci fıkrasında; yenileme yalnız teknik çalışmaları kapsar. Tapu Siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin haklar inceleme konusu yapılamaz.
İkinci fıkrasında; yenileme işlemi sırasında ilk kadastro ve tapulamanın tahdit ve tesbit ettiği parsel sınırlarına itibar bulunması esas alınır.
Üçüncü fıkrasında; parselin zemindeki sınırları değişmemiş ise ölçümleme sonunda yeni bulunan değerler aynen kabul edilir.
Dördüncü fıkrasında; parselin zemindeki sınırları değişmiş veya işaretsiz ise ilk kadastro veya tapulamanın pafta ve fenni belgelerinden yararlanarak sınırlar tesbit edilir.
Beşinci fıkrasında; parsel sınırlarını tesbit edilmemesi halinde yol, dere ve benzeri tabii ve suni tesislerle çevrili parseller topluluğu bir bütün olarak ele alınır. Bu topluluk içindeki parsellerin konumu dikkate alınarak yüz ölçümü farklılıkları her bir parselin sicilindeki yüzölçümü ile orantılı olarak bütün parsellere dağıtılması suretiyle dengelenir. Bu işlemler sırasında parseller içindeki mevcut daimi yapı ve tesislerin aynı parsel içerisinde bırakılması, hak sahiplerinin birbirleri ile uyuşmazlık çıkarmadan kabullendikleri yerleşme biçimlerinin olduğu gibi muhafazası göz önünde bulundurulur. Bu topluluk içindeki sınırları değişmemiş parseller dengelemeye dahil edilmeyip haklarında üçüncü fıkra hükmü uygulanır. Hükmü yer almaktadır.
Yasanın açık hükmüne göre yenileme işlemlerinde (tesbitlerinde) ilk kadastro ve tapulamanın tahdit ve tesbit ettiği parsel sınırlarına itibar olunacağı öngörülmüştür. Ne var ki; hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda, dava konusu parselleri kapsayan kadastro yenileme paftasının zemine uygulandığı, paftanın kadastronun yapmış olduğu yenileme çalışmaları sırasında araziye çakmış olduğu parsel taşlarına aynen uyduğu, fakat zemine uygun olmadığı, buna göre tecavüzlü durumun saptandığı bildirilmiş, bir yandan Kadastro Müdürlüğünün mevcut zemini göz önünde bulundurmayıp, paftayı araziye uygulayarak yenileme yaptığı belirtilmiş, bir yandan da kadastronun çalışması doğrudur denilmek suretiyle çelişki yaratılmıştır. Raporda tarafların dayandığı tapu kayıtlarının dayanağını oluşturan ilk defa 1960 yılında yapıldığı belirtilen tapulama haritalarını uygulandığından söz edilmemiş, tapulama haritaları ile yenileme haritaları çakıştırılıp uygulanmamış, mevcut zemin durumu gösterilmemiştir. Böylesine yetersiz ve çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz. O halde yeniden yapılacak keşifte 1960 yılında ilk kez yapılan tapulama çalışmasında düzenlenen tarafların tapu kayıtlarının dayanağını oluşturan haritaları ile 2859 sayılı yasaya göre yenileme çalışmasında düzenlenen haritalar çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, teknik bilirkişiye taşınmazların zemindeki değişmemiş sınırları ile tapulama haritası ve yenileme haritaların sınırlarını gösteren harita düzenlettirilmeli, keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, açıklamalı rapor alınmalı, taşınmazların zeminde mevcut değişmemiş sınırlarının ilk kadastro (tapulama) haritalarına uygun olduğunun belirlenmesi durumunda 2859 sayılı yasanın 2. ve 3. fıkraları, zemindeki sınırların değişmiş ve kaymalar olduğunun saptanması halinde 4. ve 5. fıkraları hükmü dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmelidir. Davacı tarafın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarını kabulü ile direnme kararının yukarda gösterilen nedenlerle HUMK. nun 429. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.12.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy