(1086 S. K. m. 236) (3402 S. K. m. 3, 14)
Dava: Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Erbaa Kadastro Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 8.8.1997 tarih ve 1997/9 E., 97/95 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 19.3.1998 tarih ve 1998/237-1156 sayılı ilamı ile; "... Hükmüne uyulan Yargıtay daire bozma kararında özetle tespite aykırı sonuca varıldığı halde, tutanak bilirkişilerinin tanık sıfatıyla çağrılıp dinlenilmesi dava konusu parseli dıştan çevreleyen komşu parsellere ait tutanak suretleri ve dayanaklarının getirtilerek bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi, böylece taşınmazda zilyetliğin başlangıç tarihi ve sürdürülüş biçiminin ayrıntılı olarak araştırılması, sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece Daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne taşınmazın davacı A.A. adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan araştırma ve soruşturma sonunda dava konusu taşınmaz üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Çekişmeli taşınmazın kadastroca ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit edildiğini belirleyen kadastro tespit tutanağını davacı A.A.'nın muhtar olarak imza ettiği saptanmıştır. Hal böyle olunca, davacının tespit günündeki muhtar sıfatıyla tutanaktaki imzası, tutanak içeriği yönünden kendisini bağlar. Önceki günkü bozma kararında bu yöne değinilmemiş olması, kazanılmış hak oluşturmaz. Mahkemece bu olgu dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir..." gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı Hazine temsilcisi.
Karar: Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 3. maddesinde muhtarın kadastro ekibine dahil olduğu yazılıdır. HUMK'nun 236. maddesinde "dava evrakında veya hakim huzurunda iki taraftan birinin veya vekilinin sebkeden ikrarının muteber olduğu ve ikrar edilenin taraf aleyhine delil teşkil edeceği" vurgulanmıştır. Kadastro tespit tutanağının tespite itiraz davasında dava evrakı niteliğinde bulunduğunda kuşku ve duraksamaya yer bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, kural olarak az yukarıda açıklanan, kadastro ekibinde görevli kişi olarak durum tespitine ilişkin dava evrakı niteliğindeki tutanağı okuyup imzalamasıyla muhtar olan davacının bu ikrarı ile bağlı olduğu açıktır. Sadece, bu kural dışında somut bir olayda iradeyi fesada uğratan nedenler veya maddi hata gibi olgular ileri sürüldüğünde, bunlara ilişkin deliller toplanıp, araştırılmak ve hasıl olacak sonuca göre tutanağın hukuki değerinin imzalayanı bağlayıp bağlamayacağı araştırılmak gerekir.
Davada böyle bir iddia ortaya konmamış ve ispat da edilmemiş olduğundan, direnme kararı usul ve yasaya aykırı olup bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 14.10.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy