(6762 S. K. m. 12/11, 18/1) (1086 S. K. m. 7)
Dava: Taraflar arasındaki "maddi-manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Şişli Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabul-kısmen reddine dair verilen 15/12/1998 gün ve 1997/95 E., 1998/1035 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 1/6/1999 gün ve 1999/3517-5155 sayılı ilamı ile; ( ...Bir kamu kurumu tarafından kamu yasaları uyarınca yapılmış olan tesislere bakma ve o tesisleri kullanma yükümlülüğü yine kamu yasalarından doğan bir yükümlülüktür. O halde anılan nitelikteki bir kamu tesisisin gerek yapılmasındaki gerekse kullanılması veya muhafazasındaki kusurdan doğan zararlar, idari karar ve eylemlerden doğan zararlar niteliğinde bulunduğundan onların ödetilmesi istekleri 11/2/1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararının II. bendi hükmünce tam yargı davasının konusunu oluştururlar. Bu davaların ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi hükmünce İdari Yargı yerinde açılması gerekir.
Temyize konu olan davada davacı, davalı idareye ait su borularının patlaması nedeniyle uğradığı zararın ödetilmesini istediğine göre, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddedilmemiş olması bozmayı gerektirir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, davalı Kuruma ait patlayan su borularından akan suların matbaa işyerini basarak zarar verdiğini öne sürerek 1.350.000.000 TL. maddi ve 400.000 TL. manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Kurum ( İSKİ ) vekili müvekkili idarenin hizmet kusuruna dayanıldığından davaya bakmaya İdari Yargının görevli olduğunu savunmuş öncelikle görevsizlik kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; kısmen maddi tazminata karar verilmiş, manevi tazminat istemi reddedilmiştir.
TTK.'nun 18. maddesinde, kendi kuruluş kanunları gereğince idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, Vilayet, Belediye gibi amme hükmü şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları, yazılıdır.
Davalı İSKİ'nin kuruluşu hakkındaki 2560 sayılı Kanunda; genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlükçe yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, genel kurulların tasvibine sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülüne göre düzenleneceği belirtilmiştir. Bu itibarla İSKİ'nin TTK.'nun 18/1 maddesinde öngörülen biçimde özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca da TTK.'nun 12/11 maddesinde su, gaz ve elektrik dağıtma, telefon ve radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları da hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Yine 2560 sayılı Kanunun ek; 5. maddesinde bu Kanunun diğer Büyükşehir Belediyelerinde de uygulanacağı açıklanmış ek: 6. maddesi de 5363 sayılı Ankara Su Tesisatının Belediye'ye Devri ve İşletilmesi Hakkındaki Kanunu 23/11/1981 tarihinde yürürlükten kaldırılmış bulunmaktadır. Böylece ASKİ'de 2560 sayılı Kanuna tabi bir kuruluş haline gelmiştir. Nitekim Hukuk Genel Kurulu, bu tarihten sonra 2560 sayılı kuruluş Kanununa tabi olan ASKİ'nin "gördüğü hizmet kamu hizmeti ise de, faaliyetini özel hukuk kuralları altında yapmakta olması itibariyle TTK'nun 18/1 anlamında tacir sayılacağını" 21/9/1983 günlü ve 80/11-2721 ve 83/823 sayılı kararıyla hüküm altına almış bulunmaktadır.
Kamu tüzel kişileri tarafından kurulan iktisadi işletmeleri, tüzel kişilikleri bulunmasa dahi, bir ticaret unvanı seçmeye ve kullanmaya mecbur oldukları gibi, kurucu kamu tüzel kişileri de bu iktisadi işletmeleri ticaret siciline kaydettirme zorundadırlar ( Ticaret Sicil Nizamnamesi 13 f. 2 ). Keza doktirinde de ticari şekilde veya ( iktisadi esaslara göre ) işletilmek üzere kurulan bütçesi ve mameleki kamu tüzel kişisi tarafından ayrılmış iktisadi işletmeler ( Tacir ) sayılmıştır. ( Prof. Dr. Y. Karayalçın - Ticaret Hukuku 1. Giriş - Ticari İşletme S: 211, Ankara 1968 ).
Bu durumda tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan davaya bakmaya Adliye Mahkemeleri görevlidir. O nedenle yerel mahkeme kararı onanmalıdır.
Ne var ki, işin esası Özel Daire'ce incelenmediğinden dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Davalı vekilinin göreve ilişkin temyiz itirazının reddi ile, mahkemenin bu konudaki direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, işin esasının incelenmesi için dosyanın 4. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 17.5.2000 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy