(743 S. K. m. 34) (818 S. K. m. 518)
Dava: Taraflar arasındaki "el atmanın önlenmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kurşunlu Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.9.2000 gün ve 1997/95 E. 2000/102 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 12.4.2001 gün ve 2001/1660 E. 2950 K. sayılı ilamı ile (...Davacı, davalıların dava konusu taşınmazlara el atmalarının önlenilmesine karar verilmesini istemiştir. Davallar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, mahkemece davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazların 04.08.1988 tarihinde vefat eden murisi H.'dan kendisine intikal ettiğini, davalıların haklı bir neden olmaksızın taşınmazlara el attıklarını ileri sürerek el atmalarının önlenilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalılar, dava konusu taşınmazın davacının murisi H. tarafından ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi uyarınca yakın murisleri K.'a verildiğini, bu nedenle taşınmazlardan yararlandıklarını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece, bakacak borçlusu K.'ın bakılacak H.'dan önce 1986 tarihinde öldüğü, bakım alacaklısı H.'ın sözleşmeyi sona erdirmediği, bu nedenle davalıların taşınmazlarda 1/4 payının bulunduğu gerekçesiyle davalıların dava konusu taşınmazların 1/4 payına el atmalarının önlenmesine karar verilmiştir. Uyuşmazlık konusu taşınmazların 04.08.1988 tarihinde ölen davacının murisi H.'dan kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mirascılık belgesine göre, davacı H.'ın tek mirascısıdır. 03.06.1952 gün ve 172 yevmiye numaralı "ölünceye kadar bakma akdi" başlıklı sözleşme uyarınca dava konusu taşınmazların bakıp gözetme koşulu ile H. tarafından K.'a bırakıldığı belirtilmiştir. Dosyadaki bilgilere göre, K. 1986 tarihinde vefat etmiştir. K.'ın ölümü ile sözleşme sona ermiştir. Sözleşmede bakım borçlusunun ölümü halinde taşınmazların mirasçılarına geçeceği yolunda herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Ölüm ile sözleşme sona ermiş bulunduğundan davalıların taşınmazlardan yararlanması haksız eylem niteliğindedir. Davalılar, H.'ın da mirasçıları olmadıklarına göre, taşınmazlar üzerinde herhangi bir hakları bulunmamaktadır. Davalıların taşınmazlardaki el atmalarının mutlak olarak önlenilmesine karar verilmesi gerekirken davalıların da hak sahibi olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Bundan ayrı, Y. Köyü'nün çorak tarla mevkiinde 2 kıta taşınmazı bulunduğu belirlenmiş olup davacının bu taşınmazlardan hangisini dava konusu ettiği kendisinden sorulup belirlenmeden her iki taşınmaz hakkında hüküm kurulmuş olması da doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, murisi H.'ın davaya konu üç parça taşınmazı, bakıp gözetme koşuluyla damadı K.'a temlik ettiğini, bakım borçlusu K.'ın bakım alacaklısı H.'dan yaklaşık iki yıl önce 5.9.1986 tarihinde öldüğünü, bakım borcunun yerine getirilmediğini ileri sürerek taşınmazlara (K.'ın mirasçıları) davalıların el atmalarının önlenilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlar, mahkemece davacının bakım borçlusu K.'ın kızı olması dikkate alınarak K.'dan gelen 1/4 payı oranında davanın (kısmen) kabulüne karar verilmiştir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, özellikle karşılıklı kişisel ilişkilere dayanan, güven unsuru ön planda tutulmuş sözleşmelerdendir. Yasa koyucu sözleşmenin bu niteliğini göz önünde tutarak bakım borçlusunun ölümü halinde sözleşmenin feshini talep etme haklarını vermektedir. Bakım alacaklısının ölümü sözleşmeyi sona erdirdiği halde, bakım borçlusunun ölümüyle sözleşme sona ermez. Bakım borçlusunun ölümü halinde alacaklının sözleşmenin feshini istemeye hakkı vardır. (YİBK. 5.6.1957 T. E; 25, K; 22; Y.1.HD. 19.9.1991 T, E: 6078, K: 9789)
Ancak bakım borçlusunun mirasçılarının uzun bir süre belirsizlik içinde kalmalarını önlemek için de yasa koyucu, sözleşmenin feshi için bir yıllık süre tanımış bulunmaktadır. (BK. 518 md.)
BK. 518 maddesinin uygulanabilmesi için herşeyden önce borçlunun ölmesi veya ölümüne kesin gözle bakılacak bir durum içinde kaybolduğundan ölüm kaydının sicile düşürülmüş bulunması gerekir. (MK. md.34).
Bir yıllık süre hak düşürücü süredir. Bu sürenin geçip geçmediğini mahkeme re'sen göz önünde tutmak mecburiyetindedir. (1. HD. 24.3.1962, E: 1961/9423, K. 2165) Bakım alacaklısının şahsi durumu göz önünde tutulmak suretiyle kapsamı (nevi ve çevresi) tespit olunan bu hak, sıkı bir surette onun şahsına bağlıdır.
Somut olayda bakım alacaklısı H. bakım borçlusu K.'ın ölümünden sonra yaklaşık iki yıl yaşamış, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshini isteme hakkını kullanmamıştır. Öte yandan akde aykırılık iddiasını yalnızca sözleşmenin tarafları ileri sürebilirler. Bu durumda;
1) Davacının miras bırakanı olan alacaklının bu hakkını sağlığında kullanmamış bulunmasına ve bu hak mirasçılarına geçmeyeceğine göre aşağıdaki bent dışında kalan yerel mahkemenin direnme kararı yerindedir;
2) Dava dilekçesinde köy hudutları içinde bir ev ve arsası ile K. Ağacı mevkiinde ve çorak tarla mevkiinde iki parça olmak üzere toplam üç parça taşınmaza davalıların el atmalarının önlenilmesine karar verilmesi istenildiği halde, yerel mahkemece dört parça taşınmaz hakkında soruşturma, araştırma yapılması ve hüküm kurulması doğru değildir. Bu husus re'sen göz önünde bulundurulması gereken bir usul kuralıdır.
Bu konuda Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: 1. bentte gösterilen nedenlerden ötürü davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,
2. bentte gösterilen nedenden ötürü davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının HUMK.'nun 429. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 6.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy