(1475 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 7) ( 2547 S. K. m. 34)
Dava: Taraflar arasındaki "kıdem tazminatı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 3. İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.7.1999 gün ve 1998/1197 E. 1999/487 K. sayılı kararın incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 11.11.1999 gün ve 1999/14775 E. 1999/17402 K. sayılı ilamıyla; (...Davacı davalı üniversitede yabancı diller okulunda Fransızca okutmanlığına atanarak 24.4.1973-24.4.1974 süreli idari sözleşme ile çalışmaya başlayıp tip sözleşmelerle 23.10.1997 tarihine kadar çalışıp bağlı bulunduğu SSK'dan yaşlılık aylığı almak suretiyle görevinden ayrıldığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacının 506 sayılı yasaya tabi olarak işyerinde çalışmakta iken emeklilik nedeniyle iş akdinin son bulduğu kabul edilerek kıdem tazminatı istemi hüküm altına alınmış davalı vekilince karar temyiz edilmiştir.
Davacı Fransız uyruklu olup 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun kabulünden önceki mevzuatta öngörülen prosedür uyarınca davalı üniversite yabancı diller okulunda Fransızca okutmanlığına 24.4.1973 tarihinde atanarak birer yıllık sözleşmelerle çalışmış 2547 sayılı kanun ve 12.7.1982 gün ve 8/5102 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca düzenlenen sözleşmelerle görevini sürdürmüştür.
Dosya içinde bulunan ve taraflarca düzenlenen sözleşmenin dayanağını oluşturan 2547sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun "yabancı uyruklu öğretim elemanı" başlıklı 34. maddesinde yüksek öğretim kurumlarında, sözleşme ile görevlendirilecek yabancı uyruklu öğretim elemanları, ilgili fakülte, enstitü veya yüksekokul yönetim kurulunun önerisi ve üniversite yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından atanırlar. Bunlar, öğretim görevleri bakımından bu konuda aylıklı öğretim elemanları için konulmuş olan hükümlere tabidirler. Yabancı uyruklu öğretim elemanlarının bu şekilde atanmaları veya görevlendirilmeleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Bakanlar Kurulu kararlarını gerektiren hükümlerine tabi olmadan, Yüksek Öğretim Kurulu'nca İçişleri bakanlığı'na bildirilir ve iki ay içerisinde alınacak olumlu görüş neticesinde ilgili üniversitesince sözleşmesi yapılır" denilmektedir. Görüldüğü gibi davacı atama tasarrufu ile göreve başladıktan sonra taraflarca sözleşmesi düzenlenmiştir. Bu durum karşısında sözleşme hizmet sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceğinden sözleşmenin idari sözleşme niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece dava dilekçesinin görev noktasından reddi gerekirken yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm kurulması hatalıdır.....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 6.12.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy