(743 S. K. m. 931)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali, tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 9.3.2000 gün ve 1998/206 E. 2000/47 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 14.9.2000 gün ve 2000/9632-10282 sayılı ilamı ile; (...Davacılar, murisleri A.'ya ait Seferihisar ilçesi, Doğanbey Köyü, Galinos mevkiinde bulunan 5 parsel sayılı taşınmazın aynı köy ve mevkii de tapuda kayıtlı 416 ve 436 parsel sayılı taşınmazların sahibi M. oğlu A. tarafından vekili vasıtasıyla davalıya satıldığını, hatalı işlem nedeniyle tapunun iptaliyle, veraset ilamındaki payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
Dosyaya getirtilen bilgi ve belgelerden, aynı köyde oturan, aynı isim ve soyadını taşıyan iki kişiden, dava dışı A.'nın kendi taşınmazlarının satışı için N.'ye vekalet verdiği; ancak, tapuda vekaleten yapılan temliki işlem sırasında, yanılgıya düşülerek vekalet verenin taşınmazları yerine, davacıya ait taşınmazın satışa konu yapıldığı ve mülkiyetinin davalıya nakledildiği anlaşılmaktadır. Bu şekilde gerçekleştirildiği anlaşılan temliki işlemin davacıya ait taşınmaz yönünden yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı açıktır. Bunun yanı sıra davalı da yolsuz tescili bilen ya da bilmesi gereken kişi durumundadır. Bu itibarla da MK'nin 931. maddesi hükmünün koruyuculuğu altında olduğu söylenemez. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya erine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacılar vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Medeni Kanun mülkiyet hakkının doğumunu sebebe (illete) bağlı bir hukuki işlem olarak kabul etmiştir. Medeni Kanunun sistemine göre, tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuki sebebe dayanması zorunludur. Geçerli bir hukuki sebebe dayanmayan tescil işlemi yolsuz tescil niteliği taşır ve her zaman iptali istenebilir. Yolsuz tescilin tek istisnası Medeni Kanun'un 931. maddesinde hükme bağlanan iyi niyet kuralıdır. Söz konusu madde hükmüne göre, tapu sicilindeki kayda iyi niyetle dayanarak (istinat ederek) mülkiyet veya diğer bir ayni hakkı iktisap eden kimsenin iktisabı muteber olur. Bu maddenin uygulanabilmesi için geçerli bir hukuki muamelenin bulunmaması, geçerli olmayan bu muameleye dayanılarak tapuda bir intikal işleminin yapılması; ikinci el konumunda olan kişinin yolsuz olarak tescil edilen tapu kaydının doğru olduğuna güvenerek iktisapta bulunması gerekir.
Somut olayda, davada taraf olmayan A., dava konusu olmayan taşınmazını satması için vekaletname vermiş; vekil, vekil edenine ait taşınmazı satacağı yerde, davacıların murisine ait dava konusu taşınmazı satmıştır. Açıklandığı üzere yolsuzluk, davalının taraf olduğu sözleşmeden kaynaklanmaktadır. Dava konusu taşınmaz ile davalının bayii arasında hiçbir irtibat bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, olayda Medeni Kanun'un 931. maddesinin uygulama yeri yoktur.
Yukarıda değinilen ilke ve olgulara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının yukarıda yazılı nedenlerle ve Özel Daire bozma kararında gösterilen sebeplerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine; 30.05.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy