(2762 S. K. m. 7) (Vakıflarda İntifa Haklarının Ne Suretle Tesbit ve İta Edileceği Hakkında 17/07/1936 Tarihli Vakıflar Nizamnamesine Ek Nizamname m. 7) (18 HD. 31.03.1998 T. 1998/2815 E. 1998/3429 K.)
Dava: Taraflar arasındaki "tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 31. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 19.3.2002 gün ve 2000/44-2002/207 sayılı kararın incelenmesi davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 14.10.2002 gün ve 2002/6591-9631 sayılı ilamı ile,
(...Vakıflarda İntifa Haklarının Ne Suretle Tespit ve İta Edileceği Hakkında 17.7.1936 tarihli Vakıflar Nizamnamesine Ek 23.12.1937 tarih 2/7898 sayılı Tüzüğün 30.7.1987 tarihli Tüzükle değişik 7. maddesinde, vakıf için belirlenen gelir fazlası (intifa hakları) vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu ve galleye hak kazandığını kesinleşen mahkeme kararıyla ispat edenlere ve onların evladına ödeneceği öngörülmüştür. Tüzüğün bu hükmüne göre; davacılar, davalı Mütevellinin Mahkemeye sunduğu listede galle alan vakıf evlatları arasında görünen babaları Nur Saffan Ağralı'nın evladiyetine dayanmak istedikleri cihetle varsa buna dair kesinleşmiş mahkeme kararını ibraz etmeleri, aksi halde bu dava içerisinde kendilerinin galle fazlasına hak kazanan vakıf evladı olduklarını her türlü delille kanıtlamaları gerekirken salt mütevellinin gönderdiği ve dayanakları Mahkemece araştırılmayan galle alan evlat listesi ile yetinilerek eksik inceleme ile davanın kabulü doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, galleye müstehak vakıf evladı olunduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacıların murisi (babaları) Nur Saffan Ağralı'nın, davalı Veziri Azam Sadri Esbak Halil Hamit Paşa Vakfının evlatlarından biri olduğunu, ölümüyle evlatlığın miras yoluyla davacı mirasçılarına geçtiğini, davacıların bundan faydalanabilmeleri için hem davacıların hem de muris babalarının vakıf evladı olduğu hususunun tespiti gerektiğini ileri sürerek, davacıların anılan vakfın evlatları olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Veziri Azam Sadri Esbak Halil Hamit Paşa Vakfı Mütevellisi Ali Erol Derviş Bükey vekili, davacıların vakıf galle fazlasına müstehak meşru evlat olduğu ve murislerinin de vakıf evladı bulunduğu hususunun, kesinleşmiş mahkeme kararı ile ispat edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Dahili davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili de, davacıların murisi Nursaffan Ağralı'nın galle fazlasından yararlanmakta iken vefatı nedeniyle bu hakkın sona erdiğini, davadaki iddianın 2762 sayılı Yasanın öngördüğü usule göre kanıtlanması gerektiğini savunmuş ve davanın reddini istemiştir.
Yerel Mahkemece verilen, tüm davacıların galleye müstehak vakıf evlatlarından olduklarının toplanan delerle kanıtlandığı gerekçesine dayalı davanın kabulüne dair karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Davacıların murisi (babaları) Nur Saffan Ağralı'nın, galle fazlasından yararlanmakta iken 19.9.1994 tarihinde dul olarak öldüğü, mirasçı olarak beş çocuğunu (davacıları) bıraktığı nüfus kayıtları, veraset ilamı ve davalı Vakfın Mütevellisi tarafından dosyaya gönderilen 1992 yılına ait evlatlar listesinden anlaşılmaktadır.
Ne var ki, Mütevellinin 28.9.2000 günlü yazı cevabında, görev devri esnasında kendisine tevdi olunan evlatlar listesinde davacıların murisinin adı bulunmakla birlikte, galle fazlasından yararlanma hakkının nereden kaynaklandığının bilinmediği belirtilmiş ve durumun 1992 yılında Mütevellilik görevini devraldığı İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nden sorulmasının uygun olacağı açıklanmıştır.
Özel Daire bozma kararında da belirtildiği üzere, Vakıflarda İntifa Haklarının Ne Suretle Tespit ve İta Edileceği Hakkında 17.7.1936 tarihli Vakıflar Nizamnamesine Ek 23.12.1937 tarih 2/7898 Sayılı Tüzüğün 30.7.1987 tarihli Tüzükle değişik 7. maddesi; "Her vakıf için belirlenen gelir fazlası (intifa hakları) vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi oluğunu ve galleye hak kazandığını kesinleşen mahkeme kararıyla ispat edenlere ödenir. Vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu mahkeme kararı ile ispat edenlerin vakfiye şartı gereği intifa hakkına hak kazanan çocuklarından ayrıca mahkeme kararı istenmez; nüfus kaydı esas alınarak işlem yapılır." hükmünü taşımaktadır.
Bu açık hükme göre, davacıların, vakfedenle irtibatlarını ayrıca kanıtlamalarına gerek olmaksızın vakıf evladı olduklarının kabul edilebilmesi; murisleri Nur Saffan Ağralı'nın galleye hak kazandığını gösteren kesinleşmiş bir mahkeme kararını sunmaları koşuluna bağlıdır. Önemle vurgulanmalıdır ki, eğer murisle ilgili, açıklanan nitelikte kesinleşmiş bir mahkeme kararı yok ise; salt, murisin evlatlar listesinde adının bulunmasına ve böylece belli bir dönemde galleden pay almış olmasına dayanılarak, onun galleye hak kazanmış vakıf evlatlarından biri olduğu kabul edilemez.
Somut olayda, davacılar murisleriyle ilgili kesinleşmiş bir mahkeme kararının varlığını iddia ve ispat etmiş değillerdir.
O halde, yine bozma ilamında belirtildiği üzere, davacılar, galle fazlasına, hak kazanan vakıf evladı olduklarını, görülmekte olan dava içerisinde, başta nüfus kayıtları olmak üzere, vakfeden ile kendileri arasındaki evladiyet bağını açıkça ortaya koyacak nitelikte, hukuken geçerli her türlü delillerle kanıtlamak zorundadırlar.
Bu nitelikteki bir bağlantının varlığı hukuken geçerli delerle kanıtlanmadıkça, salt murisin galleden pay almış ve davacıların da onun mirasçıları olduklarının veraset ilamıyla belgelenmiş olmasına dayanılarak, iddianın kanıtlandığı kabul edilemez. Yargıtay'ın sapma göstermeyen uygulaması da bu yöndedir (Örneğin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2.7.1982 gün ve Esas: 1979/6-1850, Karar: 1982/764 sayılı; Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 31.3.1998 gün ve Esas: 1998/2815, Karar: 1998/3429 sayılı kararları).
Esasen, yargılama sırasında alınan 19.3.2001 günlü bilirkişi raporunda da, davadaki iddianın yukarıda açıklanan nitelikteki delillerle kanıtlanması gerektiği, rapor tarihine kadar toplanan delillerin davacıların vakfeden ile kendileri arasındaki evladiyet bağının varlığım kabule yeterli olmadığı belirtilip uygun kanıtların neler olabileceği gösterilerek, dosyadaki bu eksikliklerin tamamlanmasından sonra evladiyet bağı konusunda görüş bildirilebileceği açıklanmış olmasına ve bu rapordan sonra Mahkemece yapılan araştırma ve toplanan deliller, gösterilen eksikliklerin tamamlandığını kabule yeterli bulunmamasına rağmen, 4.6.2001 günlü ek raporda, söz konusu eksikliklerin giderilmiş olduğundan söz edilip mevcut deliller itibariyle davacıların galle fazlasından yararlanacak vakıf evlatları arasında oldukları yolunda görüş bildirilmiştir.
Kaldı ki, Vakıf Mütevellisinin yukarıda sözü edilen 28.9.2000 günlü yazı cevabında da, murisin galle fazlasından yararlanma hakkının nereden kaynaklandığının bilinmediği belirtilmiş ve durumun araştırılması gereğine işaret edilmiş olmasına rağmen, Mahkemece bu yönden de yeterince inceleme ve araştırma yapılmadığı görülmektedir.
Hal böyle olunca, Yerel Mahkemece aynı gerekçeye dayalı Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 17.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy