(2924 S. K. m. 11, 21)
Dava: Taraflar arasındaki "hak sahipliği ve zilyetliğin korunması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin Kadastro Mahkemesi'nce dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair verilen 30.9.1998 gün ve 1998/32 E. 1998/347 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 25.1.1999 gün ve 1999/89 E. 1999/9 K. sayılı ilamıyla; ( ...Kadastro sırasında 851 parsel sayılı 3500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle Maliye Hazinesi adına tespit edilmiştir. Davacı Ali Şahin Son, yasal süresi içinde imar ihya ve zilyetliğe dayanarak zilyetliğinin korunmasına yönelik olarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda dava dilekçesinin görev yönünden reddine, talep halinde dava dosyasının görevli Mersin Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 2924 sayılı Kanun uygulamasından kaynaklanmaktadır. Anılan Kanunun 11. maddesi gereğince yapılan işlem kadastro niteliğinde olup, davaya bakmak görevi bu nedenle Kadastro Mahkemesine aittir. Uyuşmazlığın tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin delillerinin toplanması ile esastan çözümlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, İçel ili, Merkez Kale köyünde 851 parsel numaralı taşınmazın imar ve ihya etmek suretiyle zilyedi ve gerçek hak sahibinin kendisi bulunduğunu oysa 2924 sayılı "Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanunun" 11 nci maddesine dayanılarak yapılan tespit sonucunda hak sahibi olarak Hüseyin Uysal'ın belirlendiğini öne sürerek "hak sahipleri tespit komisyonu kararı" nın iptalini istemiştir.
Mahkemece, davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmiş görevsizlik kararı verilmiştir.
Yargıtay Özel Dairesi; 2924 sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince yapılan işlemin kadastro niteliğinde olduğunu belirterek davaya bakmaya Kadastro Mahkemesinin görevli olduğunu benimsenmiş yerel mahkeme kararını bozmuştur.
Yerel mahkeme bu bozmaya karşı direnme kararı vermiştir. Öncelikle belirtelim ki, 2924 sayılı Yasanın 11. maddesi Anayasa Mahkemesinin 30.3.1993 günlü ve 1992/48 E. 1993/14 K.sayılı iptal kararı ile son şeklini almış, böylece anılan yasanın iptal edilen düzenlenmesinde orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların tahsis ve satışında "zilyetlik" esas alınmazken son düzenleme ile bu yasada belirlenen koşullara göre idarece belirlenecek "Hak sahipliği" esası kabul edilmiştir. Gerçekten de 4127 sayılı Yasanın gerekçesinde "... düzenlenen üçüncü fıkra ile orman köylüleri dışında, eski Kanunla 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde açıklanan zilyetlik müessesesine atıf yapılmak suretiyle kanundan yararlandırılmış olanlar dışarıda bırakılarak yalnız hak sahibi köylülerin yararlandığı şeklinde fıkra tedvin edilmiştir.." denilmesi az yukarıda açıklanan "Hak Sahipliği" esasına ilişkin kabulü doğrulamaktadır. Görülüyor ki; Anayasanın 170. maddesi ile 2924 sayılı Yasanın amacının sağlanması kamu yararı düşüncesine dayanmakta olup, "Hak Sahibi" orman köylülerinin tespitine dair işlemler ise bir kamu hizmetinin yürütülmesi için idareye verilen bir görev niteliğindedir.
Öte yandan; 2924 sayılı Yasanın 21. maddesinde "bu kanun hükümlerinin uygulanmasına ilişkin şekli şart ve esaslar ile ifraz işlemleri Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak bir yönetmelikle düzenlenir hükmü gereğince 31.7.1997 tarih ve 23066 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Yönetmeliğin 27, 32, 46/son hükümleri birlikte değerlendirildiğinde hak sahipleri tespit komisyonunca verilen kararlar sonucu düzenlenen ve itirazsız kesinleşen listelerin, taşra teşkilatının tasdiki ve Orman Bakanlığının onayı ile yürürlüğe gireceğinde kuşku ve duraksamaya yer bulunmamaktadır. Şu durumda Orman Bakanlığınca diğer bir deyimle idarece yürütülmesi zorunlu bir işleminin varlığı ortadadır. Bu işlemin az yukarda açıklanan yasa ve yönetmelik hükümlerine uyularak belirlenen idari usul ve esaslara göre tamamlandığında da duraksama bulunmamaktadır. Hal böyle olunca anılan işlem hukuken kamu otoritesine dayalı ve doğrudan idarece almış bir idari tasarruf olduğu açıktır.
Somut olayda; Davacı 2924 sayılı Yasanın 11 ve yönetmeliğin 27 nci maddesinde önerilen ilan süresinde Kadastro Mahkemesine hak sahipleri tespit komisyonun kararının iptali için dava açtığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda vurgulayalım ki görev sorunu kamu düzeni nedeni ile yargılamanın her aşamasında gözönünde tutulacağından yerel mahkeme ve özel dairenin kabul ettiği yargı yerleri dışında da gerçek ve yasaya uygun yargı yerinin saptanmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır.
Tüm açıklananların ışığında; idarenin yasa ve yönetmelik hükümlerince yürütmekle yükümlü tutulduğu kamu hizmetinin tabii bir sonucu olarak kurulan ve idari bir nitelik taşıyan hak sahipliğinin tespitine ilişkin işlemin yargısal tasarruf, bunun iptaline ilişkin davaya bakmaya ise idari yargının görevli bulunduğunun kabul edilmesi gerekir. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 1.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy