(743 S. K. m. 24) (818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bağcılar Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 7/3/2000 gün ve 1998/517 E., 2000/490 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16.10.2000 gün ve 2000/5739 E., 2000/8837 K. sayılı ilamı ile;
( ... Dava basın yolu ile kişilik haklarının saldırıya uğramasından doğan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili; 12 Haziran 1997 tarihli Radikal Gazetesinde Ağar'ın Adamına Suç Duyurusu başlıklı yazıda davacının halen çalıştığı yere siyasi tercihle geldiği, hukuka aykırı işler yaptığı, faizcilik ve tefecilikle uğraştığı hususlarının ima edildiğini ve kendisinin küçük düşürüldüğünü öne sürerek beş milyar lira manevi tazminat istemiştir. Davalı davanın reddini savunmuş mahkeme kısmen kabul kararı vermiş bu karar davalılar vekilince temyiz olunmuştur.
Radikal Gazetesinin 12.6.1997 tarihli sayısında Ağar'ın Adamına Suç Duyurusu başlıklı yazıda davacının Adli Tıp Kurumunda görevli olduğu, faizle borç para vermek suretiyle tefecilik yaptığı, ülkücü olduğu, ülkücülerin emrinde toplandığı, Adalet Bakanı Şevket K.'ın kendisini her toplantıya çağırdığı, DYP İstanbul İl Başkanı Celal A.'ın adamı olduğu hususlarına yer verilmiştir.
Basının haber hakkı, bu hakkın sınırları içinde kalındığı sürece hukuka uygun sayılır ve bu hak gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kuralları ile sınırlıdır. Eğer bir haber veya yazı bu temel kurallardan birine uygun olmazsa bu takdirde hukuka uygunluktan söz edilemez.
Mahkeme; kararında davacının Ağar'ın Adamı ifadesi üzerinde durmuş, bu ifade de eleştiri sınırı ve kamu yararı gayesi aşıldığı açıklanarak tazminata hüküm verilmiştir. Kararda tefecilikle ilgili yorumun önemi bulunmadığı vurgulanmıştır.
Davacının kamu görevlisi olduğu anlaşılmaktadır. Kamu görevlileri hakkındaki iddiaların haber değeri vardır.
Gazetede davacının faizcilik ve benzeri bazı olumsuz davranışları yazılmıştır. Yazıdaki iddialar dosyadaki delillerle doğrulanmakta ve olayların genel karakterine uymaktadır. Böyle bir gerçeğin yeri geldiğinde toplum önünde tartışılmasında, toplum yararı vardır ve davacının kendi iradesiyle yarattığı bu ortamın basın yolu ile eleştirilmesine katlanmak mecburiyeti de vardır.
Mehmet Ağar'ın adamı şeklindeki niteleme ise davacıyı incitici ve onu küçük düşürücü bir davranış sayılamaz. Zira Mehmet A. ülkede önemli görevlerde bulunmuş, topluma mal olmuş ve halen de milletvekili olan bir siyaset adamıdır. Bu bakımdan yazıdaki haber ve diğer nitelemelerde; davacının eylemleri de dikkate alındığında hukuka aykırılıktan söz edilemez. Esasen yayın yolu ile yapılan eylemlerde yayını yapanın özel maksadından ziyade, o yayına okuyucunun vereceği anlam da önemlidir. Hukuka aykırı olmayan eylem nedeni ile tazminat istenemez. O halde dava reddedilmek üzere karar bozulmalıdır... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalılar vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 26.09.2001 gününde yapılan ikinci görüşmede, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy