(818 S. K. m. 41, 61) (1580 S. K. m. 62, 63, 156)
Dava: Taraflar arasındaki "istirdat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana Asliye 7. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 19.7.1999 gün ve 1998/540 E. 1999/565 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 8.2.2000 gün ve 10109-893 sayılı ilamı ile; (...Davacı, davalının 26.03.1989-27.03.1994 tarihleri arasında belediye meclis üyeliği yaptığını ve arsa tespit komisyonunda görev aldığını, bu komisyonun kuruluş şeklinin yasaya aykırı olduğunu, İçişleri Bakanlığının genelgelerine göre bir üyenin yılda 150 gün huzur hakkı alabileceğinin belirtilmesine rağmen davalıya 365 güne yakın huzur hakkı ödendiğinden davalının sebepsiz zenginleştiğini belirterek 191.525.000 TL.'nın yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı ise, belediye meclis kararı, vilayet oluru ve bakanlık onayı ile kurulmuş bir komisyon üyesi olarak hizmet verip karşılığını aldığını, sebepsiz zenginleşmesinin olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 10.05.1999 tarihli Serbest Muhasebeci Mali Müşavir D. tarafından düzenlenen rapora itibar edilerek davalılara yapılan ödemelerin yasal olduğu belirlendiğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı, davacı belediyede meclis üyesi olarak görev yapmış, bu sırada 1580 Sayılı Belediyeler Kanununun 62. maddesine göre kurulan komisyonda çalışmak üzere görevlendirilmiştir.
1580 Sayılı Belediye Kanununa göre Belediye Meclislerinin yılda belli dönemlerde olağan ve olağanüstü toplanacağı, komisyonların meclisin toplantı dönemi ile sınırlı olarak görev yapacağı anlaşılmaktadır. Anılan Yasanın 62 ve 63. maddelerine göre de meclis ve komisyon üyeleri toplantı günleri için huzur hakkı alabilirler. Komisyonun meclis toplantı dışına çalışması yasaya uygun olmadığından komisyonda görevli meclis üyelerine bir yıl boyunca görev yapmışçasına huzur hakkı ödenmesi doğru değildir.
O halde, mahkemece yasaya uygun olarak yapılan toplantı adedi belirlenerek bu sayının dışında kalan günler için ödenen ücretler haksız ödenmiş olacağından bunların istirdadına karar verilmesi gerekirken isteğin tümüyle reddi usul ve yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararı süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacı Belediye Başkanlığı, davalı ise 1580 sayılı Belediyeler Kanunun 62. maddesine göre kurulan arsa tespit komisyonundaki görevleri nedeniyle kendilerine huzur hakkı ödenen Belediye Meclis Üyesidir.
Davacı vekili, davalının 26.3.1989 tarihinden 27.3.1994 tarihine kadar 5 yıl süre ile Belediye meclis üyesi olarak görev yaptığını, belediye meclisinde "arsa tespit komisyonu" adı altında oluşturulan ihtisas komisyonunda da görev alarak kendisine huzur hakkı ödendiğini, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişlerince bu komisyonun kuruluş şeklinin yasaya aykırı olduğu ve komisyon üyelerinin görevlerini kötüye kullandıkları tespit edilerek ceza davası açıldığını, Belediye Yasasına aykırı oluşturulan komisyonda 7 kişi yerine 9 kişinin görev yapıp, komisyonun 5 yıl süreyle çalışarak, üyelerine fazladan huzur hakkı ödendiğini, bunun 1580 sayılı Kanun yanında Borçlar Kanununun 41 ve 61. maddelerine de aykırı olduğunu ifadeyle sebepsiz zenginleşmeye konu paranın davalıdan yasal faiziyle birlikte istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekilince; komisyonun oluşturulmasında ve yapılan ödemelerde yasaya aykırılık bulunmadığı, komisyon üyelerinin Cumartesi-Pazar dahil çalışmalarına, ücret almalarına engel bir durum olmadığı, ceza davasının henüz sonuçlanmadığı, davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece ceza davasındaki, beraat kararı dayanak alınarak verilen redde ilişkin ilk karar Özel Dairece bozulmuş, bozmaya uyan mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırıp, bu rapora, ceza dosyası ve soruşturma raporları kapsamına göre ödemelerin yasal olduğunu kabulle yeniden davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece karar inceleme eksiğinden bozulmuş, mahkeme önceki kararında direnmiştir. Hükmü davacı vekili temyiz etmektedir.
Öncelikle; davalının bedeliye Meclis Üyesi olarak, meclis kararı uyarınca 2arsa tespit komisyonu" adı altında oluşturulan ihtisas komisyonunda görev yapma süresi ve bu sürede kendisine yapılan ödemelerin yasal dayanağı üzerinde durmakta yarar vardır.
Dosyada mevcut soruşturma raporlarnda açıkça bu komisyonun kuruluşunun ve çalışmasının yasya aykırılığı yanında 5 yıl süreyle tüm yıllar boyunca aralıksız çalışılmış gibi bedel ödenmesinin de yasal olmadığı tespit edilmiştir. Ceza davasında verilen beraat kararının yasal dayanağı bu komisyonun kuruluşu, çalışması ve huzur hakkı ödemesinde yasaya aykırılık bulunmadığı yönündeki bilirkişi raporudur. Aynı dosyada aksi düşünce taşıyan bilirkişi raporu da bulunmakta olup, bu raporda İçişleri Bakanlığınca olur verilen huzur hakkının komisyon çalışmaları için değil meclis çalışmaları için verildiği, komisyonun bu kadar uzun süre çalışmasını gerektirir bir görevinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Yeri gelmişken 1580 sayılı Belediye Yasasının konuyla ilgili hükümlerini incelemekte yarar vardır.
Anılan Yasada "Encümenler" başlıklı 62. maddede; "Belediye Meclisi her içtima müddeti için ruznamelerindeki meseleleri tetkik etmek üzere encümenler teşkil edebilir. Encümenler mütalaalarını o içtima müddeti içinde meclise bildirirler" hükmü yer almaktadır. Aynı Yasann 156. mddesi huzur hakkı ile ilgili olup, "nüfusu 70 binden yukarı belediyelerde lüzum görüldüğü tadirde meclis azasına huzur hakkı verilir. Bu huzur hakkının miktarını tayin eden meclis kararları Dahiliye Vekaletinin tasvibi ile katileşir" denilmektedir. Bu hükümler karşısında belediye meclisinin komisyon (encümen) kurma yasal olanağına sihip olduğunda kuşku bulunmamktadır. Ancak bu komisyonların çalışma süresi ve şekilleri de yine yasa gereği meclisin toplantı (içtima) süresi ile sınırlıdır. Bir başka söyleyişle Belediye Meclislerinin yılda belli dönemlerde toplanacağı ve komisyonların da bu toplantı süresi ile sınırlı çalışacağı açıktır. Meclis üyeleri toplantı günleri için huzur hakkı alabilirler, ancak komisyon üyelerinin belediye meclisinin dahi çalışma dönemleri dışına çıkarak yıllar boyunca görev yapmış gibi huzur hakkı alma olanaklarını düzenleyen bir yasa hükmü bulunmamaktadır. Ayrıca İçişleri Bakanlığının huzur hakkına ilişkin olurları meclis çalışmalarıyla sınırlı olup, dosyada dayanılan bir kısım olurlar ise davacı Belediye'ye değil, başka illere ait Belediyelere aittir.
Diğer yandan, İçişleri Bakanlığının dosyada bulunan ve davalının komisyonda görevli olduğu dönemde uygulanmakta olan 29.1.1993 gün ve BO5OMAH0060001/521-93,06,0/4115 sayılı Genelgesinde; yasal düzenlemeye paralel uygulama getirilmiş, 1. maddede Belediye Meclislerinin bir yılda toplantı sürelerinin en çok 15 gün olacağı (bütçe hariç) ifade edilmiş, 2. maddede komisyonlar ve çalışma süreleri düzenlenmiştir. Buna göre komisyonların çalışma süreleri olağan ve olağanüstü toplantı süresi ile sınırlı olup, bunlar dışında toplansalar dahi huzur hakkı ödenmeyeceği açıkça belirtilmiştir.
Ayrıca aynı genelgenin 3/b maddesinde aynı dönemde hem meclis hem komisyon toplantısı yapılmışsa huzur hakkının tek ödeneceği de belirtilmiştir.
Danıştay kararlarında da konuyu bakış açışı aynı doğrultudadır. (Danıştay 2. Daire 28,9,1953 gün ve 2811-2439 S. Kararı)
Yukarıda yer alan yasal düzenleme ve açılmalar ışığında mahkemece yapılacak iş; Davacı Belediyenin, Belediye Meclisinin 1989-1993 yıllarında yaptığı olağan ve olağanüstü toplantıların tamamının gündemleri, alınan kararlar ve toplantı tutanaklarının getirilmesi ve buna göre komisyon çalışmalarının bunlardan fazla sürelerde olamayacağı da gözetilerek yapılcak tespitle komisyon üyelerinin meclis çalışmaları için almaları gereken huzur hakkından fazlasını alıp almadığının belirlenmesi, almışlarsa; bunun haksız ödeme olduğu, davalının sebepsiz zenginleşmiş bulunduğunun kabulü ile; istirdadına karar vermek olmalıdır. Davanın reddine ilişkin karar usul ve yasaya aykırı olup, bozulması gerekir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 10.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy