(4721 S.K m.106) (818 S.K. m.42)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 13.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne birleştirilen davanın reddine dair verilen 24.12.2002 gün ve 1998/634 E. 2002/869 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 13.10.2003 gün ve 2003/4380-7493 sayılı ilamı ile; ( ...Davacılar dilekçelerinde; murisleri Hasan Özkan'ın 1.2.1983 tarihinde Türkiye Halk Bankasında çalışmaya başladığını ve davalı vakfa üye olduğunu, 7.1.1995 tarihinde ise zimmet suçlaması ile bankadaki işinden ve vakıf üyeliğinden çıkarıldığını, yargılandığı ağır ceza mahkemesinde beraat ettikten sonra idare mahkemesi kararı ile tekrar bankadaki görevine döndüğünü vakfa üyelik başvurusunun haksız olarak reddedildiğini, 8.6.1997 tarihinde de vefat ettiğini, üyelik talebi kabul edilmiş olsaydı vakıf senedine ve yönetmeliğine göre ölüm yardımına, ölüm tazminatı öğrenim ve sağlık yardımı, ek emeklilik aylığı ödeneceğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla açılan iki davada toplam olarak 1.918.964.476 lira tazminatın davalıdan faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, vakfa üye olmayan kişiye yardım yapılmasının söz konusu olamayacağını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacıların murisi Hasan Özkan'ın davalı vakfa yaptığı üyelik talebinin, reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile bilirkişilerce hesaplanan toplam 815.282.641 TL. tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacıların murisi Hasan Özkan, zimmet suçlaması ile bankadaki görevinden ve davalı vakıf üyeliğinden çıkarılmış zimmet suçundan dolayı ağır ceza mahkemesinde yargılandıktan sonra idare mahkemesi kararı ile bankadaki görevine dönmüştür. Daha sonra davalı vakfa üyelik için yaptığı başvurusu vakıf senedinin 17.maddesi uyarınca vakıf temsilciler kurulunca yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Böylece davacıların murisinin vakfa üye olarak kabul edilmediği, diğer bir anlatımla üyelik statüsünü kazanmadan öldüğü anlaşıldığından ve ayrıca vakfa üye olmayan kişilerle mirasçılarının, vakıf senedinde üyelerin yararlanacağı belirtilen yardım ve tazminatları almaları mümkün bulunmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile kısmen kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 02.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy