(1086 S. K. m. 287, 288, 290) (11. HD. 22.10.1998 T. 1998/6737 E. 1998/6930 K.)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 8.10.1997 tarih ve 686-609 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili ve davalılardan Salih, Hilmi ve Ayşe vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili; davalılardan Salih B.'ın vesayet altında olduğunu, davalılarla aralarında hiçbir alacak-borç ilişkisinin olmadığını takip konusu bononun hile ile alınıp sonradan doldurularak icraya konulduğunu, davalıların kendi aralarında da davalı olduğunu ileri sürerek 336.000.000 lirayı haciz zorlaması ile ödedikleri için bu miktarın istirdadına, 364.000.000 lira yönünden de borçlu olmadıklarının tespitini, yasal faiz istenebileceğine göre işlemiş faiz yönünden de borçlu olmadıklarının tespitini, davalıların %40 tazminata mahkumiyetini talep ve dava etmiştir.
Davalı Salih B.; kendisinin vesayet altında olmadığını, takip konusu senedin ciro yoluyla alacak-borç ilişkisi nedeniyle eline geçtiğini, davacı (borçlunun) devamlı adres değiştirdiği için İstanbul Kadıköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesinden ihtiyati haciz kararı alınarak Kadıköy 1. İcra Müdürlüğünün 95/302 E. sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, borca itiraz edilmeyip, alacağının kesinleştiğini, davacıların borçlarını ödememek için açmadıkları dava kalmadığını, tanık dinlenmesine rızalarının olmadığını savunarak davanın reddini, davacıların %40 tazminata mahkumiyetini talep etmiştir.
Davalı İsmail K. vekili; davacı Osman A.'nün bu davadan önce çekler verdiğini bunları ödemeyince, hakkında karşılıksız çek vermek suçundan şikayetçi olduklarını, daha sonra davacının dava konusu 700.000.000 liralık senedi verdiğini, örme makinesi borcu dışında başka borçları da olduğunu, bu senette ödenmeyince senedi tahsil edeceğini beyan eden Salih B.'a ciro ettiğini, avukatının bazı sözleri nedeniyle asıl alacaklının kendisi olduğuna dair bazı yollara gittiğini, Salih B.'ın ödemeyi yapınca bu davalardan vazgeçtiğini, senedin teminat senedi olmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından bedelsizlik iddiasının tem borç ilişkisinin tarafları arasında ileri sürülebileceğini, şahsi def'i olduğunu, hamilin borçlunun zararına senedi devir aldığı ispat edilmesi gerektiğini bedelsizliğin senetle ispatı gerekeceğini, sonra hamilin kötü niyetinin tanıkla ispatlanacağını, davacıların senedin bedelsizliği konusunda HUMK. 290 maddesine göre yazılı delil ve belge ibraz edemediklerini belirterek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili ve Salih B., Hilmi B., Ayşe Pınar vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi için icra takibinin durdurulması konusunda alınmış bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından koşulları oluşmamakla icra inkar tazminatı isteminin reddine ilişkin kararı da yerinde olduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 344.9000 er lira temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan alınmasına, 04.06.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy