(743 S. K. m. 658)
Dava: Taraflar arasındaki "şuf'a ya dayalı tapu iptali tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 9.5.2002 gün ve 1998/729 E, 2002/297 K. sayılı kararın incelenmesi Davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 3.3.2003 gün ve 969-1095 sayılı ilamı ile;
(...Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu taşınmazın diğer paydaşlarından Emine Apan'ın payını 300.000.000-TL, Sami Eğinç'in de 150.000.000.-TL bedelle davalıya sattığını davacının on gün önce öğrendiğini, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek payların iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, ilk payın 20.11.1995 tarihinde alındığını, davacının satıştan, satış tarihinden beri haberdar olduğunu davanın süresinde açılmadığını payın önce davacıya teklif edilmesine rağmen almayacağını beyan ettiğini şimdi ise payı ucuza almak istediğini, satış değerinin de tapuda gösterildiği gibi olmayıp bugünkü rayice göre bedelin çok daha fazla olduğunu, bilirkişinin meblağı tespit edeceğini davanın reddini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren yenilik doğuran bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda vücut bulur ve payın üçüncü şahsa satılması ile kullanılabilir hale gelir. Satımın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Medeni Kanunu'nun 658. maddesi hükmüne göre bu hakkın satışa ıttıla tarihinden itibaren bir ay ve her halde on yıl içinde kullanılması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, her türlü delille ispat edilebilir. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak Yargıtay'ın yerleşen içtihatlarına göre satış tarihi ile dava tarihi arasında uzunca bir süre geçmiş ise dava açıldığı tarihteki payın belirlenen değeri önalım bedeli olarak kabul edilmiştir.
Olayımızda; önalım hakkına konu edilen payın ilişkin bulunduğu 70 parsel No'lu taşınmazın paydaşlarından Emine Apan payını 30.11.1995, Sami Eğinç ise 02.12.1997 tarihlerinde davalıya satmışlar, davacı ise bu pay satışlarını on gün önce öğrendiğini ileri sürerek 16.09.1998 tarihinde dava açmıştır. Davanın hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını savunan davalının bu konuda dinlettiği tanıkları, payın öncelikle davacıya teklif edildiğini, davacının da "bana yaramaz, ben almam, satabiliyorsanız satın" dediğini, bunun üzerine payın davalı şirkete satıldığını, davacının satıştan ne zaman haberdar olduğunu bilmediklerini, payı satan Sami Eğinç'in de satışı davacıya söylemediğini beyan etmişlerdir. Buna göre davanın süresinde açılmadığı savunmasının kanıtlandığı söylenemez. Davanın süresinde açıldığının kabulü gerekir. Dava süresinde açıldığına ve Sami Eğinç'in sattığı paya ilişkin tapudaki satış bedeli üzerinden önalım bedeli depo edildiğine göre Emine Apan'ın payını sattığı tarih ile dava tarihi arasında uzunca bir süre geçtiğinden, inşaat bilirkişisinin 19.11.2001 tarihli ek raporunda belirttiği Emine Apan'ın payının dava tarihindeki değeri üzerinden önalım hakkını kullanıp kullanmayacağının davacıya sorulması, kullanmak istemesi halinde bu bedelin depo edilmesi için münasip bir süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bundan zuhul ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 28.1.2004 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy