(6762 S. K. m. 309, 336, 341, 342, 556) (1086 S. K. m. 39, 40) (11. HD. 08.02.1999 T. 1998/8950 E. 1999/615 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.05.2004 tarih ve 2001/1365-2004/427 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalılardan İbrahim Hakkı Kazancı ve Didem Kazancı'nın müvekkili şirketin kurulduğundan bu yana müdürü olduğunu, müvekkilinin davacı şirketin %50'sine davalıların temsil ettiği diğer şirketinde davacı şirketin %50'sine sahip olduğunu, 1196 Şubat ayında kurulan şirketin 2000 yılına kadar kar ettiğini ancak, 2001 yılından itibaren ticari teamüllere uymayan şekilde şirketin aktiflerinin azaldığını, şirketin sahip olduğu Carrefoursa'da bulunan çeyiz- mobilya mağazasının müvekkilinin bilgisi dışında üçüncü şahsa devir edildiğini, davalıların aynı yere yine aynı nitelikte işyeri açtıklarını, şirketin iflasına neden olunacak şekilde borçlandırıldığını, şirkete ait 34 UV 2665 ve 34 VZ 4599 plakalı araçların satıldığı halde bedellerinin kasaya girmediğini, taraflar %50 oranında pay sahibi olduklarından müdürlerin azlinin gerçekleştirilemediğini, davalıların özen ve sadakat borçlarını yerine getirmediklerini,ileri sürerek, öncelikle şirkete tedbiren kayyım tayinine, fazlaya ait haklar saklı tutulmak kaydıyla 10.000.000.000.TL. tazminatın dava tarihinden itibaren faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilleri İbrahim Hakkı Kazancı ve Didem Kazancı ve davacı Mahmut Seyfettin Mollamehmetoğlu olduğunu, ekonomik kriz nedeniyle dava dilekçesindeki iddiaların yapıldığını, davanın samimi olmadığını, iddiaların asılsız olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davalı müdürlerin davacı şirkete zarar verdiklerinin ispatlanamamış olmasına göre davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, limited şirket müdürü olarak görev yapan davalıların şirkete verdiği zararların tazmini istemine ilişkindir.
Türk Ticaret Kanununun 556. maddesine göre, limited şirket idarecilerinin mesuliyeti anonim şirketlerin bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir. Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin yani, müdürün/müdürlerin sorumluluğuna anonim ortaklıkların yönetim kurulu üyeleri hakkındaki TTK.nun 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır. TTK.nun anonim ortaklıklara ilişkin hükümlerine atıf, TTK.nun 341. maddesini de kapsar. Sorumluluk davasının kimin tarafından açılabileceği konusunda Dairemizin emsal nitelikte bulunan 08.02.1999 tarih ve 1998/8950-1999/615 sayılı kararına göre, ortak sayısı yirmiden fazla olan limited ortaklıklarda yöneticilerin hukuki sorumluluğu hakkında dava açmak yetkisi denetçilere aittir. Diğer, yani yirmi ve yirmiden az limited ortaklıklarda bu yetki ortaklar kurulunun kararına veya yönetici olamayan ortakların bu yönde alacakları karara yada verecekleri muvafakata bağlıdır.
Öte yandan TTK.nun 342 nci maddesinde de müdürün kanuna, anasözleşme veya işgörme koşullarını saptayan diğer yükümlülüklerini gereği gibi veya hiç yerine getirmemesi halinde yönetim kurulu üyelerinin tabi oldukları hükümler gereğince ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olacağı kabul edilmiştir. Ancak, T.T.K.nun 341 ve 342. maddeleri hükümlerine göre, böyle bir davanın açılabilmesi için ise genel kurulca davanın açılması yolunda karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Dava konusu olayda, davacı şirket yirmiden az ortaklı olup denetçisi bulunmadığından, ortaklar genel kurulunun bu konuda vereceği karar veya yönetici olamayan ortakların bu yönde alacakları karar yada verecekleri muvafakat ile bu davanın açılabilmesi mümkündür.
O halde mahkemece, davacılara H.U.M.K.nun 39 ve 40. maddelerine göre münasip bir mehil verilmek suretiyle yukarıda açıklanan ön koşulun tamamlattırılmasından sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy