(506 S. K. m. 79, 82)
Dava: Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 10. İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.9.1999 gün ve 1998/930 E. 1999/759 K. yılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 01.11.1999 gün ve 1999/8051 E. 1999/8001 K. sayılı ilamiyle;
(...Dava sonucu itibariyle 1.10.1986 ile 1.3.1995 tarihleri arasında davalı işverenlere ait işyerinde geçen ancak davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirilmeyen çalışma süresinin tesbiti istemine ilişkindir.
Bu tür davalar nitelikçe kamu düzenine ilişkin olup, deliller re'sen toplanmalıdır.
Öncelikle, tespite konu süredeki dava konusu işyeri işverenleri, gerektiğinde işyeri dosyası celbedilip saptanarak, davalılar dışındaki gerçek ya da tüzel kişilerin bu sıfatı taşıdığının sübutu halinde; bu şahısları da yöntemince davaya dahil etmesi için davacıya önel verilmeli keza 23.3.1999 tarihli dahili dava dilekçesi de harçlandırılmalıdır.
Davacının, dava konusu işyerince 1.6.1991 tarihinde işe girişine dair işe giriş bildirgesinin verilmesinden sonra 1.9.1991 tarihinde çıkışı keza dönem bordrolarında muhtelif tarihlerde giriş ve çıkışları ile en son işyerinin devralması üzerine 11.1.1993 tarihli işe giriş bildirgesi mevcut ise de; öncelikle işe giriş bildirgeleri dışında dönem bordrolarında öngörülen giriş ve çıkışlar sadece işveren beyanına dayalı olup, aksinin bordro tanıklarının anlatımı ile ispatı mümkündür.
Öte yandan; 11.1.1993 tarihli işe giriş bildirgesi işyerini devralan işverenler tarafından verilmiş olup, işyerinde kısmi çalışmayı göstermemektedir. Giderek mahkemenin, davacının 1.9.1991 ile 1.3.1995 tarihleri arasında işyerinde sürekli çalıştığına ilişkin kabulü yerindedir.
Diğer taraftan; davacının 1.9.1991 tarihinden önceki çalışma süresine ilişkin istemi hakdüşürücü sürenin geçtiğinden bahisle reddedilmiş ise de; davacının 1.6.1991 tarihinde işyerince işe başladığına dair işe giriş bildirgesi mevcut olup, 1.6.1991 tarihinden sonrası dönem için herhalde hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsedilemez ise de; davacının 1.6.1991 ile 1.9.1991 tarihleri arasındaki çalışma süresinin Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirilerek primlerin ödenmesi itibariyle işbu süre için tespitte davacının hukuki yararı bulunmadığından istemin reddi, sonucu itibariyle yerindedir.
1.6.1991 tarihli işe giriş bildirgesi, içeriğindeki sigortalı imzasının davacıya aidiyetin sübutu ya da hata-hile-ikrar durumunun iddia ve ispat edilmemesi halinde; dava konusu işyerinde davacının işe başladığı tarih bakımından karine teşkil etmekte olup, işbu karinenin aksinin eşdeğerde delillerle ispatlanması gereği açıktır. Bu yönde sigortalı tarafından işyerini devralan davalı işverenlerden M. Kaya ve M. Kara aleyhine açtıkları, kesinleşen işçilik haklarına ilişkin alacak davasında mahkemece, davacının işyerinde 22.10.1986 tarihinde işe başladığı, işyerinin 11.1.1993 tarihinde adı geçen davalılara devredildiği ve davacının 22.10.1986 ile işten çıkarıldığı 1.4.1995 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilmiş; ne var ki, kıdem tazminatı miktarının belirlenmesinde bu kabulle ters düşer biçimde hizmet süresi 5 yıl 161 gün olarak kabul edilerek hüküm kurulmuştur ki bu ilam herhalde davacının 1.6.1991 tarihinden öncede işyerinde çalıştığını gösteren giderek i.6.1991 tarihli giriş bildirgesinin bu yönde aksini öngören eşdeğerde delil vasfındadır.
Nitekim 1996/325 esas sayılı alacak dosyası içeriğinde mevcut 15.11.1988 tarihinden itibaren süre gelen esnaf muayene formları da yine bu olguyu teyit etmektedir. Ne var ki, davacının, dava konusu işyerinde 1.6.1991 tarihinden önceki çalışmasının sürekli olup olmadığı yönünden, bu sürede aynı işyerinde birlikte çalışanlar işyeri kayıtları ile dönem bordrolarında saptanarak tanık sıfatı ile dinlenmeli ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Giderek, kısmi çalışmanın sübutu halinde ise 506 sayılı Kanunun madde 79/8'de öngörülen hakdüşürücü sürenin geçip geçmediğinin irdelenmesinde; sigortalı tarafından 506 sayılı Kanun madde 82 kapsamında işyerini devralanlar aleyhine aynı süre için açılan işçilik haklarına ilişkin davanın dava tarihi olan 12.3.1996 tarihi esas alınmalıdır.
Öte yandan, 1.6.1991 ile 1.3.1995 tarihleri arasında, dönem bordrolarında öngörülen çalışma süresine ilişkin olarak işverence, davalı Kuruma primlerin ödenip ödenmediği yöntemince ve gereğince araştırılarak sonucuna göre primler ödenmişse, bu sürelere ilişkin istem tespitte davacının hukuki yararı bulunmadığından bahisle reddedilmelidir. Keza 1991 yılının 9-10 ve 11. ayları bakımından Kuruma herhangi bir bildirim olmadığı olgusu gözönünde tutulmalıdır. Kabule göre de davanın kısmi reddinden dolayı vekille temsil edilen davalılar lehine avukatlık parasına hükmedilmeli ve yargılama giderleri de bu çevrede taraflar arasında paylaştırılmalıdır.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki esaslar gözönünde tutulmadan eksik araştırma ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDENLER: 1- Davalı S.S. Kurumu Genel Müdürlüğü vekili
2- Davalılar Muzaffer Turgut, Asker Turgut ve arkadaşları
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurutu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, davacının davalı işverenlere ait işyerinde 1.10.1986- 1.3.1995 tarihleri arasında geçen ve Kurum'a bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece, davacının 1.1.1992 dönemi öncesine ait istemi reddedilmiş, 1.1.1992 1.3.1995 dönemine ilişkin istemin kabulü ile bu dönemde 1140 gün hizmetinin tespitine karar vermiş; karar Özel Dairece yukarıda gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
Özel Dairece, davacının 1.9.1991- 1.3.1995 tarihleri arasında işyerinde sürekli çalıştığına ilişkin mahkemenin kabulünün yerinde olduğu; 1.6.1991 ile 1.9.1991 arasındaki istemin reddinin sonucu bakımından doğru bulunduğu belirtilerek, 1.10.1986 ile 1.6.1991 dönemine ilişkin olarak davacı yararına araştırmaya yönelik olarak bozulmuş, yerel mahkemenin direnme kararını davacı temyiz etmemiştir.
Direnme kararını davalılar temyiz etmişse de mahkemenin 1.1.1992-1.3.1995 arasındaki hizmet tespitine ilişkin kabulü Özel Dairece yerinde bulunarak onanmıştır. Bu nedenle davalıların bu yöne ilişkin temyiz hakkı bulunmadığından direnme kararı onanmalıdır.
2- Özel Dairenin kabule göre davanın kısmi reddinden dolayı vekille temsil edilen davalılar lehine avukatlık parasına hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin de bu çevrede taraflar arasında paylaştırılmasına ilişkin bozmasına da mahkemece direnilmişse de, kabul şekli bakımından yapılan bozmaya direnilmeyeceğinden inceleme konusu yapılmamıştır.
Sonuç: Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 28.06.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy