(2918 S. K. m. 48) (Karayolları Trafik Yön. m. 97) (818 S. K. m. 41)
Taraflar arasındaki "hasar bedelinin tazmini" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 1.Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 27.4.2000 gün ve 1998/966 E. 2000/196 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 14.12.2000 gün ve 2000/7983 E - 10066 K. sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı olan müvekkiline ait aracın sürücüsünün alkollü olduğundan bahisle hasar tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, hasar bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait araç sürücüsünün alkollü olarak yaptığından hasarın teminat dışı olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, davacı şirkete ait araç sürücüsünün olay günü saat 022.00'da alkollü olduğunun tespit edilip 04.45'te yapılan ikinci kontrolde alkolsüz olduğu saptanmış ise de, olay saatinin 01.00 olup, son muayene saatinden geriye doğru, kandaki alkol düzeyinin düşüş hızına göre, sürücünün olay anında 0.56 promil düzeyinde alkollü olup, kazanın da alkolün etkisiyle meydana geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirkete kasko sigortalı aracın hasar bedelinin araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle, ödenmeyen sigorta tazminatına ilişkindir.
Kasko sigortası poliçe genel şartlarının A.5.5.maddesinin dayanağını teşkil eden Karayolları Trafik Kanunu'nun 48.maddesinin 1.fıkrasında "Alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneğini kaybetmiş" kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97.maddesinde alkollü içkilerin oranların ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra yasada yer alan hüküm dikkate alınmadan soyut olarak kandaki alkol miktarının 0.50 promil üstünde olanların araç kullanmayıp kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmiş olması gerekir. Dosyada mevcut bilirkişi raporlarında bu yönde bulgu saptanmamıştır. Bu durumda davacı şirket araç sürücüsü alkollü olsa bile kazanın alkolün etkisi altında meydana geldiği kanıtlanamamıştır. Mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 13.3.2002 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy