(1086 S. K. m. 83, 84, 85, 86, 87) (ANY. MAH. 20.07.1999 T. 1999/1 E. 1999/33 K.) (YİBK. 04.02.1948 T. 1944/10 E. 1948/3 K.) (YHGK. 30.01.2002 T. 2002/2-63 E. 2002/23 K.) (YHGK. 03.07.2002 T. 2002/9-564 E. 2002/572 K.) (YHGK. 05.03.2003 T. 2003/9-76 E. 2003/126 K.) (YHGK. 14.03.2007 T. 2007/2-99 E. 2007/141 K.)
Dava ve Karar: Dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde 64.246:81 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, Gazlıçeşme-organize deri sanayinde bulunan dükkanda murislerine ait hissenin davalı tarafından haksız işgali sebebiyle 24.5.1999-31.12.2005 arası için 21.500,00 TL ecrimisilin faiziyle tahsili istenilmiş, 21.5.2007 tarihli ıslah dilekçesiyle talep 64.246,81 TL'ye yükseltilmiştir.
Mahkemece, davanın ıslah dilekçesiyle artırılan 64.246,81 TL üzerinden kabulü cihetine gidilmiş, hüküm, süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bu aşamada ıslah kavramı hakkında şu açıklamaların yapılmasında fayda görülmüştür.
Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir. (H.U.M.K. m.83) (Prof. Dr. B. Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, B.6.C.IV, İstanbul 2001,s 3965) Islah müessesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itirazla karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımıyla artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir. (Prof. Dr. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuk, C.I.II.B.5, İstanbul 1992 s.534)
Islahın konusunun tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olduğu bir gerçek olduğuna göre, ıslahla düzeltilecek usul işlemlerinin neler olduğundan söz etmek gerekir. Gerek öğreti, gerekse Yargıtay davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir. Yine müddeabihin (davada talep olunan miktarın) artırılıp artırılmayacağı hususu da bir usul işlemi olup ıslahın konusudur. (Kuru: C.IV.s 4035)
Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan, hak ve alacağı bu sürecin dışında, ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, elbette ki mümkün değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin de ıslah yoluyla düzeltilmesi imkansızdır. Çünkü ıslah, yargılama hukukunun şekle ve süreye bağlılığından kaynaklanan zımni hak kayıplarının telafisi için öngörülmüş bir müessesedir. Açık bir irade beyanıyla terk edilen haklar, maddi gerçeğin şekle feda edilmesi gibi bir sonuç doğurmadığı için ıslahın konusu olamaz.
Bilindiği gibi, H.U.M.K.nun 87. maddesinin son cümlesindeki müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyit edemez hükmünü, Anayasa Mahkemesi Resmi Gazetenin 4.11.2000 tarihli nüshasında yayınlanan 20.7.1999 tarih 1999/1 E. 1999/33 K. sayılı kararıyla dava açıldıktan sonra davacının müddeabihi ıslah yoluyla artırılmasını önleyen bu kural, bir hakkın elde edilmesini zorlaştırdığından ve davacıyı 2. kez dava açmaya zorladığından Anayasanın Hukuk Devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğünü kısıtlaması sebebiyle Anayasaya aykırı bulduğundan iptal etmiştir.
Bundan böyle davacı, dava dilekçesinde gösterdiği müddeabihini (davalı muvafakat etmese bile) aynı dava içinde ıslah yoluyla artırabilecektir. Bu düzenleme, davacının ilk dava dilekçesinde saklı tuttuğu fazlaya dair hakkını ek bir davayla istemesine engel olmayacaktır.
Islahın sonuçlarına gelince; Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesine denir. (H.U.M.K.m.83) Islah tahkikata tabi davalarda tahkikat bitinceye kadar ve tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabilir (H.U.M.K.m.84).Yargıtay'ın 4.2.1948 gün 10/3 Sayılı İçtihatları Birleştirme Kararına göre hükmün Yargıtay'ca bozulması üzerine, hüküm mahkemesinde yeni tahkikat sırasında ıslah yapılması mümkün değildir. H.U.M.K.nun 85. maddesi gereğince ıslah muayyen celsede diğer taraf hazır olduğu halde yapılabileceği gibi. diğer tarafa tebliğ edilmek şartıyla dilekçeyle de yapılabilir. Islah tek taraflı bir irade beyanıyla olup, ıslahın geçerliliği için karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne gerek yoktur. Ancak, ıslah eden taraf bu tarihe kadar olan yargılama giderleriyle karşı taraf için mahkemenin takdir edeceği zarar ve ziyanı karşı tarafın talebi üzerine davada mahkum olmuş gibi derhal mahkeme veznesine ödemeye mecburdur (H.U.M.K.m.86/1). Karşı tarafın zarar ve ziyan konusunda bir talebi yoksa mahkeme resen (kendiliğinden) bu masraflar yatırılmadı diye ıslah talebini red edemez.
Davanın tamamen ıslahı durumunda, dava dilekçesinden itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılmasını gerektirir (H.U.M.K.m.87). Gerek öğretide, gerekse yerleşik yargısal kararlarda, davanın tamamen ıslahında yeni bir dava açılmamış sayılacak, tamamen ıslah edilen dava ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan, bunun doğal sonucu olarak, zamanaşımı, hak düşürücü süre ilk davanın açıldığı tarihteki duruma göre dikkate alınacaktır. Onun için davanın tamamen ıslahında ıslah olunan dava, ilk dava gününde açılmış sayılacaktır (Prof. Dr. B. Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 6.baskı c. IV, s.3998 vd. Prof. Dr. S. Şakir Ansay Yargılama Usulleri isimli eser 1960 baskı sh:194 vd, Prof. Dr. İ. Postacıoğlu Medeni Usul Hukuku Dersleri 1975 baskı s.460 vd, Prof. Dr. Saim Üstündağ Medeni Yargılama Hukuku Esasları 1973 baskı s.335 vd, ile aynı yöndeki YHGK.18.12.1957 gün E.2/66 K.64, YHGK. nun 30.1.2002 gün E.2002/2-63 K.2002/23 Sayılı kararı, YHGK. nun 3.7.2002 gün ve 2002/9-564-572 Sayılı kararı, YHGK.5.3.2003 gün ve 2003/9-76-126 Sayılı kararı.)
Davanın tamamen (kamilen) ıslah edilmesi halinde dava dilekçesi dahil, yapılmış olan bütün usul işlemleri yapılmamış sayılır. (H.U.M.K.m.87/1) Ancak, ıslahın ikrara, keşfe, bilirkişi raporlarına, şahit sözlerine bir etkisi olmaz. Yani ıslahla bunlar geçersiz sayılamaz. Taraflar ancak kendi usul işlemlerini ıslahla düzeltebilirler. Mahkemenin ve karşı tarafın işlemleri ıslahın konusu dışındadır. (HGK.14.3.2007 gün ve 2-99 E-141 K.)
Davacı taraf, bilirkişi raporundan sonra davalı tarafın yokluğunda ıslah dilekçesi vererek davaya konu miktarı arttırmıştır. H.U.M.K.'un 85. maddesi gereğince diğer tarafın yokluğunda yapılan ıslahın yazılı olarak karşı tarafa tebliği gerekir. Mahkemece, yoklukta yapılan ıslah işleminin davalı tarafa tebliği işlemi yapılmadan karar verilmesi hatalı olup, sair temyiz nedenleri incelenmeksizin kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 04.02.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy