(1163 S. K. m. 16) (11 HD. 19.04.1999 T. 1999/1076 E. 1999/3035 K.) (11 HD. 01.11.2004 T. 2004/1422 E. 2004/10577 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.05.2004 tarih ve 2002/399-2004/294 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin 17.03.2002 tarihli genel kurul kararı ile ihraç edildiğini, oysa müvekkilinin borçlu değil, yaptığı yöneticilik nedeniyle alacaklı dahi olduğunu, alacağı için itirazın iptali davasının derdest olduğunu ileri sürerek, genel kurul kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, itirazın iptali davasının reddine karar verildiğini, dolayısıyla karşı alacağının olmadığı, davacının borçlarını ödemediği, ihtarnamelerin usulüne uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, kooperatif üyeliğinden ihraca ilişkin genel kurul kararının iptaline ilişkindir.
Dosyada mevcut anasözleşmenin 14/2 nci madde hükmünde, parasal yükümlülüklerini 30 gün geciktiren ortaklara ihtarname gönderilmesi gerektiği öngörülmüştür. Davalı kooperatif yönetimince keşide edilen 9.1.2002 tarihli birinci ihtarname, 2001 yılının Ekim, Kasım ve Aralık ayı aidat borçlarına ilişkin olup, Aralık ayı aidat alacağının vadesinin ne olduğu, vadeden itibaren 30 gün ödenmesinde gecikilmiş olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durumda, mahkemece, ilk ihtarnamede, muaccel olmayan aidat borcunun da yer aldığı sonucuna varılması halinde, böyle bir ihtarnameye de dayanılarak verilen ihraç kararının iptaline karar verilmesi gerekeceğinden, bu yön üzerinde durulmadan, ihtarnamelerin yasaya ve anasözleşmeye uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddedilmesi, eksik incelemeye dayalı olup, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, davacı vekili, davalı kooperatif ortağı bulunan müvekkili hakkında daha önce bir ihraç kararı bulunduğunu ve bu karar hakkında açılan iptal davasının kabulüne karar verildiğini dava dilekçesinde ileri sürmüş olup, mahkemece de bu dosya celbedilmiş, kararın henüz kesinleşmediği duruşma tutanağına geçirilmiş ise de, hüküm gerekçesinde, o davanın, bu davaya etkisi üzerinde durulmamıştır. Oysa, Kooperatif Kanunu'nun 16/son maddesi uyarınca hakkında ihraç kararı verilen ortakların hak ve yükümlülükleri, çıkarma kararı kesinleşinceye kadar devam eder ve ortağın, kooperatif ortaklığından kaynaklanan tüm edimlerini yerine getirmesi gerekir. Bu itibarla, somut olayda olduğu gibi, sonraki bir döneme ilişkin olarak, davacının ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Ne var ki, ilk ihraç kararına ilişkin karar kesinleşmeden, sonraki ihraç kararına ilişkin davanın esasına girilemez. Birinci dava, ikinci dava için bekletici mesele yapılmalıdır. Zira, ilk ihraç kararının iptaline ilişkin davanın reddine karar verilip bu kararın kesinleşmesi halinde, ihraç kararı verildiği gün itibariyle hüküm ifade edeceğinden, ikinci ihraç kararının verildiği tarihte bir ortaklık söz konusu olamayacağından, böyle bir kişinin ihracı da esasen mümkün olmayacak ve ikinci davanın aktif husumet yönünden reddi gerekecek; o davanın kabul ile sonuçlanması ve kesinleşmesi halinde, bu dava için davacının aktif dava ehliyetinin varlığı söz konusu olacağından, yargılamaya devam edilerek, bu dava konusu ihraç kararının yasaya uygun olup olmadığı incelenerek, sonucuna göre bir karar vermesi gerekecektir. Dairemiz'in 19.04.1999 tarih ve 1076-3035 sayılı, 1.11.2004 tarih ve 1422-10577 sayılı ilamları bu yöndedir. Bu itibarla, mahkemece, bu yönden de eksik incelemeyle hüküm kurulması de doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulmasına,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy