(1086 S. K. m. 438) (4721 S. K. m. 24, 25)
Dava: Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İskenderun Asliye 2.Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 2.10.2000 gün ve 1999/1166 E. 2000/925 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 27.3.2001 gün ve 57-2998 sayılı ilamı ile; (... Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş olup, kararı davalı temyiz etmiştir.
Davacı, davalının bir gazetede yayınlanan mektubu nedeniyle tazminat istemektedir. Dava konusu bu mektubun Başbakana ve gazetenin köşe yazarına hitaben yazıldığı anlaşılmaktadır. Dosyadaki belgelerden, davacının yurtdışında olup memleketinde kurduğu fabrikanın ruhsatsız olması nedeniyle belediyece yıkılmasına karar verildiği tartışmasızdır. Davalı, bu fabrikanın yıkılmaması ve yeni formüllerle yasal hale getirilebilmesi için yaptığı girişimler sonrasında davacı belediye başkanının kendisinden istediği arabanın verilmemesi nedeniyle fabrikanın uzun süre faaliyete geçirilemediğini, karşılaştığı bu olumsuz durumu mektubunda açıkladığını savunmuştur. Dinlenen davalı tanıkları, davalıdan bir araba istenmiş olduğunu ve verilmediği için inşaatın durdurulduğunu duyduklarını, fabrika çalışanlarının ikinci el araba verilmesi teklifinin ise belediyeye eski araba hibe edilmesinin hakaret olacağı nedeniyle kabul edilmediğini beyan etmişlerdir. Dosyadaki bilgi, belge ve açıklamalar incelenip değerlendirildiğinde davalının savunmasında ve mektubunda açıkladığı somut olayın doğru olduğu ve davalının ruhsatsız inşaatı nedeniyle bu hukuka aykırılığın gereğini yapmamak için davalıdan araba hibe edilmesinin istendiği kanaatine varılmıştır. Gerçek olduğu anlaşılan bu somut olgunun Başbakana ve gazeteye bildirilmesi kişilik hakkına saldırı oluşturmaz. Öte yandan yayınlanan mektubun bütünü gözetildiğinde davacının köydeki işsiz ve dar gelirli vatandaşları düşünerek yaptığını belirttiği bu fabrikanın kapatılması veya açılamaması durumuna yönelik olarak mektubunda terör örgütünden bahsedildiği, bu sözcüklerin davacı amaçlanarak değil köylülerin işsiz kalmaları durumunun sakıncalı olduğunu belirtmek amacıyla yazıldığı anlaşıldığından bu yönünde davacının kişilik hakkına saldırı oluşturduğu benimsenemez. Şu durum karşısında davanın reddi gerekirken, yerel mahkemece delillerin değerlendirilmesinde ve dava konusu mektubun yorumunda yanılgıya düşünülerek davalının sorumluluğuna karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK. 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince bozulmasına, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 20.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy