(1475 S. K. m. 13) (2822 S. K. m. 20, 24) (1086 S. K. m. 429, 438)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 3.İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 31.10.2000 gün ve 1999/1348 E. 2000/940 K.sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20.3.2001 gün ve 2000/19175-2001/4334 sayılı ilamı ile;
(...Davacı işçi, hizmet akdinin ihbar ve kıdem tazminatı ödenmek suretiyle feshedildiğini ancak, işyerinde uygulanan 01.01.1999 - 31.12.2000 yürürlük süreli Toplu İş Sözleşmesinden yararlandırılmadığını belirterek fark ihbar ve kıdem tazminatı ile ücret farkı isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece davacının iddiası haklı bulunarak istek gibi hüküm kurulmuştur. Ne var ki, Toplu İş Sözleşmesinin imzası tarihinden önce iş yerinden ayrılan işçi ancak ayrık kural bulunması halinde Toplu İş Sözleşmesinden yararlanabilir. Somut olayda hizmet akdinin imza tarihinden önce feshedildiği tartışmasız olup, Toplu İş Sözleşmesinde hizmet akdi 1475 sayılı İş Kanunu'nun 13.maddesine göre feshedilenlerin sözleşmeden yararlanacağına dair özel bir hükme yer verilmemiştir.
Her ne kadar davacı işçi, anılan Toplu İş Sözleşmesinin görüşmeleri sırasında imza tarihinden önce hizmet akdi feshedilenlerin sözleşmeden yararlanacağı konusunda taraf sendika ile davalı işveren arasında anlaşma yapıldığını ve her iki tarafın imzaladığı toplantı ve anlaşma tutanakları ile resmi arabulucu raporunda bu hususun açık olduğunu ileri sürmüş ise de, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nun 24/2. maddesinde Toplu İş Sözleşmesinin metni üzerinde anlaşmazlık çıktığı takdirde, Çalışma Bakanlığında saklanan metnin esas olduğu öngörüldüğünden ve söz konusu sözleşmenin asıl metninde yukarıda belirtilen özel bir hükme yer verilmediğinden davacının Toplu İş Sözleşmesinden yararlanması olanağı bulunmamaktadır. Böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde isteklerinin hüküm altına alınması hatalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK. 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, davacının üyesi bulunduğu Oleyiş Sendikası ile işveren arasındaki görüşmeler sonucu işveren ile sendika yetkilileri arasında anlaşmanın sağlandığı, toplu iş sözleşmesi metninin redaksiyon yapıldıktan sonra ilgili makama iletileceğine ilişkin tutanağın imzalandığı, toplu iş sözleşmesi metninin son halinin tüm sayfaları paraflanıp son sayfasının da yetkililerce imzalandığı ve Bölge Çalışma Müdürlüğüne sunulduğu (2822 sayılı Yasa madde 20) bu durumda sözleşme metninin tümünün işverenin ve sendika yetkililerinin bilgileri dahilinde olduğu ve iradelerinin bu yolda gerçekleştiğinin anlaşıldığı, davacı tarafın redaksiyon sonucu ortaya çıkan metnin imzalanmasında rızayı fesada uğratan hukuki bir sebebin varlığını inandırıcı delillerle isbat etmemiş olduğu gibi, yasalar uyarınca üyesi olan işçiler adına dava açma yetkisi bulunan Oleyiş Sendikası yetkililerinin de müzakereler sonucunda işçiler lehine ancak bu kadar hak sağlanabildiği inancı ile bağıtlanan toplu iş sözleşmesinin geçerli olmadığı konusunda bir itiraz ve davasının bulunmadığı, davacı işçinin de bu hususta sendikaya bir başvurusunun olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan 2822 sayılı Yasa'nın 24/2.maddesinde Toplu İş Sözleşmesi metni üzerinde anlaşmazlık çıktığı takdirde Çalışma Bakanlığında saklanan metnin esas olduğunun öngörülmüş bulunması karşısında Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.un 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 12.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy