(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 427)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 9. İş Mahkemesince davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 26.10.1999 gün ve 656-1583 sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 27.12.1999 gün ve 1999/18955 E. 1999/20179 K. sayılı ilamı ile;
(.... 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının temyiz itirazlarının reddine;
2- Davalının temyizine gelince;
Ankara Defterdarlığı hizmet binası inşaatını üstlenen davalı Emek İnşaat ve İşletme Anonim Şirketi bu işin kalıp ve beton ile ilgili işleri dava dışı Tür-Kom Anonim Şirketine verdiği, bu taşeron firmanın kendi işçileriyle işleri yürütürken Emek İnşaat tarafından işlerin gereği şekilde yapılamadığı gerekçe gösterilerek aradaki istisna sözleşmesinin feshedildiği daha sonra da taşeron firmanın ödeme güçlüğü içine girdiği bu nedenle de Eylül ve Ekim ayları ücretlerini ödeyemediği davalı şirketin taşeronun sözleşmesini feshettikten sonra esasen işçilerin hizmet akitlerinin de son bulduğu davalı Emek İnşaat tarafından işçilerin başvurusu üzerine 1997 yılı Eylül ve Ekim ücretleri ile ihbar tazminatının, Tür-Kom firması ücret bordroları esas alınarak orada belirtilen miktarlar üzerinden ödendiği anlaşılmaktadır.
Davacı işçi eksik ücretle ihbar tazminatı ödendiğini iddia ederek fark alacak isteklerinde bulunmuş, davasına dayanak olarak da gerek davalı gerek dava dışı Tür-Kom firmasının birer yetkilisinin imzasını taşıyan belgeleri göstermiştir.
Mahkemece Tür-Kom firması bordrolarına itibar edilmesinin imzasız olması nedeniyle mümkün olmadığı görüşü benimsenerek gerçek ücretlerin tesbit edilebilmesi amacıyla Ankara Ticaret Odası ile ilgili sendika ve diğer kuruluşlardan ücret miktarlarının ne olabileceği sorulmuş ve sonuçta Ankara Ticaret Odasından gelen cevapta belirtilen miktar esas alınarak hüküm kurulmuştur.
Dosya içinde dava dışı Tür-Kom firması tarafından düzenlenen ücret bordroları gerçekten ne davacı ne de diğer işçiler tarafından imzalanmıştır. Salt bu olgulardan hareket edilmesi doğru değildir. Gerçekten davalı Emek İnşaat Şirketi taşerondan ücret bordrolarını celp ettikten sonra 1997 yılı Eylül ve Ekim ayı ücret bordrolarını düzenlemiş ve davacı ile diğer işçiler de bu bordroları imzalayarak ve herhangi bir ihtirazi kayıtta da bulunmaksızın anılan ayların ücretlerini ve yine bu ücretlere göre hesap edilen ihbar tazminatlarını almışlardır. Bu ödemeler gerek işverenler arasındaki eser sözleşmesinin feshinden ve gerek bunun sonucu olarak işçilerin işlerinin sona erdirildiği tarihten sonra yapılmış olduğu için artık önceki ücret bordrolarında davacının imzasının olmamasının sonuca etkisi olduğu düşünülemez. Davacının isteği üzerine davalı şirket tarafından düzenlenen ve davacının imzasını taşıyan bordroya göre ödemeler yapılmış olduğundan artık ücretinin bu imzalı bordroda gösterilenden fazla olduğunu ileri süremez. Bu bakımdan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş davanın reddine karar verilmesinden ibarettir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Taraf vekilleri
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
1- Davacı vekilinin davanın reddedilen bölümüne yönelik temyiz itirazları Özel Dairece reddedildiğinden karar davacı yönünden kesinleşmiş olup, davacının temyize hakkı bulunmamaktadır. O nedenle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
2- Davalının temyizi bakımından ise;
HUMK. nun 23.06.1996 tarih 4146 sayılı kanunla değişik 427. maddesine göre 01.01.1998 tarihinden sonra açılan miktar ve değeri 20 milyon lirayı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin kararlar kesindir.
Dava 28.04.1998 tarihinde açılmıştır.
Davacı toplam 86.102.760 TL. ihbar tazminatı ve ücret alacağının tahsilini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 16.042.000 TL. alacağın tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermiştir.
Taraf vekillerinin temyizi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nce davacı tarafın tüm temyiz itirazları reddedilerek, davalının kabul edilen 16.042.000 TL. ihbar alacağına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda ise az yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararı bozulmuştur.
Şu durumda direnme yoluyla hükmedilen ve davalı tarafın temyiz ettiği kabul edilen miktarın kesinlik sınırı 20.000.000 TL. altında olduğu açıktır. O nedenle direnmeye ilişkin kararın kesin olması nedeniyle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Hakkındaki hüküm kesinleşmiş bulunan davacı vekilinin direnme kararını temyize hakkı bulunmadığından temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2- Yukarıda 2. bendde açıklanan nedenlerle, temyiz ettiği bölüm kesin olan davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, istek halinde temyiz peşin harçlarının iadesine, 14.06.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy