(3201 S. K. m. 2, 3)
Dava: Taraflar arasındaki "istirdat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Antalya İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 10.10.2000 gün ve 1999/268 E. 2000/741 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 22.1.2001 gün ve 2000/8182 E. 2001/55 K. sayılı ilamı ile; ( ....3201 Sayılı Kanunun 3. maddesi hükmüne göre, "yurt dışında geçen çalışmaların borçlanılabilmesi için yurda kesin dönüş yapmak" esas koşuldur. "Yurda kesin dönüş"den söz edilebilmesi için yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının çalışma hayatına yönelik tüm ilişkilerini gerek çalıştığı işyerleri gerekse ilişkin olduğu tüm Sosyal Güvenlik Kuruluşları yönünden sona erdirerek yerleşmek üzere Anavatan'a dönüş yapmaları gerekir.
Dava konusu olayda; davalı sigortalının 3201 Sayılı Kanuna göre borçlanma talep tarihi ( 14.07.1992 ) ve yaşlılık aylığı tahsisine ilişkin talep tarihini ( 27.07.1992 ) kapsar biçimde 01.05.1982-31.12.1996 döneminde Alman Sosyal Sigorta Mercii'ne isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödediğinin anlaşılması ve Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin "isteğe Bağlı sigortalılığa ilişkin 26. maddesinin 02.11.1984 tarihinde imzalanan, 01.04.1987 tarihinde yürürlüğe giren II. Ek sözleşme ile kaldırılması karşısında; Türk Vatandaşlarının Alman Sosyal Sigorta Mevzuatı kapsamında isteğe bağlı sigortalılık hakkından yararlanabilmeleri için Almanya'da ikametlerinin yasal koşul olup-olmadığı ya da başlangıçta Alman Sosyal Sigorta Mevzuatı kapsamında isteğe bağlı sigortalı olan Türk vatandaşlarının sonradan ikametgahlarını Türkiye'ye nakletmeleri durumunda bu olgunun süregelen isteğe bağlı sigortalılığın sona erme nedeni olup olmadığı, Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 26. maddesi sonradan 01.04.1987 yürürlük tarihli II. Ek sözleşme ile kaldırılmış ise de, isteğe bağlı sigortalılığı önceden başlayan Türk vatandaşlarının bu yönde saklı haklarının bulunup bulunmadığı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile ilgili diğer mercilerden araştırılmalıdır. Bu yönde sigortalı lehine yani olumlu sonuca varılması halinde artık "yurda kesin dönüş" koşulunun davalı sigortalı yönünden gerçekleştiği kabul edilerek; davacı Kurumun davaya konu istirdat istemi bu çevrede değerlendirilmelidir.
Öte yandan, 12.11.1996 tarihli tıbbi raporda, davalı sigortalının 1994 yılı sonuna kadar Almanya'da şoför olarak fiilen çalıştığının sigortalı beyanına atfen öngörülmesi, ne var ki sigortalının yargılama aşamasında bu olguyu kabul etmemesi nedeniyle sigortalının borçlanma talep tarihi ile yaşlılık aylığı tahsis talebini içeren dönemde Almanya'da fiilen çalışıp çalışmadığı yöntemince ve gereğince araştırılmalı; sübutu halinde dava şimdiki gibi kabul edilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı sigortalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. .. ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre,Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 13.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy