(818 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 4. Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 27.9.2000 gün ve 1999/318 E. 2000/474 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2.4.2001 gün ve 693-2652 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, müvekkilinin borçlusu A. Sıvışoğlu tarafından davalı bankada müvekkili adına açılan hesaba 100.000 USD yatırıldığını ve hesap cüzdanının verildiğini, parayı çekmek için davalı bankaya gittiğinde hesabı açan A. tarafından çekildiğinin söylendiğini ileri sürerek, 100.000 USD.nın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Banka vekili, bankadaki hesabın dava dışı Başkent Döviz A.Ş. ne ait hesaptan fîktif olarak yaratıldığını, davacının tekemmül etmiş bir mevduat ilişkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, işlemin BK.nun 18 inci maddesinde düzenlenen muvazaalı işlem olduğu, hükümsüz sayılan işlemde de davalı bankanın herhangi bir sorumluluğu doğmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yukarıda özet olarak açıklandığı gibi, davacı adına açılan hesaptan izinsiz olarak ödeme yapıldığı iddiasıyla bu davayı açmıştır. Dava dilekçesinde de A. Sıvışoğlu'ndan alacaklı olduğunu, borcu ödemek için bu şahıs tarafından hesabın açıldığını ileri sürmüştür. Mahkemece, dava dışı A. Sıvışoğlu'nun açtığı hesabın muvazaalı işlem niteliğinde olduğu ve işlemlerin fiktif olarak yapıldığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bankalar Kanunu'nun 35 nci maddesi gereğince, mevduat hesabı sahipleri veya temsilcileri dışında başkalarına ödeme yapılması mümkün değildir. Aksi halde banka yaptığı ödemeler nedeniyle hesap sahibine karşı sorumlu olur.
Somut olaya gelince; davacı, hesabın A. Sıvışoğlu tarafından borca karşılık açılıp paranın bu hesaba yatırıldığını iddia etmektedir. Davacı; A. Sıvışoğlu' ndan alacaklı olduğunu kanıtladığı takdirde adına açılan mevduat hesabından kendisi yada temsilcisinin dışında ödeme yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, dava dışı A. Sıvışoğlu aleyhine alacağını kanıtlamaması açısından dava açması için davacıya süre verilmesi ve dava açıldığı takdirde sonucu çerçevesinde değerlendirme yapılması, verilen sürede dava açılmadığı takdirde davanın reddedilmesi gerekir iken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmuştur.
Direnmeye ilişkin yerel mahkeme karan davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere delillerin değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davacı tarafın davada taraf olmayan üçüncü kişi aleyhine açacağı davanın sonuca etkili görülmemesine göre mahkemenin bu yöne ilişen direnmesi yerindedir. Ne var ki, işin esasına ilişkin temyiz itirazları Özel Dairesince incelenmediğinden dosya Özel Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararı yerinde ise de, işin esası ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 11. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 17.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy